Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
05.10.2026 · 42 · 0 · Tahmini 4 dk okuma
PDF olarak indir

“Kiminin Parası Kiminin Duası” şiirini çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Kiminin Parası Kiminin Duası

Çocukken zengin değildi.


Cebinde bozuklukların birbirine çarparken çıkardığı

küçük bir ses vardı yalnızca;

bir de eve dönerken

hangi hurdanın kaç para edeceğini hesaplayan gözleri.


Bakır tel,

eski demir,

kırık sandalye ayağı,

bir köşede unutulmuş soba borusu...


Dünyanın işe yaramaz sandığı ne varsa

onun harçlığıydı.


Bazı günler

mezarlığa giderdi.


Elinde plastik bir bidon,

omzunda günün yorgunluğu.


Mezar taşlarının arasından geçer,

kurumuş toprağın başında duran insanlara sorardı:


— Sulayayım mı?


Kimi para verirdi,

kimi teşekkür ederdi,

kimi başını çevirip ağlamaya devam ederdi.


O zamanlar anlamazdı.


Bir mezarın başında ağlayan insanın

aslında toprağa değil,

toprağın altında kalan hayatına baktığını.


O gün de

güneş mezar taşlarının üzerine

solgun bir ışık bırakmıştı.


İki mezarın arasında

küçük bir kız oturuyordu.


Ayakkabılarının uçları toprağa gömülmüş,

elleri dizlerinin üzerinde,

başını eğmişti.


Çocuk yanına yaklaştı.


— Mezarları sulayayım mı?


Kız başını kaldırdı.


Gözlerinde çocuklara ait olmayan

uzun bir gece vardı.


— Param yok, dedi.


Çocuk bidona baktı.


Sonra kıza.


Gülümsedi.


— Kiminin parası,

kiminin duası.


Kız hiçbir şey söylemedi.


Çocuk iki mezarı da suladı.


Su toprağa değdikçe

küçük çukurlar doldu,

kurumuş çiçeklerin rengi koyulaştı.


Sonra kız ona baktı.


— Sen annenle babanın kıymetini biliyor musun?


Çocuk omuz silkti.


— Biliyorum.


Bunu söylerken

henüz hiçbir şey bilmiyordu.


Kız başını eğdi.


— Bir gün anlayacaksın.


Çocuk uzaklaşmaya başladı.


Mezarlığın demir kapısına geldiğinde

nedense durdu.


Bir şey,

içinde küçük bir taş gibi

yerinden oynamıştı.


Arkasına baktı.


Kız yoktu.


İki mezar,

birkaç kuru yaprak,

ıslak toprak...


Hepsi buydu.


Koşarak geri döndü.


Mezarların arasında

kimse yoktu.


Kızın oturduğu yerde

yalnızca iki küçük ayak izi vardı.


Sonra hayat başladı.


Okul.


Kavgalar.


Kardeşlerin birbirine bağırdığı akşamlar.


Annenin mutfaktan yükselen sesi.


Babanın eve yorgun dönmesi.


Bazı zamanlar masada biriken faturalar.


Kapıların sert kapanması.


Bazen sofrada sessizlik.


Bazen herkesin birbirinden sakladığı

küçük kırgınlıklar.


Çocuk büyüdü.


Bir gün

evden çıkarken annesi:


— Geç kalma, dedi.


O da:


— Tamam.


dedi.


Bir başka gün babası

aynı eski cümleyi kurdu:


— Kendine dikkat et.


O da:


— Ederim.


dedi.


Kardeşleri büyüdü.


Ev küçüldü.


Dünya büyüdü.


Ve çocuk,

bir zamanlar harçlık çıkardığı elleriyle

artık kendi hayatını taşımaya başladı.


İşe girdi.


Sabahları karanlıkta uyandı.


Akşamları

başkasının saatine göre eve döndü.


İlk maaşını aldığında

uzun süre paraya baktı.


Artık hurda toplamasına gerek yoktu.


Artık mezar sulamasına da.


Hayat,

çocukken çözemediği bütün soruların

cevabını parça parça önüne koyuyordu.


Bir gün iş arkadaşlarından biri

babasını kaybetti.


