Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Hırkanın Astarı

Kumaş aynı kumaş, biliyorum,

fakat iplik artık parmak uçlarımda pas tadı bırakıyor.

Göğsümüzde taşıdığımız o eski mihenk taşı

şimdi gece yarısı raylara bırakılan ağır bir sessizlik.


Bilmek, sırtına o kambur hırkayı geçirmekmiş meğer,

şah damarına batan paslı iğnelerle dikilmiş.

Yarım kalmaz fenerin ışığı, sadece yön değiştirir;

ve insan, karanlıkta kendi gölgesinin ittiği bir uçurumdur.


Göz bebeklerinde biriken bu sis, yangından mı yoksa sisten mi?

Hakikat; tırnakların kırılana dek buz tutmuş toprağı kazmaktır.

Yarım bırakılmış her cümle, fırtınanın ortasında

bizi açık denizde değil, tam da limanın kapısında batırır.


Ağzından çıkan o kelime, tetiği çekilmiş bir tohum:

Ya alnına gölge veren bir çınar olur büyüyünce,

ya da şakağına dolanan zehirli bir sarmaşık.

Çünkü her zihin, dibinde soğuk bir namlu saklayan kuyudur.


Erdemsiz akıl, bir cerrahın elindeki kör jilettir;

keser ama iyileştirmez, parlar ama etrafı çürütür.

Bilginin o çiğ ışığı, kör bir çocuğun avucuna bırakılan

ve eti yakmadan sönmeyen bir yıldız gibi taşınmalıydı.


Güç dediğin, ehlileşmemiş o atın sağrısından sızan kandır;

gem vuramazsın ona, ancak kırbaç izleriyle yüzleşebilirsin.

Şimdi dizlerinin üzerine çök ve topraktaki derin yarıklara bak;

bilgi ancak kendi ağırlığıyla ezilmeyi göze alanlara yoldaş olur.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Hırkanın Astarı

Karanlıkta Saklı Işık Karanlıkta Saklı Işık