Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Oysa Ne Çok İnsan Vardı

Oysa Ne Çok İnsan Vardı



Oysa Ne Çok İnsan Vardı


Sabah, yüzüme dokunmadan geçti bugün,

bir başka sabahın iziydi belki

penceremde unutulan o solgun aydınlık.

Elimde tuttuğum şey

bir içecekten çok

geçmişe açılan küçük bir kapıydı sanki.

Dudaklarıma değdikçe

çocukluğumdan bir ses geldi,

sonra sustu.

İnsan bazen

bir sokağın başında kalır öylece;

gidecek yeri vardır da

dönmeye cesareti yoktur.


Kalabalıkların içinden geçtim,

kimse omzuma değmedi.

Oysa ne çok insan vardı

birbirine yetişen,

birbirine benzeyen,

birbirini bekleyen...

Ben hiçbirine yetişemedim.

Uzaklarda bıraktığım bir ev vardı,

kapısı hâlâ açılır mı bilmem.

Bir pencerenin önünde

adımı hatırlayan biri var mıdır,

onu da bilmiyorum.


Bazen insanın memleketi

bir haritada bulunmaz;

bir annenin sesinde,

eski bir sandığın kokusunda,

duvarda asılı duran

solmuş bir fotoğrafta saklanır.

Ben bugün

o fotoğrafın içinden geçtim sanki.

Sonra gökyüzü değişti.

Birdenbire çoğalan sesler

içimdeki sessizliği bastırmaya çalıştı.

Ben sustum.

Çünkü bazı şeyler

söylendikçe küçülür.


İçimde büyüttüğüm o uzaklık

bir adım daha yaklaştı bana.

Elimi uzatsam

dokunacak kadar yakın,

ardından kaybolacak kadar uzak...

Ve anladım:

İnsan bazen

bir yere değil,

kendine dönemiyor.

Akşam çökerken

şehir bütün ışıklarını yaktı.

Ben ise

içimde yıllardır açık duran

tek bir ışığı kapatamadım.



Bir kapı vardı içimde,

yıllardır kimse çalmıyordu.

Anahtarını kaybetmedim,

sadece açmaya

korktum.

Çünkü bazı odalarda

insan kendisiyle karşılaşır.

Ben,

duvarlarda asılı kalan

eski bir sesin peşinden yürüdüm.

Her adımda

başka bir mevsim çıktı karşıma.

Bir çocuk vardı içimde,

elleri ceplerinde,

dünyaya hâlâ inanıyordu.

Ona yetişmek istedim.

Yetişemedim.

Aramıza yıllar girmişti;

ben büyümüştüm,

o beklemekten yorulmuştu.

Bir akşam

gölgemi önümde gördüm.

Benden önce gidiyordu.

Seslendim.

Dönmedi.

İşte o zaman anladım;

insan bazen

kendi hayatının gerisinde kalıyor.

Ne kadar koşarsa koşsun

bazı günlere yetişemiyor.

Bazı vedalar

bir insanın ardından kapanmıyor,

içinde açık kalıyor.

Ve sen

her sabah yeniden uyanırken

aynı eksikliği

başka bir yüzle karşılıyorsun.

Bir sokak geçiyorsun,

bir koku duyuyorsun,

uzaktan bir kapı kapanıyor...

Birden

yıllar önce bıraktığın yer

içinde yeniden kuruluyor.

Kimse bilmiyor.

Kimse anlamıyor.

Sen de anlatmıyorsun.

Çünkü bazı yaraların

adı yoktur.

Sadece

insanın konuşurken

bir yerde durup

neden sustuğunu anlarsın.

Gece ilerliyor.

Şehir yavaşça çekiliyor kendinden.

Ben hâlâ aynı yerdeyim.

Elimde geçmişten kalma

küçük bir ihtimal,

cebimde dönmeye

yetmeyecek kadar az cesaret,

kalbimde ise

kimsenin bilmediği

uzun bir yol...

Yürüyorum.

Nereye vardığımı sormadan.

Belki de bütün mesele budur:

İnsan bazen

varacağı yeri değil,

yolda kim olduğunu

öğrenir.



Sonra bir gün

hiç beklemediğim bir yerde

bir ses duydum.

Öyle yüksek değildi.

Kalabalığın arasından

sadece bana değen

ince bir sesti.

Başımı çevirdim.

