Herkesin Bilmesi Gereken Gerçek
HERKESİN BİLMESİ GEREKEN GERÇEK(!)
Efendim, geçen bölümde yazmayı unuttuğum bir hususu aktarayım önce, sonra da herkesin bilmesi gereken gerçeği anlatacağım sizlere.
Soru: Padişah Vahdettin’in Mustafa Kemal’i Samsun’a vatanı kurtarmak için göndermediğinin en büyük, en önemli delili nedir?
Cevap: Vahdettin, Mustafa Kemal’i Samsun’a vatanı kurtarsın diye göndermiş olsaydı Mustafa Kemal’in eline içinde şunlar yazan bir ferman verirdi:
‘’ Ben kim Sulatan-ı Âl-i Osman ve dahi Halife-i Rûy-u zemin Sultan Vahdettin bin Abdülmecit bin Mahmut Han’ım.
Cemi- Cümle asker ve sivil yöneticilere Emr-i Fermanım odur ki:
Vatanı düşman işgalinden kurtarmak için 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirdiğim Fahr-i Yaver-i Hazret-i Şehriyârim Mustafa Kemal Paşaya mutlak itaat edip o her ne derse emir telakki ederek vatanın düşmandan kurtulmasında yardımcı olasınız. ‘’
Evet, Vahdettin, madem ki Mustafa Kemal’i vatanı kurtarmak için Samsun’a göndermişti o halde Mustafa Kemal’e böyle yazılı bir belge vermeliydi. Mustafa Kemal de o belgeyi Bandırma Vapurunu aramaya gelen İngilizlere gösterip ‘’Telaşa gerek yok kefereler. Biz Vatanı kurtarmaya gidiyoruz. Şimdi yolu açın, adamın kafasını bozmayın da rahat rahat gidelim.’’ Demeliydi. Böyle bir olay yaşanmadığına göre Vahdettin, Mustafa Kemal’i Samsun’a vatanı kurtarması için göndermedi…
Bu kısmı anladık değil mi?
Bunu herkesin öğrenmesi lazım ama aşağıda okuyacaklarınızı herkesin bilmesi yetmez, öğrenip iman etmesi de gerekir.
Şimdi gelelim işte o gerçeğe(!)
*****
Mustafa Kemal, üç günlük bir yolculuktan sonra Samsun önlerine gelir.
Rahmetli İlber Ortaylı’nın da dediği gibi Samsun, vatanı kurtarmak için ayak basılması gereken en son yerdir.
Neden?
Çünkü Samsun 9 Mart 1919’da İngilizler tarafından işgal edilmiştir ve Mustafa Kemal Samsun’a ayak bastığında burada 300-350 Civarında İngiliz askeri vardır.
Mustafa Kemal Paşa ve maiyeti Samsun’da Reji İdaresinin Tütün Limanı olarak kullandığı limana yanaşır.
Derken efendim herkesin bilmesi gereken gerçek zuhur etmeye başlar.
Nasıl mı?
Bugün Türkiye’nin en çok satan gazetelerinden birinin kaynağa dayandırarak aşağı yukarı her 19 Mayıs’ta sayfalarına taşıdığı bu bilgiyi mümkün olduğunca özetleyerek yazıyorum.
Evet, o en çok satan gazetede bir yazar her sene okuyucularına anlatır bu olayı ama adamın hakkını da yememek lazım zira bir kaynağa dayalı olarak yazar.
Kaynak nedir?
KAYNAK : Mayıs 1984 Tarih ve 103 Sayılı Silahlı Kuvvetler Dergisi.
Bu dergide yazan emekli hava albay Kemal İntepe anlatır olayı.
Kemal İntepe’ye kim anlatmış peki?
Ona da 19 Mayıs 1919’da Samsun İşgal Kuvvetleri Tabur komutanı olarak görev yapan Binbaşı Salter(!) anlatmış.
Neden ismin sonuna ünlem işareti koydum, az sonra öğreneceksiniz.
Kemal İntepe, 1941’de uçuş eğitimi için gittiği İngiltere’de tanışır bayağı yaşlanmış olan Binbaşı Salter ile. İşte o zaman anlatır Salter az sonra okuyacaklarınızı. Ha bu arada 19 Mayıs 1919’’da binbaşı olan Salter 1941 Yılında hâlâ binbaşıdır.
