Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Şimşek Çaktığında

Şimşek Çaktığında

   Heybetli ve konik yapısıyla yüzyıllardır efsanelere konu olan Ağrı Dağı, bugünlerde huzursuzdu. Dağın çevresinde günlerdir küçük sarsıntılar hissediliyor, zirvesini yılın büyük bölümünde örten karlar mevsim normallerinin dışında hızla eriyordu. Kuyuların ve kaynakların debisinde artış görülürken, suların sıcaklığındaki belirgin yükseliş de dikkatlerden kaçmıyordu.


   Yetkililer, dağın altında olup bitenleri anlamak için ölçümlerini sıklaştırdı. Kısa süre içinde çevrede güvenlik önlemleri artırıldı. Turistlerin dağ ziyaretleri ve tırmanışları geçici olarak yasaklandı. Sönmüş volkan yeniden harekete geçmenin sinyallerini veriyordu.


   Dağdaki aktiviteyi gözlemleyen teknik ekip, orta yaşlı bir erkeğin yüzüstü yattığını gördü. Yanına yaklaştıklarında ölü bir bedenle karşılaştılar. Üzerindeki kıyafetlerden rehber olduğu anlaşılıyordu.


   Polis, olayla ilgili gerekli incelemeleri hemen başlattı. Hayatını kaybeden tur rehberinin ölüm nedeninin kesin olarak belirlenebilmesi için cenazesi otopsiye gönderilmiş, tur grubundaki ziyaretçiler ise tek tek ifadeye çağrılmıştı.


   Yapılan görüşmeler sırasında bazı ziyaretçiler, rehberin tur boyunca Pınar Hanım olduğu anlaşılan bir kadınla yakından ilgilendiğini ve ikisinin zaman zaman baş başa sohbet ettiğini anlattılar. Aralarındaki ilişkinin yalnızca rehber ile turist arasındaki sıradan bir yakınlık olmadığı kısa sürede ortaya çıktı.


   Polis, araştırmalar sonucunda Pınar Hanım'ın kaldığı yeri tespit etti ve kapısını çalarak acı haberi kendisine verdi. Adamın öldüğünü duyduğu anda Pınar Hanım'ın yüzündeki bütün renk çekildi. Birkaç saniye boyunca polislere boş gözlerle baktı. Sonra dizlerinin bağı çözüldü ve olduğu yere yığıldı. Boğazından yükselen çığlık, evin sessizliğini bir anda parçaladı.Pınar Hanım hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlarken, evde bulunan genç yardımcısı Sevgi hemen yanına koştu. Kadını yerden kaldırıp koltuğa oturttu, titreyen ellerini tuttu.


— Pınar Hanım, lütfen kendinize gelin.

Fakat Pınar Hanım'ın gözyaşları dinmiyordu. Bir süre sonra gözlerini polislere çevirerek güçlükle konuşabildi:

— Onu, Melih’i en son dün gece gördüm.

Polis:

— Başınız sağ olsun. Şimdi ölüm nedeni için otopsi yapılıyor. Yarın size bilgi veririz, dedi.

İki gün sonra

Polis memuru Bora, Pınar Hanım'ın kaldığı eve geldi.

— Pınar Hanım, otopsi raporu tamamlandı. Melih Bey’in ölüm nedeni yıldırım çarpması olarak belirlendi. Cenaze işlemlerini bugün başlatabilirsiniz.

Pınar’ın yardımcısı Sevgi Hanım:

— O gün çok şiddetli yıldırımlar çaktı, korkudan uyuyamadım, dedi.

Pınar Hanım başını öne eğdi. Bir süre sessiz kaldıktan sonra gözlerini Bora'ya çevirdi.

— Melih'in anne ve babası yıllar önce vefat etti. Bildiğim kadarıyla hayatta kimsesi yok. Ben İstanbul'da yaşıyorum. Defin işlemlerinin burada yapılmasını istiyorum.

Söylenenler mantıklı görünüyordu. Gerekli işlemler başlatıldı ve Melih'in cenazesi Ağrı'da toprağa verildi. Defin işleminin ardından Pınar Hanım ve yardımcısı Sevgi, Ağrı Havalimanı'na doğru yola çıktı. Uçağa binmelerine dakikalar kala iki polis memuru önlerini kesti.

— Pınar Hanım- Sevgi Hanım

İki kadın şaşkınlıkla polislere döndü.

— Bizimle karakola kadar gelmeniz gerekiyor.

Pınar Hanım'ın yüzü bir anda gerildi.

— Neden? Az önce cenaze işlemlerini tamamladık. Neler oluyor?

