Emir Ve Ferman Hazret İ Tacdâr I Âzâmilerinindir
EMİR VE FERMAN HAZRET-İ TACDÂR-I ÂZÂMİLERİNİNDİR.
21 Temmuz 1919’da üçüncü kez baş nazır ( Sadrazam-başbakan ) olan Damat Ferit Paşa, Anadolu’da başlamış olan Milli Mücadelenin başarılı olacağına asla inanmıyordu. Böyle bir harekatın İngilizleri daha da kızdıracağını, sonuç olarak bize bıraktıkları toprakların da işgal edileceği düşüncesini ve korkusunu yaşıyordu. Bir taraftan da Mustafa Kemal Paşayı Anadolu’ya gönderen hükumetin başı kendisi olduğundan kendisini kandırılmış hissetmenin etkisiyle Milli Mücadeleyi bir macera, Mustafa Kemal’i de maceraperest olarak niteliyordu.
Damat Ferit Paşanın Milli Mücadele aleyhine yaptığı propagandaların oldukça can sıkıcı bir hal aldığı günlerde 21 Eylül 1919’da doğrudan doğruya Padişah Vahdettin’in kaleminden çıkmış olan bir ‘’ Beyannâme-i Hümâyun ‘’ Yani Padişah Beyanı açıklaması ‘’ Yayınlandı bazı gazetelerde. Mesela resmini gördüğünüz Alemdar Gazetesinde. (KAYNAK 1- https://www.gastearsivi.com/tarih/1919-09-21 / KAYNAK 2-https://www.gastearsivi.com/gazete/alemdar/1919-09-21/1 ) Mesela İkdam Gazetesinde.
[Bu beyanname Nutuk’un vesikalar kısmında da vardır ]
Şimdi önce bu beyannameyi günümüz Türkçesi ile yayınlayalım, bakalım Padişah Vahdettin ne diyordu?
"Bugünlerde Anadolu'da ortaya çıkan durumların ve hareketlerin safhaları, bölgelerden gelen telgraflardan öğrenilmiştir. Bu durum, maalesef İzmir'in işgali ve onu takip eden acı olayların, Anadolu Doğu Vilayetleri kaderi hakkında yayılan söylentilerin halkın ruhunda uyandırdığı HAKLI GALEYAN ve teessürün bir neticesidir.
Yoksa milletimizin devletine ve saltanat makamına karşı olan sarsılmaz bağlılığına zerre kadar halel gelmediği şüphesizdir. DEVLET VE MİLLETİN HUKUKUNU KORUMAK YOLUNDA HER TÜRLÜ ÇAREYE BAŞVURMAK DİN VE VATAN BORCUDUR. Ancak bu yolda girişilecek teşebbüslerin, kanun dairesinde ve merkezi hükümetin idaresi altında bulunması elzemdir.
Hariçte ve içeride devletimizin ve milletimizin menfaatlerini savunmakla görevli olan merkezi hükümetin emir ve talimatı dışına çıkılarak girişilecek hareketler, Paris Barış Konferansı önünde haklarımızı savunmakta olan heyetimizin işini zorlaştırmaktan ve büyük devletlerin adalet duyguları üzerinde yanlış kanaatler uyandırmaktan başka bir şeye yaramaz. ‘’
Bu beyanname bugün Padişah Vahdettin karşıtları nazarında tam bir ihanet belgesidir. Çünkü Padişah bu beyanname ile millete ‘’ Siz Mustafa Kemal ve onun başlattığı mücadeleye aldırmayın, o hareket yasal ve faydalı bir hareket değildir.’’ Olarak yorumlanır.
Aynı beyanname Padişah Vahdettin’in hain olmadığını savunanlarca ise ‘’ Padişah Vahdettin ‘’ DEVLET VE MİLLETİN HUKUKUNU KORUMAK YOLUNDA HER TÜRLÜ ÇAREYE BAŞVURMAK DİN VE VATAN BORCUDUR.’’ Demiş mi? Demiş, gerisi teferruat. Adam resmen Milli Mücadele yanlısıymış. ‘’ olarak yorumlanır.
Peki ‘’ O öyle yorumlamış, bu böyle yorumlamış’’ı bırakıp direkt Mustafa Kemal nasıl yorumlamış ona bakalım mı?
