Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Yupiii Koromuzun Yaz Tatili Bitti

Yupiii Koromuzun Yaz Tatili Bitti

Yupiii Koromuzun Yaz Tatili Bitti


17 Eylül 2026


Mutfakta bir hareketlilik vardı. Nilgül abla ile Nazan'ın yüzlerindeki heyecandan, daha ben sormadan bir şey olduğunu anladım. Üniversiteye ön kayıtlarını yaptırmışlardı. İkisi de bunu anlatırken çocukça bir sevinç taşıyordu yüzlerinde. Ben de onları tek tek sarılıp kutladım. Nilgül abla, o kendine has neşesiyle, “Tazeleneceğiz!” dedi.


Ne güzel bir kelimeydi bu: Tazeleneceğiz.


Meğer Balıkesir Üniversitesi'nin 60+ Tazelenme Üniversitesi'ne ön kayıt yaptırmışlar. Burası diploma peşinde koşulan klasik bir üniversite değil; insanın merakını, öğrenme isteğini ve hayata katılma duygusunu diri tutmayı amaçlayan dört yıllık bir eğitim programı. Sağlıktan spora, sanattan sosyal yaşama ve çeşitli becerilere kadar farklı alanlarda dersler var. Üniversite de zaten programın ruhunu “Her Yaşta Öğren, Her Yaşta Tazelen!” diye özetliyor.


Nilgül abla ile Nazan'ın o mutfakta birbirlerine bakarak duydukları heyecanı görünce, “Tazeleneceğiz” sözünün yalnızca üniversitenin adı olmadığını düşündüm. İnsan bazen yeni bir şey öğrenmeye karar verdiğinde, yaşından bağımsız olarak kendisine yeni bir pencere açıyor. Belki de tazelenmek tam olarak böyle bir şeydir.


Çayımı alıp içeriye süzülüyordum ki bizim İbo'yla karşılaştım. Ben mutfaktan çıkıyordum, o da benim aksime mutfağa giriyordu. Halini hatırını sordum, sonra sarıldım. Yüzüne gülümseyerek, “Senin terbiyeni, düzgünlüğünü, nasıl sağlam bir insan olduğunu herkese anlatıyorum,” dedim. Çünkü gerçekten de İbo'yu önemsiyorum. Bence o, bunu hak eden insanlardan biri.


Bazı insanların değeri yaptıkları büyük işlerde değil, insanlarla kurdukları ilişkide belli oluyor. Ölçüsünde konuşmak, karşısındakine saygı göstermek, vefayı unutmamak, bulunduğu yere kendi nezaketini taşımak... Bunlar öyle kolay öğrenilen şeyler değil. Ben bazen derneklerin, koroların ve böyle toplulukların asıl kıymetinin yalnızca müzik yapmak olmadığını düşünüyorum. İnsan insana değe değe, birbirinden bir şeyler öğrenerek yetişiyor. İbo'da da böyle bir adap, böyle bir vefa görüyorum. İyi ki tanımışım onu.


Koro çalışmasının yapıldığı salonda yine müziğin o kendine has sıcaklığı vardı. Duvarlardaki eski konser fotoğrafları, yıllar içinde bu odadan kimlerin gelip geçtiğini anlatır gibiydi. Bir köşede sazlar, önümüzde notalar, etrafta müziğin insanları birbirine yaklaştıran o tanıdık hali...


Daha ders başlamadan...


Nevres udunu çalıyor, sesiyle “Kuru Bir Yaprak Gibi Sürükleyeceksin”e eşlik ediyor. Eylül kanunuyla, Göksel Bey de ritmiyle ona katılıyor. Udun, kanunun ve ritmin birbirine karıştığı o anda, yıllarca nasıl kuru bir yaprak gibi sürüklendiğimi bütün ruhumla yeniden hissediyorum. Meğer bazı şarkılar yalnızca dinlenmiyor; insanın hayatının bir yerlerine dokunup orada yıllarca sessizce bekliyor. Sonra bir gün, doğru sesler bir araya geldiğinde, o eski duyguyu olduğu yerden çıkarıp yeniden önüne koyuyor.


Yasemin de oradaydı; onu görünce her zamanki sıcaklığıyla içim açıldı. Çok sevdiğim, değer verdiğim kadınlardan biridir Yasemin Sahil. Onun yanında insan kendisini biraz daha rahat, biraz daha evinde hisseder.


Bu akşam çok eski öğrencisi olduğum Sıtkı Sahil'in ziyaretinden de söz etmeden geçemem. Bugün içinde müzik yapmaya devam ettiğimiz bu yapının, bu koronun ve Balıkesir'deki Türk musikisi geleneğinin geçmişinde onun büyük emeği var. Sıtkı Sahil, 1982'de Balıkesir Türk Müziği Korosu'nu kurmuş, yıllar boyunca yalnızca konser veren bir topluluk değil, genç müzisyenlerin yetiştiği bir okul gibi çalışan bir yapı oluşturmuş. 2006'da Balıkesir Musiki Derneği'nin kurulmasına da öncülük etmiş. Bugün onun açtığı yolda kardeşi Atik Sahil koro şefi olarak bu mirası sürdürüyor.


Ben ise Sıtkı Sahil'in adını günceme ilk kez bugün koyuyorum. Atik Hocamdan daha önce defalarca söz ettim; onunla ilgili anılarım, koro çalışmalarımız ve müziğe dair sohbetlerimiz güncelerimin bir yerlerinde zaten yaşıyor. Fakat bugün fark ediyorum ki bazı insanların adını yazıya geçirmek için yalnızca onları tanımak yetmiyor; onların bıraktığı izin farkına varmak gerekiyor. Sıtkı Sahil'in Balıkesir musikisine bıraktığı iz de böyle bir iz.


Sonra çalışma bitti. Cemile'yi evine bırakmak üzere arabaya bindik. Eve yaklaşmıştık. Tam evinin önüne park edecekken arabada “Dilşad Olacak” çalmaya başladı. Kontağı kapatmadan önce birbirimize baktık ve başladık söylemeye:


Dilşad olacak diye kaç yıl avuttu felek,

Saçıma karlar yağmış, boşuna yaz beklemek...


Ne bülbül dile gelmişti ne de açmıştı bir çiçek. Biz ise gecenin bir saatinde, Cemile'nin evinin önünde, şarkının içine kendi hayatlarımızdan ne kadar duygu sığdırabildiysek onu söyledik. “Saçıma karlar yağmış, boşuna yaz beklemek...” derken insan kendi saçındaki akları da, beklediği baharları da düşünüyor ister istemez.


Sonunda sustuk. Şarkı bitti ama biz hemen arabadan inmediğimiz gibi, içimizde de bitmedi. Bazı geceler bir koro çalışmasından ibaret değildir. Bir şarkı, bir dostun yüzü, yılların emeği ve saçlarına düşen birkaç tel beyazlık birbirine karışır. İnsan eve dönerken yanında yalnızca müziği değil, kendi geçmişinden bir parçayı da götürür.


H. Çiğdem Deniz

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Yupiii Koromuzun Yaz Tatili Bitti

Yupiii Koromuzun Yaz Tatili Bitti

çitlembik çitlembik