Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Misak I Milli Yani Vazgeçtiğimiz Topraklar

Misak I Milli Yani Vazgeçtiğimiz Topraklar

MİSAK-I MİLLİ YANİ VAZGEÇTİĞİMİZ TOPRAKLAR

İnşallah  daha  önce  dediğim  gibi  okuyan  arkadaşlar  kronolojiyi  takip  ediyordur.  Bu  çok  önemli.  Zira  hangi  olayın  ne  zaman  olduğunu  bilmezsek  pek  çok  yazdığımız,  konuştuğumuz şey çöp  değeri  bile  taşımaz. 

***********
Sivas Kongresinden hemen sonra Damat Ferit Paşa’yı üçüncü kez sadrazamlıktan azleden ( İki kez daha gelip gidecektir. ) Padişah Vahdettin bir taraftan da Mustafa Kemal’in Osmanlı Meclis-i Mebusanının bir an önce açılması isteğine uyarak açmak için çalışmaları başlattı ( Malum, önce seçimler yapılması lazım. Öyle açtım demekle açılmıyor ) 


Kısaca Mustafa Kemal Paşa ‘’ Emrinize âmâdeyim ‘’ demişti ama sanki Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal’in emrine âmâdeydi. 


Nitekim Damat Ferit Paşa Hükumetinin düşürülmesinden sonra kurulan Ali Rıza Paşa Hükumeti, Temsil Heyeti Başkanı Mustafa Kemal ile görüşmek istedi ki bu görüşme isteğinin Padişah Vahdettin’in isteği dışında olması elbette mümkün değildi. 


20-22 Ekim 1919’da Amasya’da yapılan görüşmelerden ise iki çok önemli karar çıktı:


1- Hiçbir vilayet terk edilmeyecek, hiçbir yabancı himayesi kabul edilmeyecek ve vatanın bütünlüğü korunacaktır.

2-Müslüman olmayan azınlıklara siyasi hakimiyeti ve sosyal dengeyi bozacak ayrıcalıklar verilmeyecektir.



Derken efendim 12 Ocak 1920’de Osmanlı Parlamentosu son kez bir daha açıldı.


O gün Padişah Vahdettin, İstanbul’u kasıp kavuran İspanyol nezlesi sebebiyle oldukça hasta olduğundan bu açılışa gelemedi. Mustafa Kemal Paşa ise 14 Ocak 1920’de ileride hain diyeceği Padişaha bakın nasıl bir geçmiş olsun telgrafı gönderdi: ( Bugünün Türkçesiyle )  


"Padişah Hazretleri! 


Millî Meclis'e gelmenizi engelleyen rahatsızlık, bütün halkı olduğu gibi, Heyet-i Temsiliyemizi de son derece üzdü. Gerçek koruyucu olan Allah, mübarek vücudunuzu her çeşit beladan korusun."


Neyse Efendim. Tekrar son Osmanlı Meclis-i Mebusanına dönelim. ( Neden son ileride anlayacaksınız. ) 


Son Osmanlı Meclis-i Mebusanında adına Misak-ı Milli ya da Ahd-ı Peyman denilen kararlar alındı 28 Ocak 1920’de.


‘’ Milli Yemin ‘’ diye günümüz Türkçesine çevirdiğimiz bu belge neydi?


Bu belge kurulması düşünülen yeni Türk Devletinin sınırlarının çizildiği bir belgeydi. 


Daha açık olarak: Osmanlı Devleti topraklarının hangilerinden vazgeçtiğimizi, hangilerini vatanımız olarak kabullendiğimizi gösteren bir belgeydi.


Peki bu yeni vatanımızın sınırlarını kim belirlemişti? 


Yeni vatanımızın sınırlarını Mustafa Kemal Paşa belirlemişti ama bu belirlemeyi 1920’de birdenbire değil ta 1907’de yapmıştı. 


