Rüzgarın Savurduğu Sevgiler
Rüzgârın Savurduğu Sevgiler
Gece yarısını çoktan geçmişti. Sokak lambaları bu gece bir başka yanıyordu. Ay ışığı gibi kıvrak ve ince bir hüzün yayıyordu şehrin üzerine. Kuzey, boynundaki atkıya biraz daha sarınıp kaldırımlarda yürürken etrafındaki derin sessizliği dinledi.
Şehir, sanki bağrında taşıdığı yetimlerine ve yalnızlarına küsmüştü. Sırtını dönmüş, kendi içine kapanmıştı. Biraz ileride, karartıların ardında uzanan deniz ise bu küskünlüğe dayanamıyor, sessizce ağlıyordu. Dalgalar kıyıya her vurduğunda küçük hıçkırıklar gibi köpürüyor, sonra ağır ağır geri çekiliyordu.
Kuzey, yıllardır kendisini ferahlatan sahile doğru yürüdü.
Kumsala adım attığında bir süre olduğu yerde kaldı. Ayın ışığı kumların üzerine öyle bir vuruyordu ki sahil boyunca altın taneli orkideler açmış gibiydi. Rüzgâr hafifçe estiğinde görünmez çiçeklerin yaprakları birer birer havalanıyor, geçmişten kalan sevgileri gecenin karanlığına savuruyordu.
Kuzey gözlerini kapattı.
Rüzgârın taşıdığı koku, yıllar önce terk ettiği bir mevsimi yeniden getirdi. Bir ses, uzaklardan gelen bir fısıltı gibi zihninde yankılandı.
Bahar...
İsmini içinden geçirdiğinde, yıllardır kapalı tuttuğu bir kapı aralandı.
Yıllar önce yine bu sahilde tanışmışlardı.
O gün deniz sakindi. Güneş, suyun üzerinde küçük ışıklar bırakıyordu. Bahar'ın saçlarında küçük, beyaz bir orkide vardı.
Kuzey çiçeği fark edince sormuştu:
“Orkideleri sever misin?”
Bahar gülümsemişti.
“Severim. Narin görünürler ama düşündüğünden daha güçlüdürler.”
O gün başlayan konuşmaları, zamanla bir sevgiye dönüşmüştü.
Birlikte yürümüşler, aynı denize bakmışlar, aynı yağmurun altında ıslanmışlardı. Bazen saatlerce konuşmuş, bazen tek kelime etmeden yan yana oturmuşlardı.
Kuzey, Bahar'ın yanında zamanın başka aktığını düşünüyordu.
Bir akşam Bahar, saçındaki orkideyi çıkarıp Kuzey'in avucuna bırakmıştı.
“Bunu sakla.”
“Niçin?”
“Bir gün kaybolursak bizi yeniden buluştursun.”
Kuzey gülmüştü.
“Biz kaybolmayız.”
Bahar da gülümsemişti.
İnsan, bazı cümleleri söylerken hayatın kendisine ne hazırladığını bilmiyordu.
Bahar bir sabah gitmişti.
Ardında yalnızca birkaç satırlık bir mektup bırakmıştı:
“Beni arama, Kuzey. Seni unutmadığımı bil. Bazen insan, sevdiği kişiden uzaklaşarak onu koruyabileceğine inanıyor.”
Kuzey önce inanmak istemedi.
Sonra günler haftalara, haftalar aylara dönüştü.
Bahar dönmedi.
Kuzey onu aradı. Haber alamadı. Sorular sordu, cevap bulamadı.
Yıllar boyunca aynı cümleyi düşündü:
Beni neden kendinden uzaklaştırdı?
Cevabını bulamadı.
Ta ki yıllar sonra, bir gece eski adresine gelen o zarfa kadar...
Zarfın üzerinde yalnızca adı yazıyordu:
Kuzey.
İçinden tek bir cümle çıktı:
“Bazı hikâyeler bitmez. Sadece zamanını bekler.”
