Süngü Zoruyla Alınan Fetva Ve İdam Kararına Rağmen
SÜNGÜ ZORUYLA ALINAN FETVA VE İDAM KARARINA RAĞMEN…
27 Nisan 1920… Büyük Millet Meclisi Kürsüsündeki Fevzi Çakmak, Genel Kurula hitaben konuşuyor.
[ Konuşmanın tamamı çok uzun olduğu için konumuzla ilgili kısmını alıyorum. ]
TBMM
ZABIT CERİDESİ
5. İçtima
27.4.1336 Salı
“…Arkadaşlar İngilizler bizden ve padişahımız efendimizden Anadolu harekâtını ve Kuvay-i Milliye’yi inkâr ve reddetmemizi istediler. Biz bunu kabul edemezdik ve etmedik de. Çünkü Kuvay-ı Milliye’ yi reddetmek doğrudan doğruya halkı reddetmektir. Biz bunun farkındaydık.” [Alkışlar…]
“Hükumet olarak biz ve Padişahımız buna rağmen Anadolu harekâtı ve Kuvay-ı Milliye aleyhinde en küçük bir söz söylemedik. Zinhar söyleyemezdik.
…..…PADİŞAHIMIZ ANKARA’NIN ZAFERLERİYLE SEVİNİP BAŞARISIZLIKLARIYLA HÜZÜNLENMEKTEYDİ. ”[ Alkışlar, alkışlar…]
…………‘’Padişah Efendimiz bana; -“Paşam, sakın Anadolu ile irtibatı kesmeyiniz” buyurdular.”
O sıralarda hepinizin malumu olduğu üzere İngilizler baskıyla, tehditle o mahut fetvayı aldılar. Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’nin imzaladığı,MUSTAFA KEMAL HAKKINDAKİ İDAM FERMANI MALUMUNUZ OLDUĞU ÜZERE SÜNGÜ ZORUYLA ALINMIŞ VE İSLAM MİLLETİNİN BİRBİRİNE DÜŞÜRÜLMESİ HESAPLANMIŞTI. O fetva acı bir vesikadır. Millet ve siz sanırım bu fetvanın geçerli olmadığını ve hangi şartlarda zorla yazdırıldığını anlamışsınızdır. [Tüm Meclisten “Şüphesiz” sedası yükselir…]
Konya Milletvekili Refik Bey; “Zaten o fetvanın bizce bir hükmü yoktur. Hangi baskılarla yaptırıldığı bizce de malumdur.’’
Görüldüğü gibi Mustafa Kemal de yol arkadaşları da aleyhlerine ‘’Katli vaciptir ‘’ diye fetva çıkmış olduğu halde Padişah Vahdettin’e ‘’ Hain ‘’ dememişler tam tersine işi öylesine abartmışlar ki padişahın kulu olduklarını söylemişler ve bir de söylediklerinin altını imzalamışlardır.
****
Peki Mustafa Kemal Paşa, İstanbul Birinci Divan-ı Harb-i Örfi (Sıkıyönetim Mahkemesi)[ Nemrut Mustafa Divanı ] kendisi aleyhinde 11 Mayıs 1919’da gıyabında idam cezası verdiğinde ve padişah da bu kararı 24 Mayıs 1920’de imzaladığında mı ‘’Artık yeter !’’ deyip padişaha ‘’ Hain’’ dedi?
Bakalım öyle mi?
Bugün ülkemizde her 100 Kişiye sorun ‘’ Mustafa Kemal Paşa, padişah Vahdettin’e niçin hain dedi?’’ Yüz kişi de aynı cevabı verir : 1- Mustafa Kemal aleyhine önce ‘’ Katli Vacip ‘’ fetvası verdirip sonra onu idama mahkum eden mahkeme kararını onayladığı için 2- Anzavur Ahmet ve Kuvay-i İnzibatiye adı verilen ordular kurdurup Milli Mücadele üzerine bu orduları sevk ettiği için 3- Sevr Antlaşmasını imzaladığı için…
Biz fakülteden Tarih Öğretmeni olarak mezun olduğumuzda bile böyle biliyorduk.
Sonra gördük ki Anzavur Ahmet 16 Nisan 1920’de Milli kuvvetlerle savaşmış ve mahvolmuş… (Unutmadan söyleyeyim bu milli kuvvetler kimdir söyleyemez pek çok tarihçi. Çünkü o noktada dillerini yakan bir isim vardır. Onların yazamadığını ben yazayım: Daha sonra hain ilan edilecek olan Çerkez Ethem ve kuvvetleridir bahsi geçen milli kuvvetler. Mustafa Kemal Paşanın henüz isyan bastıracak bir doğru düzgün ordusu bile yoktur. Düzenli ordu kurmaya çalışmaktadır.
Evet, Anzavur Ahmet serserisi 16 Nisan 1920’de bertaraf edilmiş ama Mustafa Kemal ve yol arkadaşları 27 Nisan 1920’de Padişaha kulluk yemini yapmışlar mecliste.
Peki Kuvay-i İnzibatiye?