Mustafa Kemal Paşa, Padişahın bu beyanına 28 Eylül 1919’da İrade-i Milliye Gazetesine oldukça uzun bir beyanatla cevap verdi.
Peki ne dedi o beyanatında?
Özetle dedi ki:
‘’Padişahımız ne diyor, Hükumet ne yapıyor?’’ ( Uzun beyanatın başlığı buydu.)
Yazının devamında şöyle diyordu Mustafa Kemal Paşa günümüz Türkçesiyle:
"PADİŞAHIMIZ EFENDİMİZ Hazretleri, yayımladıkları yüksek beyannameleri ile ANADOLU HAREKATININ TAMAMEN MEŞRU VE HAKLI OLDUĞUNU İLAN EDEREK MEVCUT MİLLİ AKIMI lütfen TEŞVİK ETMEKTE, HATTA PADİŞAHLIK KATILIMIYLA DA KUVVETLENDİRMEKTEDİRLER.
Yüce Padişahımız, bu son ihtar ve fermanı ile hükümet üyelerine açıkça 'kanunlara uymayı ve milletin haklarını korumayı' emretmiştir. Oysa hain Damat Ferit Paşa hükümeti, Padişahımızın bu pederane (babacan) ve adaletli emirlerinin tam aksine hareket etmektedir. Milletin haklı sesini boğmaya, vatan evlatlarını birbirine düşürmeye çalışmakta; iç ve dış düşmanlarla iş birliği yaparak vatanı bir uçuruma sürüklemektedir.
Tarihin hiçbir sayfasında görülmemiş bu ihanet şebekesine karşı, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, mukaddes saltanat makamını ve milletin geleceğini korumak için PADİŞAHININ İZİNDE, azimle mücadelesine devam etmektedir."
Ve bu beyanın en son cümlesi olarak Mustafa Kemal Paşa aynen şöyle diyordu:
‘’ EMİR VE FERMAN HAZRET-İ TACDÂR-I ÂZÂMÎLERİNDİR ‘’
Yani ‘’ "Buyruk ve ferman en büyük taç sahibi olan padişahındır"
Peki Padişah Vahdettin bu beyana karşılık ne yaptı?
‘’ Sen kimsin be adam ! Ne emiri ? Ne fermanı? Ben senin elinden her türlü yetkiyi almadım mı? Hangi emirden, hangi fermandan bahsediyorsun ?’’ demiş olması lazım normalde değil mi? Çünkü o bir hain(!)
Ama yok, öyle yapmıyor.
Ya ne yapıyor?
Aynen Mustafa Kemal Paşa’nın istediği gibi Damat Ferit ve hükumetini azlediyor. 4 Ekim 1919’da..
Bu da yetmiyor.
Padişah Vahdettin, Sivas Kongresi kararlarının 8. Maddesine de uyuyor.
Nedir o karar?
SİVAS KONGRESİ KARARLARI 8. MADDE: İstanbul Hükûmeti'nin Meclis- Mebusanı ( Osmanlı Parlamentosunu ) hemen ve hiç zaman yitirmeden toplaması ve böylece milletin, memleketin geleceği üzerinde alacağı bütün kararları Meclis-i Mebusanın denetimine sunması mecburidir.
Padişah Vahdettin bu istek üzerine kolları sıvıyor ve 21 Aralık 1918’de Parlamentoyu yeniden açma faaliyetlerine başlıyor.
Ama?
Ama 28 Eylül 1919’da PADİŞAHIN İZİNDE olduğunu söyleyen ve ona ‘’ EMİR VE FERMAN HAZRET-İ TACDÂR-I ÂZÂMÎLERİNDİR’’ diye hitap eden Mustafa Kemal, 1927’de Nutuk adlı eserinde aynı padişah hakkında şunları söylüyordu:
‘’Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta.’’
Aslında öncesi de vardı elbette.
Yani padişah Vahdettin’e ilk kez Nutuk’ta ve 1927 Yılında hain demiyordu. Öncesi de vardı ama o konuya sanırım bir kaç bölüm sonra geleceğiz.
****
Gelecek bölümde Misak-ı Milli Sınırları konusunu ele alacağız.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.