Altında bir yer ve saat vardı.
Bu gece. Sahilde.
Kuzey bu yüzden oradaydı.
Rüzgâr yeniden esti.
Başını kaldırdığında sahilin biraz ilerisinde bir kadın silueti gördü.
Kadın denize dönmüş, saçlarını rüzgâra bırakmıştı.
Kuzey birkaç adım attı.
Kadın yavaşça ona doğru döndü.
Yıllar yüzünü değiştirmişti.
Ama gözlerini değiştirememişti.
Bahar...
Aralarında birkaç adım kaldığında ikisi de durdu.
Uzun süre konuşmadılar.
Kuzey sonunda sessizliği bozdu.
“Değişmişsin.”
Bahar hafifçe gülümsedi.
“Sen de.”
Kuzey'in söylemek istediği çok şey vardı. Fakat yılların biriktirdiği soruların içinden yalnızca biri çıkabildi.
“Neden?”
Bahar gözlerini denize çevirdi.
“Gitmem gerektiğinde sana gerçeği anlatamadım.”
“Yıllarca seni bekledim.”
“Biliyorum.”
“Bildiğin hâlde neden sustun?”
Bahar derin bir nefes aldı.
“Çünkü seni sevdiğim için.”
Kuzey başını iki yana salladı.
“İnsan sevdiği için gitmez.”
“Bazen gider.”
“Benden kaçtın.”
“Hayır,” dedi Bahar. “Seni kendimden korumaya çalıştım.”
Kuzey sustu.
Bahar'ın gözleri denizin karanlığına takıldı.
“O zaman hastaydım.”
Kuzey'in yüzü değişti.
“Ne kadar?”
“Doktorlar önce fazla zamanım olmadığını söylediler.”
Bahar bir an sustu.
“Sonra yanıldıklarını anladılar. Ama ben çoktan kararımı vermiştim.”
“Benden sakladın.”
“Evet.”
“Neden?”
Bahar gözlerini ona çevirdi.
“Çünkü seni bekleyen bir hayat vardı. Ben ise o hayatın içine kendi korkularımı bırakmak istemedim.”
Kuzey'in sesi titredi.
“Benim yerime karar verdin.”
“Biliyorum.”
“Belki yanında kalmak isteyecektim.”
Bahar'ın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
“Bunu düşünmeye cesaret edemedim.”
Deniz kıyıya vurdu.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sonra Bahar çantasından küçük bir kutu çıkardı.
Kutuyu açtı.
İçinde kurumuş bir orkide vardı.
Kuzey'in gözleri doldu.
“Sen bunu sakladın.”
“Sen de sakladın.”
Kuzey elini cebine götürdü.
Yıllardır yanında taşıdığı orkideyi çıkardı.
Bahar gülümsedi.
“Demek sözünü tuttun.”
Kuzey çiçeğe baktı.
“Sen de.”
Bahar başını salladı.
“Bazı sözler unutulmuyor.”
Rüzgâr yeniden esti.
Kumların üzerinden ince bir toz bulutu geçti.
Kuzey, yıllar önce söylediği bir cümleyi hatırladı:
“Biz kaybolmayız.”
Bahar ona baktı.
“Kaybolmadık.”
“Yalnızca çok geç kaldık.”
“Belki de tam zamanında geldik.”
Kuzey cevap vermedi.
Bahar'ın elini tuttu.
İkisi yan yana denize doğru yürümeye başladılar.
Ay ışığı kumların üzerinde yeniden ince bir yol çizdi. Kumsalda altın taneli orkideler açmış gibiydi.
Rüzgâr hafifçe esti.
Bu kez geçmişten kalan sevgileri savurmuyordu.
Onları geri getiriyordu.
Kuzey, Bahar'ın elini biraz daha sıkı tuttu.
Ve yıllar önce yarım bıraktıkları yürüyüşe kaldıkları yerden devam ettiler.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.