18 Nisan 1920’de kurulmuştu.
Mustafa Kemal, böyle bir ordunun kurulması sebebiyle Padişah Vahdettin’e hain dedi mi?
27 Nisan 1920’de TBMM’de yapılan konuşmalara baktığımızda demediğini görüyoruz. ( Diğer mebuslar da demiyor )
{ Benim bu yazı dizisinin en başından beri neden ‘’ Kronolojiyi dikkatle takip edin.’’ Dediğim anlaşılıyor sanırım.}
Sonra?
Sonra 14 Haziran 1920’de Kuvay-i İnzibatiye, İzmit’e saldırdı ama saldıranların çok büyük kısmı ‘’ Yahu biz kime saldırıyoruz? Karşımızdakiler düşman değil kardeşlerimiz.’’ Deyip milli kuvvetlerin tarafına geçtiler. Az bir çapulcu sürüsü ise milli kuvvetler tarafından imha edildi.
Evet, burada yine yazmazlar Milli Kuvvetleri. Ben yazayım: 1- Monros Ateşkes antlaşmasına rağmen askerlerini terhis ettirmeyen Ali Fuat Cebesoy’un 20. Kolordusundan elde kalan askerler 2- İleride hain ilan edilecek olan Çerkes Ethem’in Kuvay-i Seyyare ( Gezici Kuvvetler ) adını verdiği milis güçleridir milli kuvvetlerimiz.
Padişaha hain demek diye bir şey söz konusu mu? Hayır.
Hazır yeri gelmişken anlatalım:
Efendim, Birinci Divan-ı Harb-i Örfi (Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi) aslında taa 10 Aralık 1918’de kurulmuştu ancak bu mahkemenin başına Damat Ferit’in 4. Kez sadrazamlığa getirilmesi ile birlikte Nemrut Mustafa Paşa ya da Kürt Mustafa denen bir şerefsiz atandı.
Nemrut Mustafa 11 Mayıs 1920’de Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarını gıyabında idama mahkum etti ama ilginçtir Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey’e, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey’e gücü yeten bu alçağın ve ardındaki Damat Ferit alçağının gücü Mustafa Kemal ve arkadaşlarına yetmedi / yetemedi.
Mustafa Kemal Paşa ise 10 Nisan 1919’da idam edilen Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey’in de 5 Ağustos 1920’de idam edilen Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey’in de ardından çok ateşli konuşmalar yaptı, TBMM’de bu şehitler milli şehit ilan edildi ama bu olaylar sebebiyle Padişaha hiç bir Allah’ın kulu ‘’hain’’ demedi. [ Nemrut Mutafa denen ayrılıkçı alçak ise zaten bu iki kişi dışında pek çok insana ( Mesela Halide Edip Adıvar’a bile ) gıyaplarında idam cezası verdi ama bu cezaları infaz edemedi. ] {Nemrut Mustafa, 1922-1924 Yılları arasında fırsattan istifade kurulan( sadece iki yıl yaşayan ) Kürdistan Krallığında Milli Eğitim Bakanlığı yaptı. }
Peki o zaman Sevr Antlaşması mı?
Padişah Vahdettin Sevr Antlaşmasını imzaladığı için mi Mustafa Kemal Paşa ona ‘’Hain ‘’ dedi?
Sevr Antlaşması ve taşıyabileceği / taşıdığı hükümler ile ilgili TBMM’de 24 Mayıs 1920’den itibaren pek çok konuşma yapıldı ancak
‘’Düşmanların İslâmiyeti dünyadan kaldırmak için yazıp imza ettikleri o sulh paçavrasını düşmanlardan fazla isteyerek kabul eden ve hilafet makamını bir oyuncağa çeviren ve milletimiz namına hiç bir sıfat ve yetkisi bulunmayan Damat Ferit ile yardımcılarının artık tahammülün üstüne çıkan hıyanet, cinayet ve lanet edilecek işleri cephelere, vilayetlere, İslâm Âlemine beyannamelerle ilan olunsun.” denildi, (TBMM ZC C.3. 1336, s. 213-214).
‘’Üç dört vicdansız kalbin imza edeceği sulh muahedesini Türk milleti namına imza etmiş zannediyorlarsa aldanıyorlar. Çünkü Ferit Paşa ve yârânı bu milletin adamı değildir. Bu milletin bağrından kopmuş bir adam değildir. Hain, vahşi ve canavardır. …Öyle edebsiz imzası bizim namımıza değildir”. Denildi, (TBMM ZC C.2., 1920, s. 20)
Ve Mustafa Kemal Paşa: “Sevr Muahedenamesi ortada bulundukça hiçbir İtilaf Hükümetleriyle hiçbir sebep ve bahaneyle akdi musalâha( sulh-barış ) edemeyiz.” Dedi (TBMM ZC C.7., 1336, s. 146,157).
Ama hiç kimse Mustafa Kemal Paşanın, 25 Eylül 1920’de TBMM’de Padişah Vahdettin aleyhinde söylediği sözleri söylemedi.
Peki ne demişti Mustafa Kemal 25 Eylül 1920’de TBMM’de?
Gelecek bölümlerde inşallah.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.