Uyuyanlar Ülkesi
Gece, pencerelerin gerisinde kıpırtısız sızı.
Duvar diplerinde birileri susuyor,
Kendi sesini unutan derin bir boşluğa doğru.
Yüzüne vuran yapay aydınlığın içindesin şimdi.
Her şey yerli yerinde sanıyorsun.
Oysa sabahları yürüdüğün asfalt,
Altında binlerce kırık rüya saklayan sessizliğe açılıyor.
Sokaklar basılan toprağı hissetmeyen adımlarla dolu.
Bir çocuk, henüz ilk cümlesini kurmadan
Unutanlar korosuna ekleniyor.
Duraklarda bekleyenlerin parmak uçları donmuş.
Avuçlarında yalnızca zamanın uyuşukluğu.
Herkes yanındakinin omzuna bakıyor,
Kimse gözün içindeki yangını görmüyor.
Köşebaşlarındaki mercekler suçüstü yakalamıyor bizi.
Cam gözlerin arkasındaki irade körleşti;
İzlemiyorlar, yokluğumuzu kaydediyorlar sadece.
Yeni çağın efendileri,
Avuçlarımızın içindeki dipsiz kuyulardan konuşuyor.
Odalarımızda parlak yüzeylerden akan illüzyonu seyrederken,
Göğsümüzün çöküşünü alkışlıyoruz sessizce.
İçimizdeki insan uçurumdan düşüyor.
"Düzelir" diyor bir ses içeriden, yorgun.
"Bir sabah her şey eski rengine döner."
Çarklar dönüyor. Zaman eziliyor.
Metroların turnikelerinden akan kalabalık,
Akşamları başını öne eğip eve dönerken,
Gündüzün sorduğu asıl soruyu hatırlamıyor bir daha.
Yemek yeniyor, televizyon kapanıyor, uyunuyor.
Uyan artık korunaklı odanın sığ uykusundan.
Bu gece pencerene vuran rüya değil.
Hayat sandığın geçirgen sis;
Bu şehrin, bu sokağın,
İçimizde yavaşça ölen son insani cümlenin
Ta kendisidir.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.