Unutulmuş Anlam
Zaman, üstümüzde ağır bir kireç tabakası bıraktı,
harfler tezgahlara yığıldı, kelimeler pazar yerlerinde tartıldı,
koca bir gürültü barajı kuruldu önümüze, katman katman enkaz.
Ama bir şey, derinin altında sinsi bir sızı gibi eksikti artık;
fırlatılan her matbaa mürekkebinin, göğsü yırtan her anonsun ardında,
o eski, o pürüzsüz, o gövdeden kopan anlam unutulmuştu o nemli raflarda.
İnsan, tenindeki o çıplak, o acemi dokuyu kaybettikçe,
dışarıdaki o cilalı kabuğa, o sahte vitrine sarıldı can havliyle.
Görkemli unvanlar kazındı mermerlere, büyük simgeler yontuldu sert taşlardan,
kelimeler mikrofonlarda çiğnendi gürültüyle,
ama niyetlerin o berrak, o ilk rengi tamamen çekildi göz pınarlarından.
Sözcükler artık, o dar odalarda bir başkasının söküğünü dikmek için değil,
turnikelerden geçecek o kalabalıkları bir hizada tutmak için basıldı matbaalarda.
Kalın kitaplar, o zifiri geceleri tek bir mum aleviyle bölmek için değil,
zihinlerin çeperini daraltmak, pürüzsüz bir itaat üretmek için okundu o sağır akşamlarda.
Ve o asil anlam,
en çok bağırılan, hoparlörlerin titrediği o meydanların tam ortasında
boğuldu ve çekildi kenara sessizce.
Çünkü çok konuşanın, o yüksek frekanstan kendi nabzını bile duymaya vakti kalmaz,
çünkü o parlak camlara çok yazan, parmak uçlarındaki o gerçek sızıyı unutur.
Oysa anlam dediğin,
bazen o hırçın kalabalığın ortasındaki o dilsiz duraklamadır.
Bir yabancının paltosunu iliklerkenki o kırık jestinde, bir kapı eşiğindeki o soğumuş rüzgârda,
ya da bir gölgenin duvara vuran o mağrur, o yalnız eğiminde.
Ve insan, uykusundan bir namlu sesiyle sıçrar gibi yeniden hatırlamalı o ilk yuvayı;
anlam, mürekkebin donuk yazısında değil,
tenin toprağa değdiği çiğ, yaralı yaşanmışlığın içinde saklıdır.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.