Polis memuru Bora, birkaç adım geriden yanlarına geldi.

— Bazı konularda yeni bilgiler ortaya çıktı. Sizi gözaltına almak zorundayız.

Sevgi'nin yüzündeki şaşkınlık yerini korkuya bıraktı. Pınar Hanım ise tek kelime etmeden Bora'nın gözlerinin içine baktı.

— Ama siz bana ölüm nedeninin yıldırım çarpması olduğunu söylemiştiniz.

Bora'nın cevabı kısa oldu:

— Evet. Ama artık bundan emin değiliz.

İki kadın, havalimanındaki yolcuların meraklı bakışları arasında polis aracına götürüldü.

Ağrı Dağı yıllar sonra lav püskürtmeye başlamıştı ve dağın çevresine kimse yaklaştırılmıyordu. Aslında Bora, cinayet şubesinde dedektifti ve tur rehberi Melih’in öldüğü yere, dağın lav püskürtmesi nedeniyle derinlemesine inceleme yapamıyordu.

Bora, Pınar Hanım'ı sorguya aldı:

— Olay yerinin yakınında birinin tabanca düşürdüğünü, tesadüfen metalin parlaması sonucu bulunduğunu tespit ettik. Melih'in bu tabanca ile vurulduğunu belirledik. Balistik inceleme tamamlandı. Silahın Melih'in vurulmasında kullanıldığı tespit edildi ve bu silahın size ait olduğu belirlendi.

Bora devam etti:

— Artık bize gerçeği anlatmanızın zamanı geldi.

Pınar Hanım'ın omuzları düştü. Sanki bütün gücü bir anda tükenmişti. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Uzun süre konuşmadı. Sonunda titreyen sesiyle:

— Melih beni yaklaşık on yıldır maddi olarak sömürüyordu. Sürekli benden para istiyordu. Her defasında başka bir bahanesi vardı. Onun yüzünden birikimlerimin büyük kısmını kaybettim.

Bora öne doğru eğildi.

— Peki, Ağrı'ya neden geldiniz?

— Çünkü ailemden kalan çok değerli bir kolyem vardı. Bir gün kolyenin yerinde olmadığını fark ettim. Melih'in aldığını öğrendim. Onunla yüzleştim. Kolyeyi geri vermesini istedim. Ama vermedi. Bana güldü.O gece bana kolyeyi getireceğini söyledi ama ona inanmadığımdan takip ettim.

— Nereye gitti?

— Dağın eteklerine doğru gitti. Ben de peşinden gittim.

Odanın içinde ağır bir sessizlik oluştu. Şimşekler çakıyordu. Yıldırımı bekledim ve sesle beraber ateş ettim. Melih yere yığıldı. Sonra ellerini yüzüne kapatarak ağlamaya başladı.

Bora hiçbir tepki vermedi.

— Mahkeme gününü bekleyin ve size verilecek avukata verdiğiniz ifadeyi anlatırsınız, dedi.

Mahkeme günü

Mahkeme salonunda çıt çıkmıyordu. Pınar Hanım ile yardımcısı Sevgi, yan yana oturuyorlardı. Hakim, salona bakarak dosyadaki son aşamaya geçilmesini istedi.

Pınar Hanım'ın avukatı ayağa kalktı.

— Sayın Hakim, diye söze başladı. Müvekkilim Pınar Hanım, Melih Bey’e ateş ettiğini kabul etmektedir. Ancak burada önemli bir ayrıntı vardır. Müvekkilim ateş ettiğinde Melih Bey zaten ölmek üzereydi. Kendisi Allah’ın gazabına uğramış, yıldırım çarpması sonucu ağır şekilde yaralanmıştı. Pınar Hanım, ölmekte olan bir kişiye ateş etmiştir.

Salonda hafif bir uğultu yükseldi.

Avukat devam etti:

— Melih Bey, müvekkilimi maddi ve manevi olarak uzun süre yıpratmış, psikolojik açıdan büyük zarar vermiştir. Müvekkilim yaşadığı travmalar nedeniyle psikolojik destek almaktadır. Bu nedenle beraatını talep ediyoruz.

Avukat yerine oturdu.

Hakim başını kaldırdı.

— Başka söz almak isteyen var mı?

Dedektif Bora ayağa kalktı.

— Ben, efendim, dedi.

Bütün gözler ona çevrildi. Bora birkaç saniye sustu. Sonra sakin bir sesle konuştu:

— Sayın Hakim. O gece başka ateş eden biri daha vardı.

Salondaki hava bir anda değişti.

Bora, doğrudan Sevgi’ye baktı.

