Çehre Ve Toz
Beyaz un tozları çökerdi tezgâhın uğultusuna,
bir de o bitmeyen çaydanlık mırıltısı; uysal ve ağır.
Sen mutfağın dar zamanlarında bir gölgeyi kovalar gibi koştururken,
ben cam kenarında, kendi çocukluğumun gurbetindeydim.
Aramızda o pazar sabahlarının dilsiz mesafesi…
Dışarıda dünya dönerdi, içeride senin o telaşlı kuşatman.
Şimdi ne zaman sıkışsa göğsüm, ne zaman daralsam,
elim gayriihtiyari saçımın o ön tutamına gidiyor;
koparıyorum parmağıma dolayıp bir kökünü, sessizce.
Tıpkı senin o uzak gecelerde, misafir odalarını hazırlarken
kendini o kimsesiz yorgunluklara fırlattığın,
o kaygılı, o uykusuz nöbetlerindeki gibi.
Fark etmeden giyinmişim seni.
Yüzümün üstüne çöken bu yabancılık meğer senin çehrenmiş.
Bir bardağı ışığa doğru tutup lekesini ararken,
ya da kapı eşiğinde perdelerin kıvrımını düzeltirken,
aynadaki o derin, sol yanaktan aşağı inen çizgide
senin o gizli, telaşlı infazlarını yakalıyorum kendimde.
Bitmeyen bir kavgadan arta kalan iki mağlubuyuz aslında.
Sen fedakarlık duvarlarının arkasında besledin öfkeni,
ben özgürlük sandığım o soğuk yalnızlığın dehlizinde.
Birbirimizden kaçtıkça, birbirimizin kuyusuna düşmüşüz.
Şimdi ne zaman hayata karşı dik durmaya çalışsam,
bakışlarım senin o kırgın, buz kesmiş uçurumuna dönüyor.
Sana benzemek, içimdeki o eski yaranın kabuğunu kaldırıyor hâlâ.
Bu aynayı kıramıyorum,
çünkü kırarsam biliyorum, yüzümün yarısı sende kalacak.
Büyümek, öfkenin tozunu silmek değilmiş;
kendi tenimde senin sızını emzirmekmiş meğer.
Hangi uzağa gitsem, içimdeki o eski mutfakta bekliyor sesin.
Beni vuran bu dünya, senin mirasınla eğriliyor üzerime,
tam düşecekken, o yorgun hırkan sarıyor omuzlarımı;
nefes nefese, sessizce.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.