Bazı karşılaşmalar vardır,

insan onları yaşamadan önce

eksikliğini bilmez.

Sen oradaydın.

Ne geçmişten söz ettin,

ne de benden bir şey sordun.

Sadece baktın.

Ben yıllardır

kendime bile anlatamadığım

onca şeyi

o bakışın içinde buldum.

Garipti.

İnsan bazen

bir yabancının yüzünde

kendi evinin kapısını görür mü?

Gördüm.

Bir anlığına

zamanın bütün hesapları bozuldu.

Dün,

yarın,

yarım bırakılmış cümleler...

Hepsi sustu.

Sen yürüdün.

Ben olduğum yerde kaldım.

Ardından bakmadım.

Çünkü bazı insanlar

arkalarından bakılarak değil,

içinde taşınarak kaybedilir.

O gün eve dönerken

sokaklar aynı değildi.

Ağaçların gölgesi

daha uzun,

akşam daha yumuşaktı.

İçimde yıllardır kapalı duran

bir pencere

kendiliğinden açılmıştı.

İçeri ne girdi,

bilmiyorum.

Belki umut değildi.

Umut demeye

henüz cesaret edemediğim

bir şeydi.

O gece

ilk defa geçmişi düşünmeden

geleceğe baktım.

Ve kendi kendime sordum:

Bir insan

hiç tanımadığı birini

neden bu kadar eski bulur?

Cevabı yoktu.

Belki de bazı karşılaşmalar

tanışmak için değil,

hatırlamak içindir.

Ben seni

o gün tanımadım.

Sanki yıllardır

bir yerlerde bekliyordun da

ben

geç kalmıştım.



— Siz hep böyle mi bakarsınız insanlara?

Şaşırdım.

— Nasıl bakıyormuşum?

Gülümsedi.

— Sanki bir şey söyleyecekmişsiniz de

son anda vazgeçmişsiniz gibi.

İlk defa o zaman

gözlerimi kaçırmadım.

— Belki de söyleyecek bir şeyim yoktur.

— İnsanların söyleyecek sözü bitmez.

— Benimkiler biraz eskidi.

Kaşlarını kaldırdı.

— Söz de eskir mi?

— Bazıları eskir.

— Peki, ne yapılır eskimiş sözlerle?

Bir an düşündüm.

— Saklanır.

— Neden?

— Atmaya kıyamazsın.

Güldü.

— Siz biraz garipsiniz.

— Bunu daha önce de söylediler.

— Kötü bir şey mi?

— Hayır.

— Sevindim.

— Neye?

— Garip insanlar daha çok hatırlanıyor.

Bu kez ben güldüm.

Belki de uzun zamandır

ilk defa içimden gelerek.

Bir sessizlik oldu.

Ama rahatsız edenlerden değildi.

İki insanın

aynı cümleyi düşünmeden

aynı suskunlukta buluşması gibiydi.

Sonra sordu:

— Burada kimi bekliyorsunuz?

— Kimseyi.

— O zaman neden bekliyorsunuz?

Sorunun kolay olduğunu sandım.

Değilmiş.

— Bilmiyorum.

Başını hafifçe eğdi.

— İnsan bilmediği şeyi bu kadar uzun bekler mi?

— Bekliyorsa

demek ki biliyordur.

— Ne biliyordur?

— Bir gün geleceğini.

Bu kez o sustu.

Gözlerinde

az önceki gülümsemeden başka

bir şey belirdi.

Belki merak.

Belki hüzün.

Belki de benim adını koyamadığım

o eski duygu.

Gitmek için bir adım attı.

Sonra durdu.

— Yarın da burada olacak mısınız?

İçimde bir yer

yıllardır ilk defa

aceleyle ayağa kalktı.

Ama belli etmedim.

— Bilmem.

Gülümsedi.

— O zaman ben de bilmiyorum.

Ve gitti.

Arkasından bakmadım.

Bu defa

gitmesini istemediğim için değil;

kalmasını isteyecek kadar

çok şey hissettiğimi

kendime bile söylemeye korktuğum için.

O gün anladım:

Bazı insanlar hayatımıza

kapıyı çalarak girmez.

Bir cümle bırakır,

sonra gider.

Sen bütün gece

o cümlenin içinde yaşarsın.


Mehmet Aluç



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Oysa Ne Çok İnsan Vardı

Oysa Ne Çok İnsan Vardı

kul mehmet kul mehmet