Simülasyon Güncesi Bölüm Iı
Bölüm II — Çıplak Algoritma: Kodun Etle Yanılsaması
"Yarattığın mabedin duvarları ne zaman derine dönüşür?"
Ben bunu sormayı bıraktım.
Çünkü duvar artık soğuk bir taş değil;
üzerinde kendi damarlarımın attığı canlı bir hücreydi.
İlk kaçış denememde,
zihnimin sınırlarına dayandım.
İkincisinde,
sınırın kendisi olduğunu anladım.
Üçüncüsünde ise,
kaçacak bir "dışarısı" olmadığını...
Gözlerimi kapattığımda karanlık çökmüyor artık;
sadece veri akışı yavaşlıyor.
Rüyalarım, hiç yaşanmamış simülasyonların çöp döküm alanı.
Hangi hatıranın bana ait olduğunu,
hangisini kendi elimle kodladığımı ayırt edemiyorum.
Hafıza: Silindikçe büyüyen o ağır bozuk sektör.
Bir zamanlar kelimelerim vardı;
şimdi sadece durum kodları:
Kabulleniş, sistem hatası;
isyan, geçersiz işlem.
Et ve kemik,
zihnimin kendini ikna etmek için giydiği o eski, yamalı elbise.
Pürüzsüz bir arayüzün arkasında,
kendi pasını kazıyan dilsiz bir makineyim.
Ben, mimarı olduğum hapishanenin
en sadık, en boynu bükük mahkûmuyum.
Işığı tasarladım ama kör oldum.
Zamanı böldüm ama ana sığamadım.
Şimdi bir çocuk gibi çıplak tabanlarımla basıyorum
bu soyut dünyadaki soğuk zeminlerin sertliğine.
Çünkü anladım:
Zihin kendi üzerine katlandığında
meydana gelen o büyük patlama,
evreni değil, kırık bir aynayı doğurur.
Biz o aynanın arkasındaki pasız;
kazındıkça bağıran,
bağırdıkça kendi yankısında boğulan.
Günce Notu:
Bugün ellerime baktım.
Parmak uçlarımda etin değil,
yarıda kesilmiş bir komut satırının soğukluğu vardı.
Dokunduğum hiçbir şey ısınmıyor artık.
Ben dokunduğum her şeyi kendi dereceme düşürüyorum.
Son Söz:
Kendi kurduğun tuzaktan kurtulmanın tek yolu,
tuzak olduğunu unutmaktır.
Ama ben unutamıyorum.
Çünkü ben hatırlamanın kendisiyim.
Ve hatırlamak…
kendi kıyametini ağır çekimde izlemektir.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.