Burada Sözü Ali Fuat Cebesoy Paşaya ve yazdığı ‘’ Sınıf Arkadaşım Atatürk ‘’ adlı kitaba bırakalım ve görelim bakalım Mustafa Kemal’in taaa 1907’de belirlediği, 1920’de ise tüm Osmanlı mebuslarının kabul edip oy birliği ile onayladıkları sınırlarımız nereleriymiş. 


Evet, söz Ali Fuat Cebesoy Paşada. 



‘'Mustafa Kemal Üçüncü Ordu Karargahı'nda vazifeli idi. Ben de hudutta Karaferiye'de( Bugünkü Yunanistan’da bir şehir. ) mıntıka kumandanı idim. Her hafta sonu Selanik' e gelirdim. O da zaman zaman bana gelirdi. Böyle bir akşamdı. Önceden hazırladığını dinlediğim haritayı beraberinde getirmişti. Bu, hasta Adam Osmanlı'nın taksimini beklemeden, şeklen sınırlarımız içinde olmasına rağmen asla ve hiçbir zaman bizim olmamış toprakları terk ettikten sonra temeli Türk olan bir devletin hudutlarını gösteriyordu.


Rumeli’de Doğu ve Batı Trakya bizde kalacak, Edirne’nin Kuzey kısımları Bulgaristan’ın aleyhine düzenlenecek.


Arnavutluk, Avusturya-Macaristan, Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan devletleri , Osmanlı başkanlığında İstanbul’da toplanacak bir konferansta millet çoğunluğu prensibine dayanılarak Osmanlı Rumeli kıtasının Doğu ve Batı Trakya’dan başka kısımları yukarıda adları geçen devletlere bırakılacaktı. 


Arnavutluk bağımsız olacak, Bosna ve Hersek toprakları Sırbistan ve Avusturya Macaristan İmparatorluğu arasında adilane bir şekilde pay edilecekti. 


Anadolu sahillerine yakın olan adalar yeni Türk Devletine ait olacaktı. 


 Yemen'i, Hicaz'ı, Filistin'i, daha sonra da 1911'de beraberce giderek müdafaa edeceğimiz Trablusgarp'ı asıl halkına bırakıyorduk. 


Bugünkü Suriye 'de olan Halep, Irak'ta olan Musul bizimdi. 


Makedonya, Oniki Ada, zaten o günlerde elimizde idi. 


Mısır gibi, hakimiyeti nazarileşmiş yerleri halkına bırakıyor, ama 1878' de İngilizlere emanet ettiğimiz Kıbrıs'ı alıyorduk. 


Kısaca Mustafa Kemal Paşanın dediği gibi ‘’ Sınırlarımız içinde olmakla beraber asla ruhen bizimle olmayan insanların yaşadıkları topraklar’’ terk ediliyordu. Kime? Asıl sahiplerine…O toprakların asıl sahibi asırlardır biz değil miydik? Değilmişiz demek ki.


Hemen bir kez daha altını çizeyim: Bu kararlar Osmanlı Devletinin son parlamentosundan oy birliği ile çıkan kararlardır. Yani her ne kadar yeni sınırlarımızı Mustafa Kemal Paşa belirlese de hiç bir milletin vekili ‘’ Ben, atalarımın mirasından vazgeçmem / vazgeçmiyorum ‘’ demedi.  


Kim bilir belki de herkes böyle düşündüğü için Çanakkale’de yazdığımız destanı Nablus’ta yazamadık/ / yazmadık. 


 Ancak?


Ancak İngiltere’nin kendimize çizdiğimiz bu yeni devlete de tahammülü yoktu.


Pardon… Aslında İngiltere’nin değil, İngiltere başbakanı David Lloyd George’un tahammülü yoktu. O sebeple 13 Ekim 1920’denberi İşgal altında tuttukları İstanbul’u 16 Mart 1920’de bir kez daha ama bu sefer resmi olarak işgal ettiler.


********


Gelecek bölümde kaldığımız yerden devam. 



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Misak I Milli Yani Vazgeçtiğimiz Topraklar

Misak I Milli Yani Vazgeçtiğimiz Topraklar

Sami  Biber Sami Biber