Bu Ne Sevgi Ve Rauf Orbayın Maltadan Ankaraya Işınlanması
BU NE SEVGİ VE RAUF ORBAY’IN MALTA’DAN ANKARA’YA IŞINLANMASI
İngiltere Başbakanı Llyod George, Osmanlı Parlamentosunun Misak-ı Milli kararlarını alması üzerine küplere bindi. Ona göre Anadolu da Türklere bırakılmamalıydı zira Türkler üç yüz çadırlık bir aşiretten koskoca bir cihan imparatorluğu çıkarabiliyorlardı. Oysa Yunanistan her zaman sadık bir köpek olarak Anadolu’da İngiliz çıkarlarına hizmet edebilirdi.
İşte bu sebeple 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ettiler. Milletin vekillerinin çoğunu tutukladılar [ Tutuklananlar arasında Rauf Orbay da vardı. Bunu unutmayın zira az sonra önemli bir şeyden bahsedeceğim bu bilgi ile ilgili olarak.] tutuklayamadıkları ise 27 Aralık 1919’dan beri Ankara’da olan Mustafa Kemal Paşa’nın yanına kaçtı.
Evet, artık Osmanlı Devletinin bir parlamentosu yoktu ama İngilizler yine de en sadık köpekleri Damat Fert Paşayı bir kez daha 5 Nisan 1920’de Sadrazamlık makamına getirttiler.
Hemen peşinden altı gün sonra 11 Nisan 1920’de Anadolu’nun en ücra köylerindeki köylülerin bile başına İngiliz uçaklarından atılan bir fetva yağdı.
Bu fetvada Damat Ferit Hükumetinin Şeyhülislamı Dürrizâde Abdullah, özetle Mustafa Kemal’in asi olduğundan, katlinin vacip olduğundan, onunla ve onun başlattığı mücadele ile savaşan insanların ölmeleri halinde şehit, yaralanmaları halinde gazi olacaklarından bahsediyordu.
Peki bazılarının iddia ettiği gibi bu fetvanın altında padişah Vahdettin’in imzası var mıydı? Yoktu çünkü padişahın bile Şeyhülislam fetvası altında imzası, mührü olmazdı. Bu fetvanın altında da sadece Dürrizade Abdullah’ın imzası vardı [ Bunu da unutmayın: O fetvanın altında tek bir imza vardı.]
Mustafa Kemal ne yaptı peki?
Bu fetvayı okuyunca padişaha ‘’ Hain’’ dedi mi?
Hayır demedi. Tam tersine az sonra aşağıda okuyacağınız fetvayı düzenleyip 153 müftü ile birlikte altını imzalayan Ankara Müftüsü Rıfat ( Börekçi ) Efendiyi bağrına bastı ve Rıfat Hoca gibi kendisi de Padişahı , Dürrizade fetvasının dışında tuttu.
‘’Nasıl yani?’’ dediğinizi duyar gibiyim. O zaman Rıfat Hocanın hazırlayıp 153 Müftünün altını imzaladığı fetvayı okuyalım.
Evet işte 16 Nisan 1920’de Rıfat Börekçi ve 153 Müftünün imzası ile yayınlanan fetva:
Sual: "Dünyanın nizamının sebebi olan İslâm halifesi hazretlerinin halifelik makamı ve saltanat yeri olan İstanbul, müminlerin emîrinin ( padişahın ) varlığının sebebine aykırı olarak, İslâmların düşmanları olan düşman devletler tarafından fiilen işgal edilerek İslâm askerleri silahlarından uzaklaştırıp, bazıları haksız olarak katl ve hilâfet yerinin korunmasına yarayan bütün istihkâmlar, kale ve diğer harp vasıtaları zaptedilmiş, resmî işleri görmeye ve İslâm askerlerini teçhize memur olan Bâbıâli ve Harbiye Nezareti'ne el konularak, HALİFEYİ MİLLETİN GERÇEK MENFAATLERİNİ HEDEF TUTAN TEDBİRLER ALMAKTAN FİİLEN MEN VE ÖRFÎ İDARE ( SIKI YÖNETİM ) İLAN ve divanı harpler kurmak suretiyle İngiliz kanunlarını tatbike, muhakeme etmek ve cezalandırmak suretiyle halifenin yargılama hakkına müdahale ve yine yüksek halifelik makamının maksatlarına aykırı olarak Osmanlı memleketi parçalarından İzmir ve Adana ve Maraş ve Ayıntap ve Urfa bölgelerinde düşmanlar tarafından tecâvüz edilerek gayri müslim teb'a ile birleşip İslâmları katliâm ve mallarını yağmalamak ve kadınlara tecâvüz ve İslâmın kutsal saydığı hususları tahkir eder olduklarından açıklandığı veçhile hareket ve esirliğe mâruz kalmış bulunan İslâm halifesinin kurtarılması için elden gelen gayreti sarfetmek bütün iman sahiplerine farz olur mu? Beyan buyrula.