— Asıl ateş eden Sevgi Hanım’dı.

Salon buz kesti. Sevgi bir anda başını kaldırdı.

— Ben mi?

Bora cevap vermedi.

Sevgi ayağa kalkacak gibi oldu.

—Ben zavallı, fakir bir hizmetçiyim. Benim Melih Bey’le ne alıp verdiğim olur? dedi.

Sonra kendini koltuğa bıraktı.


Bora devam etti:

— Önce sizi ele veren hataya gelelim, Sevgi Hanım. Melih Bey’in ölüm haberini vermek için evinize geldiğim geceyi hatırlıyor musunuz? Şimşek ve yıldırımlardan bahsettiniz ve korkudan uyuyamadığınızı söylediniz. Hayır, hanımefendi. O gün şehirde yağmur da, şimşek de, yıldırım da yoktu. Bu cümleniz sizi araştırmam için yeterli oldu. Şehirde sadece Ağrı Dağı’nda anlattığınız hava olayı yaşanıyordu.


Pınar Hanım evden tabancayı alıp çıktıktan sonra siz de başka bir tabancayla Pınar Hanım’ı takip ettiniz. Pınar Hanım hedefe ateş ederken siz de hedefe ateş ettiniz. Pınar Hanım’ın kurşunu hedefi bulmamış, sizin tabancanızdan çıkan kurşun hedefi bulmuştu. O geceki şimşekler, gök gürültüleri ve dağlardaki yankılar silah seslerini birbirine karıştırdı. Pınar Hanım da panikle oradan kaçarken tabancasını uçurumdan aşağı attı.


Sevgi Hanım:

— Bunlar hayal ürünü, dedi. Peki, ben öldürdüysem tabancam nerede? Ben neden Melih Bey’i vurayım?


Bora, dosyadan bir belge çıkardı.

Melih Bey’in vücudundan çıkarılan mermi çekirdeğini inceledik. Çekirdeğin çapı Pınar Hanım’ın tabancasında kullanılan mühimmatla uyumluydu. Ancak çekirdek üzerindeki namlu izleri, Pınar Hanım’ın tabancasından yapılan deneme atışlarında elde edilen izlerle eşleşmedi. Bu nedenle merminin Pınar Hanım’ın tabancasından ateşlenmediğini tespit ettik. Pınar'ın silahından çıkan merminin olay yerinde bulduk. Böylece Pınar'ın gerçekten ateş ettiği ama öldürücü atışı onun yapmadığını anladık.


Sevgi sustu.

— Melih Bey’in öldürüldüğü günün ertesi günü, evdeki herkesin hareketlerini takip ettik. Siz de dikkat çekmemek için normal davranmaya çalıştınız. Fakat bir hareketiniz gözümüzden kaçmadı.

Bora, dosyadan başka bir belge çıkardı.

— Yaşlı annenize kargo ile aldığınız peynir, lokum ve başka yöresel ürünler gönderdiniz.

Sevgi’nin gözleri büyüdü.

— Kargo İstanbul’a gitmeden önce paketi açtık, dedi Bora. Ürünlerin arasına özenle yerleştirilmiş bir tabanca ve bir kolye bulduk.

Salondan şaşkınlık sesleri yükseldi.

— Tabanca, Melih Bey’i öldüren silahtı.

Bora gözlerini Sevgi’den ayırmadı.

— Ve kolye… Melih Bey’in Pınar Hanım’dan çaldığı kolyeydi.

Sevgi’nin bütün direnci çöktü. Başını ellerinin arasına aldı. Birkaç saniye boyunca hiç konuşmadı.

Sevgi Hanım:

— Melih’e kolyeyi kasadan çalmasına yardım ettim. Bana, her şey bittiğinde benim de payımı vereceğini söylemişti.

Sevgi’nin sesi çatallaştı.

— Sonra öğrendim ki Pınar Hanım onu sürekli sıkıştırıyormuş. Melih de sonunda kolyeyi geri vermeye karar vermiş.

Pınar Hanım’ın yüzü gerildi.

Sevgi devam etti:

— Son dağ kafilesi geziden inerken Melih kolyeyi güvenli bir yere saklamış. Kafile indikten sonra gidip kolyeyi oradan alacak ve Pınar Hanım’a verecekti. Bunu duyunca sinirlendim ve onu vurdum.

Pınar Hanım’ın şaşkınlığıyla dudaklarından istemsizce tek bir cümle döküldü:

— Kolyeyi geri mi verecekti? İmkansız.



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Şimşek Çaktığında

Şimşek Çaktığında

BeyzaKardanadam BeyzaKardanadam