Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
06.07.2026 · 39 · 0 · Tahmini 5 dk okuma
PDF olarak indir

“Benim Kalemim Çoktan Kırıldı” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Benim Kalemim Çoktan Kırıldı

çünkü aydınlık da bazen bir yanılgının beyazıdır

ben o beyazın içinde daha çok eksiliyordum

karanlık bana adımı sormuyordu en azından

beni olduğum yerden başka bir yere çevirmiyordu

bir insanın en büyük huzuru

kimsenin ona hikaye yüklememesidir belki


sonra bir sabah

bahar mıydı değil miydi

ben zaten mevsimlere inanmam artık

içimde unutulmuş bir kıpırtı hissettim

kıpırdanmak dediğim de

bir tohumun karanlıkta yer değiştirmesi kadar küçük

bir saç telinin yastığa bıraktığı iz kadar belirsiz

yine de ürktüm

belki de hiç filizlenmemiş olan bir şey

neden kıpırdar durduk yere


çiçeklerin adını unuttuğum gün

kendimi tamamıyla eksik hissetmiştim

şimdi ise eksikliğin de bir ses olduğunu fark ediyorum

insanın içinde kendiyle çarpışan bir rüzgar var

mecalsiz yönsüz ama orada

senin gülüşün uzaktan hala duyuluyor belki

ama bana ulaşana kadar

kırılıyor

soluyor

kendine benzemez bir hale geliyor


ben baharın geldiğini

üzerime çöken ağırlıktan anlıyorum artık

bahar umut değildir bende

biraz daha eksilme mevsimidir

yaprak gibi inceliyorum

rüzgar beni taşımıyor

sadece üzerimden geçiyor

kimse dokunmak istemiyor gölgeme

çünkü gölge ağırdır

insanı büyütürken karartır


geceleri içimde bir çocuk ağlıyor hala

gitme diyor

ama kime dediğini bilmiyorum

belki sana

belki bana

belki hiç olmayan birine

adını sorsam söyleyemeyecek kadar yorgun o da

ben ona sarılmaya çalışırken

kollarım boşluğa düşüyor

boşluk beni geri itiyor

sanki kendime bile yaklaşmama izin yokmuş gibi


aynaların beni unuttuğu gün

ben de yüzümden vazgeçtim

bir insan yüzünü unutunca

geriye hangi benliği kalır

ses mi

göğe attığı kırık dua mı

karanlıkta el yordamıyla bulduğu

o küçük utangaç umut mu

bilmiyorum


belki de ben hep yanlış yere büyüdüm

belki gövdem değil

korkularım filizlendi

toprak beni reddetti ama ben

reddedilişi nimet sayacak kadar uysaldım

şimdi içimde bir utanç geziniyor

adı yok

yüzü yok

ama adımı biliyor


senin ışığın hala kapının dışında duruyor

ben bakınca içeri doluyor

ben gözlerimi kaçırınca

daha çok büyüyor

gölgeni nereme koyacağımı bilemediğim için

susuyorum

susmak bazen

hem kalmak

hem gitmektir

ben ikisini birden yapıyorum

ve hiçbirine tam sığamıyorum


karanlık koridora geri dönüyorum

uyku ile uyanıklığın o uzun içi boş yerinde

adımlarım yok

yankım var sadece

adını söylemiyorum artık

çünkü söylersem eksik kalan yerim kanar biliyorum

ben kanamaktan yoruldum

sen bakmamaktan


ve gün bitiyor

ışık çekiliyor

ben yeniden kendi içime düşüyorum

düşmek

en dürüst yürüyüşüm benim


ama itiraf edeyim

içimde hala bir yer ağrıyor

ve o ağrı

senin kadar uzak

senin kadar kör

senin kadar geçmeyen bir iz


bir gün belki

bu iz de silinir

ama silinirse ben kim olurum

onun da cevabı yok

benim kalemim çoktan kırıldı

bunu sana söylemedim söyleyemedim

çünkü kırıldığını itiraf etmek

bir daha hiç yazamayacakmışım gibi

boğazımı sıkan bir gerçekti


oysa sen hep yazmamı istedin

yazayım ki içimdeki karanlık biraz hafiflesin