Samsun’daki İşgal Kuvvetleri Taburunun komutanı (!) olan Binbaşı Salter, 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsun açıklarında karaya çıkmak için hazırlık yaptığı bir anda yanına bayağı bir asker alarak onu tutuklamak üzere bir motora atlar ve Bandırma Vapuruna gider.
Bandırma Vapurunda Mustafa Kemal ile karşılaşınca onun çelik mavisi gözlerinden etkilenir ve adeta dizlerinin bağı çözülür.
Sonra sert bir asker selamı verir ve ‘’ Taburum emrinizdedir. ‘’ diyerek teslim olur. [ Tıpkı 10 Temmuz 1919’da Kazım Karabekir’in ‘’ Ben ve Kolordum emrinizdeyiz paşam.’’ Dediği gibi. ]
Sonra.?
Sonra Mustafa Kemal Paşa, Salter ve yanındaki askerleri esir olarak Ankara’ya gönderir. [ Burada olay bir anda Kut’el Amare’de esir edilen General Townshend’in hikayesine dönüşür. Hikaye çok uzun olduğu için yazmıyorum. ]
Daha sonra bu esirler, İngilizlerin Malta’ya sürdüğü Türk esirleriyle değiş tokuş edilir.
Ama İngiltere öfkelidir Binbaşı Salter’e. Vatana ihanet suçlamasıyla tutuklanır ve hakim karşısına çıkarılır.
Binbaşı Salter hakim karşısında der ki ‘’ Sayın yargıç ! Bizim Başbakanımız Llyod George, Yunanlıları Anadolu’ya sürmemizin yanlış olduğunu, İngiltere’nin bu işten hiç bir kazancı olmadığını söyleyip kendisini eleştirenlere ne demişti? ‘’ Dünyaya her yüzyılda bir dahi gelir. Bu yüzyılda da o dahi Türk Milletine nasip oldu. Ben ne yapabilirdim ki?’’
Şimdi ben de diyorum ki ben o dahi ile direkt karşı karşıya geldim. Ne yapabilirdim ki?
Sonra?
Sonrası malum: İngiliz mahkeme heyeti göz yaşları ve hıçkırıklar içinde kararı haykırır: ‘’Beraat, Beraat. Kim olsa başka bir şey yapamazdı.’’
Evet, Türkiye’nin en çok satan gazetesinde aşağı yukarı her 19 Mayısta yayınlanır bu hikaye ‘’ Bunu Herkesin Öğrenmesi Lazım ‘’ başlığıyla ancak ?
Ancak işin acayip tarafı 19 Mayıs 1919’da Samsun’daki İşgal Kuvvetlerinin başındaki kişi Binbaşı Salter değil, Yüzbaşı L.H.Hurst’tür. Samsun’da herhangi bir İngiliz binbaşı yoktur 19 Mayıs 1919’da.
Binbaşı Salter, binbaşı değil yüzbaşıdır ve yetki Salter’e değil Hurst’e aittir. Salter o bölgede sadece kontrol memurudur.
Atatürk’ün 22 Mayıs 1919 günü Samsun’dan gönderdiği raporunda “Bugün erkân-ı harbiyemden birkaç zatı, sureti mahsusada( özel olarak ) Samsun İngiliz siyasî mümessili Yüzbaşı Hurst, askerî kontrol memuru Yzb. Salter ve siyasî kontrol memuru Yüzbaşı Miles ile temas ve mülâkat ettirdim.” İfadeleri yer aldığına göre Yüzbaşı Salter’in 19 Mayıs’ta tutuklanıp Ankara’ya gönderilme ihtimali var mıdır?
Ama eminim ki bahsi geçen gazetede ve daha nice platformlarda, hatta okullarda, hatta üniversitelerde bu hikaye daha senelerce o çok satan gazetenin anlattığı gibi anlatılacaktır ve insanımız böyle bir palavraya inanacaktır.
Evet, sanırım bazı vatandaşlarımıza bazı şeyleri niçin bir türlü anlatamadığımızı anlıyorsunuzdur.
****
Gelecek bölümde bayağı bir kronolojik çalışacağız ve umarım yazacağım tarihleri unutmamak için not eder değerli okuyucularım.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.