Onun Hikâyesi
Onun Hikâyesi
"Bazı insanlar yaşadıkları hayatı anlatmaz; yazdıkları satırlarda yeniden yaşarlar."
O, hayatı takvim yapraklarıyla değil; yüreğinde biriktirdiği izlerle ölçen insanlardandı.
Yürüdüğü yollar hiçbir zaman düz olmadı. Kimi zaman kalabalıkların ortasında yapayalnız kaldı, kimi zaman sessizliğin en derin kuytusunda kendini buldu. Kaybettikleri oldu, vazgeçmeyi düşündüğü günler de... Ama umudu hiçbir zaman bütünüyle bırakmadı. Çünkü bilirdi ki insanı ayakta tutan, başına gelen fırtınalar değil; içindeki ışığı söndürmemektir.
Çocukluğundan beri dünyaya başka türlü bakardı. Herkesin sıradan gördüğü ayrıntılarda o, hayatın gizlediği hikâyeleri arardı. Eski bir ağaç, yağmurdan sonra yükselen toprak kokusu, denizin kıyıya bıraktığı sessizlik... Ona göre hiçbir şey sebepsiz değildi; her görüntünün, her suskunluğun anlatacak bir sözü vardı.
Onu tanıyanlar önce sessizliğini fark ederdi. Oysa o sessizlik, söyleyecek sözü olmadığı için değil; her kelimenin bir ağırlığı olduğuna inandığındandı. Konuşmaktan çok dinledi, anlatmaktan çok anlamaya çalıştı. Belki de bu yüzden hayat, ona herkesten farklı hikâyeler fısıldadı.
Bir gün kalemine uzandı. Yazmaya başladığında yalnızca mürekkep dökülmedi sayfalara; yılların biriktirdiği özlemler, bekleyişler, kırgınlıklar ve iyileşen yaralar da satır aralarına yerleşti. Yazdıkları yalnızca kurgu değildi; yaşanmış bir ömrün, insan kalabilme çabasının sessiz tanıklığıydı.
Yazarken kimseye yol göstermeye çalışmadı. Çünkü biliyordu ki en güzel yazılar, okurun yüreğine usulca dokunabilenlerdi. Bir cümlesinde kendini bulan tek bir insan bile, onun için bütün övgülerden daha kıymetliydi.
Eski bir köstekli saatin tik taklarında zamanı dinledi; martıların çığlığında hasreti, dalgaların kıyıya vurup çekilişinde ise huzuru buldu. Belki de bu yüzden yazılarında en çok bekleyen insanlar vardı. Çünkü o, beklemenin de sessiz bir sevme biçimi olduğuna inanırdı.
Kusursuz değildi. Böyle bir iddiası da hiç olmadı. Hatalarını saklamak yerine onlarla yüzleşmeyi seçti. Bilirdi ki insanı değerli kılan, hiç düşmemesi değil; her düşüşten sonra vicdanını kaybetmeden yeniden ayağa kalkabilmesidir.
Yıllar ona bir gerçeği öğretti: Geriye kalan, sahip olduklarımız değil; dokunduğumuz hayatlardır. Bir dostun güveni, bir çocuğun gülüşü, içten söylenmiş bir teşekkür ve ardından hayırla anılacak bir isim... İnsan biraz da başkalarının hatıralarında yaşamaya devam eder.
Belki bir gün adı unutulacak. Belki yüzünü hatırlayan kimse kalmayacak. Ama eğer yazdığı tek bir cümle, karanlık bir gecede bir yabancının yüreğine umut olabilirse, işte o zaman gerçekten yaşamış sayılacak.
Çünkü bazı insanlar yaşadıkları yıllar kadar değil, dokundukları yürekler kadar vardır.
Ve onun bütün hikâyesi, belki de tek bir cümlede saklıydı:
O, ömrünü yazıya değil; yazıyı ömrüne dönüştürmeye çalışan bir insandı.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.