kelimeler akınca ben de akayım

içimde ne varsa dökülsün

belki ben de biraz toparlanayım

bilmiyordun

ben toparlandıkça değil

düştükçe daha çok ben oluyordum


kalemim kırıldı o gün

belli bir gün yok gerçi

kırılmalar hep sessiz olur

hep yarım bir nefesin ucunda

bir bakarsın artık hiçbir cümlenin ucu

senin sesine çıkmıyor

bir bakarsın kelimeler

senin gölgenin altında çırpınacak yer bulamıyor

ben o gün işte

cümlelerimin kendine küstüğünü fark ettiğim gün

bir ses duydum içimde

bitti


ama hiçbir şey bitmez

sadece şekil değiştirir

kırılan kalemin içinden

başka türlü bir karanlık sızar

ben o sızıyla yazıyorum artık

eli yok

mürekkebi yok

adına yazı bile denmez belki

ama içimde biri hala

karanlığı kağıda sürmeye çalışıyor


zamanın omzuma bıraktığı ağırlık

artık bir yük değil

bir adım geri atmama engel olan

kararlı bir el gibi

kırık kalemle yazılan her şey

daha doğru geliyor bana

çünkü düzgün bir çizgiye borçlu değil hiçbir kelime

çarpılıyor

kayıyor

eksiliyor

tıpkı benim gibi


bir gün masanın köşesinde

kalemimin ikiye ayrılmış haline baktım uzun uzun

sen olsan tamir olur derdin belki

sen hep tamire inanırdın

ben hep küle

ben bir şey kırıldığında

onun kaderinin artık o kırıkla çizildiğini bilirdim

toparlanmaz

toparlansa da eski halini unutturamaz

ben de unutturamadım kendime

kimseye unutturmaya çalışmadım


sonra bir gece

bambaşka bir acı sardı içimi

belki de yazmayı değil

kendimi kaybetmiştim

kelimenin kendisine değil

bana aitti kırık


kalemsiz kalmak bir eksiklik değilmiş meğer

eksik olan bendim

hep bendim

kalemin suçu yoktu


ama yine de yazamıyordum

cümleler içimde birikiyor

yürüyor

yıkılıyor

bir daha kuruluyordu

ben içimdeki bu karmaşayı

tek bir kelimeyle karşılayamıyordum artık


ve o zaman anladım

acının da renkleri var

bazısı beyazdır

dışarıdan bakana temiz görünür

sessizdir

gürültü yapmaz

ama insanın içini yavaş yavaş soldurur


bazısı yeşildir

ilk bakışta hayat gibi durur

filiz gibi

umut gibi

ama dokununca anlarsın

o yeşil aslında geçmeyen bir yaradır

insanın içinde büyür

iyileşmez

sadece alışılır


ben beyaz acılarla susmayı öğrendim

yeşil acılarla yaşamayı


benim kalemim çoktan kırıldı

yazmayı unuttuğumdan değil

kendime dokunmak yaraladığından

her harf bir anıya

her kelime bir çürüyüşe benziyordu

ve ben artık

kendi çürüyüşümü kağıtla paylaşmaktan utanıyordum


ama yine de

bak şimdi

işte burada

kırık bir kelimenin gölgesinde

sana yazıyorum

belki yazı değil bu

belki bir ağıt

belki bir sızı

belki de kırık bir kalemin

son kez çıkardığı ince bir ses


sen hiç duymayacaksın belki

ama ben biliyorum

kırılan her şey

bir iz bırakır

ve ben o izle yaşamayı

nihayet kabul ediyorum


kalemim kırıldı evet

ama içimde bir şey hala

bırakmıyor yazmayı


belki o yüzden bunca zaman

susarak konuştum

karanlığa anlattım seni

gölgeme güvendim


ve işte şimdi

kırık kalemin son ucuyla

bir kez daha itiraf ediyorum


ben hala bitmedim

yalnızca eksildim


kırık kalemimle bile

kendime doğru yazıyorum hala

çünkü bazen

çizginin yamuk olması

doğruya en çok benzeyen şeydi

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Benim Kalemim Çoktan Kırıldı

erdmoztrk erdmoztrk