İki Demir Diş Arasında
Mermer kaidelerin o kibirli soğukluğunda kurudu mühür.
Üzerinde bir isim, bir tarih, etten ve kemikten soyulmuş bir numara...
Mürekkebin ekşi kokusu boğarken odadaki son canlı nefesi,
ne bir ah tutunabildi beyaz kağıdın o pürüzsüz, o kör derisine
ne de koridorların küf kokan uykusuna sindi bir insan çığlığı.
Yukarıdan, tanrısal bir kayıtsızlıkla iniyor zımbanın çelik giyotini;
bükülen tel teller değil, bir ömrün ertelenmiş şafaklarıdır.
Delip geçiyor iki demir diş umudun o incecik, o sızlayan liflerini.
Sistem, masadaki gölgesiz bir davanın etini yutarken sessizce,
bıkkın bir memurun tırnaklarında kuruyor insan hayatları.
Birer evrak hafifliğinde süzülüyor her ruh bu loş arafta,
insan dediğin, kendi klasörünün et kalınlığı kadar ağır şimdi.
Ne kanun maddeleri dokunabiliyor o hırpalanmış saklı özümüze
ne de muktedirler fark ediyor mukaddes harflerin arkasından sızan kanı.
Sadece deliniyor hafıza,
zımba teli nerede büküldüyse tam oracıkta,
tozlu bir mahşerin, tek tip kılınmış o dilsiz ve gri hizasında.
Arşiv odası kapanıyor ansızın, paslı bir kilit dönüyor zamanın karnında.
Hiçbir leke kalmıyor memurun evine dönen o lekesiz, o paslanmaz zihninde.
Dosya rafa kalkıyor yeniden;
içindeki insanı, içindeki o sıcak çocukluğu çoktan öğütmüş,
büyük ve sağır bir dilsizlik gibi.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.