Haysiyetli Bir Yalnızlık Mirası
Bir gün öleceğim oğlum,
Buralar sana emanet.
Sana bu çatlamış toprakların sessizliğini,
Güneşin kavurduğu şu huysuz avluları
Ve cebimde biriktirdiğim o eflatun mahcubiyeti bırakıyorum.
Ben ki yorgun bir martının kanadına sığınmışım yıllardır,
Hayatı hep kırık bir camın ardından izledim.
Sen sakın saklanma,
Yüzünü rüzgâra dön ve bağıra çağıra sev dünyayı.
Bilesin ki öfke, fırtınalı bir gecenin en kırılgan filizidir;
Onu göğsünde fazla büyütme.
Adalet dedikleri o nazlı, o erguvan renkli sarmaşık
Ancak zarafetle sarar insanın yüreğini.
Kırıldığın yerlerden filizlenmeyi öğren,
Baban gibi susma usulca;
Kelimeleri birer kırlangıç gibi sal gökyüzüne.
Sana ne büyük bir saltanat bırakıyorum ne de tunçtan bir zırh;
Sadece haysiyetli bir yalnızlık,
Ve belki bir de akşamüstleri sığınacağın o mahzun türküler...
Eğer bir gün yorulursa bacakların,
O sokak lambasının altında dur ve hatırla:
Bir çocuk en çok babası öldüğünde büyür derler,
Ama sen büyüme hemen, biraz çocuk kal.
Laf aramızda; biz en çok çocukluğumuzla direndik bu kışa.
Gözlerindeki o berrak, o ihtiraslı maviliği
Hangi fırtına koparsa kopsun kirlenmeye terk etme.
Buralar sana emanet oğlum:
Pencerenin önündeki o boynu bükük fesleğen,
Sokağın başında havlayan o çil yüzlü köpeğin rızkı,
Ve hiç söylenmemiş, yarım kalmış o incecik sevdalar...
Ben artık bir yaprağın düşüşündeyim,
Bir yağmur damlasının toprağa değdiği o kısacık anda.
Beni ararsan,
Kendi yüreğinin o en tenhalı, en cesur yerine bak.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.