İstila
İnsanlık, Deccal belasından kurtulmuş; dünya yavaş yavaş yeniden huzurlu günlerine dönmeye başlamıştı. Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi, insanlara dünya ve ahiret mutluluğunu kazandıracak hakikatleri birlikte anlatmış, bereketli geçen yedi yılın sonunda Hz. Mehdi Allah’ın rahmetine kavuşarak bu dünyadan göçmüştü.
Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)’e
indirilen yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde Hz. İsa (a.s.),
insanları Allah’ın birliğine davet etmeye devam ediyordu.
Bir süre sonra Asya’dan, Himalaya Dağları
civarından ürkütücü haberler gelmeye başladı. Yerin altında yaşayan ve geçmişte
yeryüzünde büyük kargaşalara sebep olan bir kavim yeniden ortaya çıkmış, etrafa
fitne saçmaya başlamıştı.
Bu kavim kimdi?
Kur’an-ı Kerim’de
zikredilen büyük hükümdar ve Allah
dostu Hz. Zülkarneyn, Hz. İbrahim’in
(a.s.) duasını almış; Allah’ın izniyle
doğuya ve batıya hükmetmişti. Onun ordularının başında ise, karanlıklar
vadisinde ab-ı hayat suyunu içerek ölümsüz kılındığı rivayet edilen teyzesinin
oğlu Hz. Hızır (a.s.) bulunuyordu. Birlikte büyük ordularla dünyayı dolaşıyor,
insanları Allah’a imana, huzura ve mutluluğa çağırıyorlardı.
Zülkarneyn, doğuya yaptığı bir sefer
sırasında Himalaya Dağları yakınlarında yaşayan bir toplulukla karşılaştı. Bu
insanlar, kendilerine sürekli saldıran, ne söz dinleyen ne de barışa yanaşan
bir kavimden şikâyetçiydi.
Ona
şöyle dediler:
“Ey Zülkarneyn! Bu kavim bize sürekli
saldırıyor. Ne söz anlıyorlar ne de duruyorlar. Bizimle onların arasına bir
engel yapar mısın? Bunun karşılığında sana ne gerekiyorsa verelim.”
Zülkarneyne
şöyle cevap verdi:
“Rabbimin
bana verdiği imkânlar sizin vereceklerinizden daha hayırlıdır. Yine de bana
gücünüzle yardım edin; sizinle onların arasına öyle sağlam bir set yapayım ki,
ne aşabilsinler ne de delebilsinler.”
Bunun üzerine demir kütleleri üst üste yığdı.
İki dağın arasını doldurduktan sonra ateşle kızdırdı, ardından erimiş bakır
dökerek onları birbirine kaynaştırdı. Böylece dağların arasını kaplayan muazzam
bir set inşa edildi. Artık o kavim ne bu seti aşabildi ne de delip geçebildi.
.Zülkarneyn,
yaptığı bu işten sonra şöyle dedi:
“Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin
vaadi geldiğinde ise O, bunu yerle bir eder. O’nun vaadi mutlaka gerçektir.”
Nitekim Kehf Suresi’nin 92-98.
ayetlerinde de bu olay haber verilmektedir.
92.Sonra yine bir yol tuttu.
93.Nihayet
iki dağın arasına ulaştığında, neredeyse sözü anlamayan bir kavim buldu.
94.Dediler
ki: “Ey Zülkarneyn! Yecüc ve Mecüc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle
onlar arasında bir set yapman için sana bir vergi verelim mi?”
95.Dedi
ki: “Rabbimin bana verdiği (imkân) daha hayırlıdır. Siz bana güçle yardım edin
de sizinle onlar arasında sağlam bir engel yapayım.”
96.“Bana demir kütleleri getirin.” Nihayet iki
dağın arası eşitlenince, “Körükleyin” dedi. Onu ateş haline getirince, “Bana
erimiş bakır getirin, üzerine dökeyim” dedi.
97.Artık
(Yecüc ve Mecüc) onu ne aşabildiler ne de delebildiler.
98.Zülkarneyn dedi ki: “Bu Rabbimden bir rahmettir.
Rabbimin vaadi geldiğinde onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi mutlaka
gerçekleşir.”
Yecüc ve Mecüc kavmi son derece kalabalık,
kontrolsüz ve yıkıcı bir topluluktu. Amaçları; önlerine çıkan her şeyi yok etmek,
insanların kaynaklarını tüketmek ve yeryüzünde fitne çıkarmaktı.
Yol aldıkları her yeri kuruttular. Taberiye
Gölü’ne vardıklarında göldeki tüm suyu içtiler. Arkadan gelenler ise sadece
şunu diyebildi:“Bir zamanlar burada su vardı…”O kadar kalabalıktılar.
Yeryüzünde
ne su bırakmaya niyetleri vardı ne de yiyecek. İnsanlar sokaklara çıkamaz hale
gelmiş, herkes saklanacak yer arıyordu.
Sonra
birbirlerine şöyle dediler:
“Yeryüzünde kimse kalmadı. Hepsini yok ettik. Şimdi sırada gökyüzündekiler
var!”
Oklarını
göğe doğru fırlattılar. Yüce Allah, o okları kanla boyanmış halde geri
gönderdi. Onlar da bunu bir zafer sanarak, gökyüzündekileri de yok ettiklerini
düşündüler.
Bu sırada Hz. İsa (a.s.) ve müminler,
Peygamber Efendimiz’in haber verdiği üzere Allah’ın emriyle Tur Dağı’na
çekildiler. Orada kuşatma altında kaldılar. Çaresizlik içinde ellerini açıp
Allah’a yalvardılar.
Duaları
kabul edildi.
Allah, Yecüc ve Mecüc’ün bedenlerine
kurtçuklar gönderdi. Nasıl tek bir insanın ölümü kolay ise, onların da hepsi
bir anda yok oldu.
Hz. İsa (a.s.) ve müminler dağdan indiler.
Secdeye kapanarak Allah’a şükrettiler. Dünya, büyük bir beladan kurtulmuştu.
Ancak geriye başka bir sorun kalmıştı: Yecüc
ve Mecüc’ün devasa cesetleri yeryüzünü kaplamış, etrafa dayanılmaz bir koku
yayılmıştı. Bunun üzerine Allah, önce
güçlü bir rüzgâr gönderdi. Ardından büyük kuşlar geldi; cesetleri alıp uzaklara
taşıdı. Sonra gökten sağanak yağmur indi.
Yeryüzü
yıkandı,toprak temizlendi.Dünya yeniden nefes aldı.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.