Adam,

telefonu kapattıktan sonra

uzun süre hiçbir şey söylemedi.


Bir başkası annesini kaybetti.


Cenazede herkes ağlarken

o adamın cebinden çıkan telefon

çaldı.


Açmadı.


Telefon sustu.


Sonra tekrar çaldı.


Adam ekrana baktı.


Annesinin adı hâlâ kayıtlıydı.


Ama artık

o isim hiçbir yere gitmiyordu.


İşte o an

çocukluğundan kalma

bir görüntü geldi aklına.


İki mezar.


Islak toprak.


Bir bidon.


Ve küçük bir kız.


“Kiminin parası,

kiminin duası.”


Sonra başka bir cümle:


“Annenle babanın kıymetini biliyor musun?”


İlk kez

o günkü çocuğun verdiği cevaptan utandı.


Biliyordum sanmıştım.


Meğer yalnızca

yanımda olduklarını biliyormuşum.


İnsan bazen sahip olduğu şeyi

kaybetmeden önce değil,

başkasının kaybına bakarken tanıyordu.


O gece eve gitti.


Kapıyı açtı.


Annesi mutfaktaydı.


— Geldin mi?


dedi.


Babasının sesi salondan geldi:


— Yemek yedin mi?


Kardeşi odasından bağırdı:


— Abi!


Hepsi aynı evdeydi.


Aynı sesler.


Aynı duvarlar.


Aynı hayat.


Çocuk kapının yanında öylece kaldı.


Yıllardır ilk kez

evinin sesini duyuyordu.


Annesinin tabaklara çarpan kaşığını,


babasının öksürüğünü,


kardeşinin odasında açılıp kapanan çekmeceyi...


Bir evin

ne kadar büyük olduğunu

o gece anladı.


Metrekareyle ölçülmüyordu.


İçindeki seslerle ölçülüyordu.


Annesine sarıldı.


Kadın şaşırdı.


— Ne oldu sana?


Çocuk cevap vermedi.


Çünkü bazı cevaplar

söylendiğinde küçülür.


Babasının yanına gitti.


Elini tuttu.


O elleri ilk kez

bir babanın elleri olarak gördü.


Çocukluğunda kendisini taşıyan,

hastalandığında alnını yoklayan,

kendi yorgunluğunu cebine koyup

çocuklarının önüne ekmek bırakan

o elleri.


Ve yıllar önce

mezarlıkta oturan kız çocuğunu düşündü.


Kimdi?


Neden oradaydı?


Nereye gitmişti?


Bilmiyordu.


Ama bir şeyi biliyordu:


O kız,

hayatının en önemli cümlesini

ona çocukken söylemişti.


Ve çocuk,

o cümleyi anlamak için

yıllarca büyümek zorunda kalmıştı.


Ertesi sabah

mezarlığa gitti.


Elinde eski bir bidon vardı.


İki mezarın arasına baktı.


Toprak kuruydu.


Çocuk eğildi.


Suyu yavaşça döktü.


Sonra başını kaldırıp

boşluğa baktı.


— Geç kaldım, dedi.


Rüzgâr

mezar taşlarının arasından geçti.


Cevap vermedi.


Belki kız hiç yaşamamıştı.


Belki gerçekten oradaydı.


Belki de bazı çocuklar

insanın hayatına girmek için doğar,

sonra bir daha görünmeden gider.


Çocuk bidonu yere bıraktı.


Mezarlığın kapısına doğru yürürken

telefonu çaldı.


Annesiydi.


Açtı.


— Oğlum, akşam erken gelir misin?


Bir an sustu.


Sonra gülümsedi.


— Gelirim anne.


Telefonu kapattı.


Gökyüzü akşamüstüne dönüyordu.


Mezarların üzerine

uzun gölgeler düşüyordu.


Ve çocuk ilk kez

ölülerin arasında değil,


yaşayanların kıymetini bilerek

eve dönüyordu.


Bazı insanlar

hayatımıza bir kez girer.


Bazılarıysa

bir daha hiç görünmez.


Ama söyledikleri,

insanın içinde yıllarca yaşar.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Kiminin Parası Kiminin Duası

Karanlıkta Saklı Işık Karanlıkta Saklı Işık