Cevabı budur: Gerçeği Allah bilir ki, olur.
[ NOT: Bazılarının iddia ettiği gibi Rıfat Börekçi Yahudi değildir. Haham hiç değildir.]
Şimdi bazı vatandaşlar soruyorlar ‘’ Hangi halifeymiş o milletin gerçek menfaatlerini hedef tutan tedbirler alan? ‘’ diye. Ama Mustafa Kemal Paşa sormuyor. Padişaha hain filan da demiyor. Ama dahası da var.
Mustafa Kemal, Rıfat Börekçi’nin fetvasının yayınlanmasının hemen ertesi gün yani 17 Nisan 1920’de yeni bir meclisin açılış çalışmalarını başlattı. Evet, artık Türk Milleti adına yepyeni bir meclis karar verecekti çünkü Osmanlı Mebusan Meclisi tarih sahnesinden silinmişti.
Derken Mustafa Kemal Paşa, Temsil Heyeti Başkanı olarak 21 Nisanda tüm askeri ve sivil makamlara ulaştırılmak üzere bir genelge yayınladı.
Bu genelgenin maddelerini her yerde bulmanız mümkün. Ben sadece konumuzla ilgili olan iki tanesini alıyorum ( Günümüz Türkçesiyle )
2. Madde: VATANIN İSTİKLALİ, YÜCE HİLAFET VE SALTANAT MAKAMININ KURTARILMASI gibi en önemli ve hayati görevleri yapacak olan Büyük Millet Meclisi’nin açılış gününü Cumaya rastlatmakla……
5. PADİŞAH EFENDİMİZİN YÜCE VARLIKLARININ,ŞANLI ÜLKESİNİN VE BÜTÜN TEBAASININ BİR AN ÖNCE KURTARILMALARI için ayrıca dua okunacak…
Allah Allah… Padişah, Mustafa Kemal hakkında Katli Vaciptir.’’ Diyor, Mustafa Kemal Paşa ise ‘’ VATANIN İSTİKLALİ, YÜCE HİLAFET VE SALTANAT MAKAMININ KURTARILMASI gibi en önemli ve hayati görevleri yapacak olan Büyük Millet Meclisi’’ Diyor
Hatta daha da ileri giderek katlinin vacip olduğunu düşünen (!) padişah hakkında ‘’PADİŞAH EFENDİMİZİN YÜCE VARLIKLARININ BİR AN ÖNCE KURTARILMALARI için ayrıca dua okunacak. ‘’ Diyor.
Öyle olunca da benim aklıma rahmetli Abdullah Yüce ile özdeşleşmiş bir şarkı geliyor:
‘’ Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap.’’
*****
Şimdi gelelim neden bu yazının en başından beri ille de ‘’kronoloji’’ dediğime…
Yukarıdaki fotoğraf neyin fotoğrafıdır?
Türkiye’deki her yüz kişinin yüzü de bu soruya ‘’ 23 Nisan 1920’de TBMM’nin kurbanlar kesilerek, dualar okunarak açılışının fotoğrafıdır. ‘’ diyecektir ortada kurban filan görmesek de.
Peki bu fotoğrafta Mustafa Kemal Paşanın solundaki fesli kişi kimdir? ( Benim kırmızı çerçeve içine aldığım.)
Rauf Orbay’dır. Onu da artık aşağı yukarı tanımayan yok.
Rauf Orbay, 16 Mart 1920’de son Osmanlı Meclisi İngilizler tarafından basıldığında esir edilerek Malta’ya götürüldüğüne ve 15 Kasım 1921’e kadar Malta’da esir tutulduğuna göre 23 Nisan 1920’de nasıl Mustafa Kemal’in yanında yer alabilir?
[ Ya o değil de şimdi kalkar birileri ‘’ 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışında bulunmak üzere İngilizlerden izin almış, izni bitince tekrar esir olarak Malta’ya dönmüştür. ‘’ der mi? Vallahi derse şak diye düşer ölürüm kalp krizinden ))))))))) Ama yine de ‘’Hiç kimse böyle bir şey demez.’’ Diyemiyorum)))))))) ]
***************
Hem bu sorunun cevabıyla hem de 25 Nisan 1920’de TBMM’de Padişah Vahdettin’e yapılan ve altı Mustafa Kemal Paşa dahil tüm mebuslar tarafından imzalanan bağlılık yemini ile devam edeceğim inşallah
UNUTMADAN: Siz de unutmayın değerli okuyucular:
Mustafa Kemal Paşa 23 Nisan 1920’de TBMM’yi açtı, Aynı gün İtilaf Devletleri temsilcileri İtalya- San Remo’da toplanarak ileride Sevr Antlaşması denen paçavra için görüşmeleri başlattılar.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.