Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Evin İçinde

Ben sana sevgi hiç acıtmaz demiyorum,

bazen en sıcak evin duvarları bile

geceye doğru üşütür insanı,

bir perde kıpırdar,

bir fincan masada soğur,

kimse bir şey söylemez de

evin içinde bir şey eksilir.


Yine de sevdiğin birinin yanında

insan kendini misafir gibi hissetmemeli,

ayakkabılarını kapının önünde çıkarırken

kalbin de orada kalmamalı.


Ben bazı evlere girdim,

duvarlarında asılı duran fotoğraflara bakınca

insanın yüzünü değil,

o fotoğraflardan sonra yaşananları gördüm.

Bir köşede unutulmuş saç tokası,

çekmecede kokusu hâlâ duran bir mendil,

pencerenin önünde büyümüş bir sardunya.


Bazen bir evin bütün hikâyesi

konuşmayan eşyaların ağzında duruyor.

Sevgi de biraz böyle değil mi,

birinin söylediklerinden çok

söyleyemediği şeylerin arasında dolaşmak.

Mesela sesindeki o küçük kırılmayı duymak,

gülüşünün ortasında neden sustuğunu merak etmek,

iyiyim dediğinde

kelimenin değil,

ardında kalan sessizliğin peşinden gitmek.


Ben sana hep anlaşılırız demiyorum,

insanın kendi kalbinde bile

adresini şaşırdığı zamanlar oluyor.

Bir kapıyı açıyorsun,

çocukluğun çıkıyor karşına,

bir pencereyi kapatıyorsun,

yıllardır unutmaya çalıştığın bir akşam

içeride kalıyor.


Böyle zamanlarda

yanında duran kişinin

çok şey bilmesine gerek yok aslında,

sadece gitmemesi yetiyor bazen.

Bir gece lambası gibi,

odanın bütün karanlığını yenmeden

yatağın kenarında küçücük yanması gibi.


Ben sana sevgi yaralamaz demiyorum,

insan sevdiğine de dokunurken

bazen yanlış yere değebilir.

Bir kelime,

tam kapanmış sandığın yeri açabilir.

Bir bakış,

yıllardır çekmecede unutulmuş bir mektubu

yeniden eline bırakabilir.


Ama bazı insanlar vardır,

senin canını acıttığını fark ettiğinde

konuyu değiştirmez.

O anın içinde kalır.

Biraz mahcup,

biraz suskun,

biraz da sana bakmaya kıyamayarak.


Belki sevgi dediğimiz şey

tam da o kısa sessizlikte büyür.

Çünkü ben artık

büyük sözlere pek inanmıyorum.

Birinin seni seviyorum demesinden çok,

gece yarısı uykusundan uyanıp

pencerenin açık kaldığını fark etmesi

ve sessizce kapatması çok güzel geliyor bana.


Kimse görmeden yapılan şeyler var,

kalbin onları daha iyi hatırlıyor.

Bir omuzda unutulan baş,

yarım bırakılmış bir cümle,

soğuyan çayın yeniden ısıtılması,

kapının arkasından gelen

geldin mi sesi.

Aşk bazen böyle küçük yerlerde

kendi adını fısıldıyor.


Karşılıklı sevgi seni köşelere çarptırmaz demiyorum,

hayatın içinde insanın alnına denk gelen

çok fazla köşe var.

Ama seven,

senin yürüdüğün yolu

biraz senden önce öğrenmiştir.

Hangi taşın ayağını burkacağını,

hangi pencerenin sert rüzgâr aldığını,

hangi cümlenin içinde

eski bir acının uyuduğunu bilir.


Sen fark etmeden

elini oraya koyar.

Ne kahraman olmak için,

ne seni kurtarmak için.

Sadece

canın onun canından geçiyorsa

orası biraz da ona aitmiş gibi.

Belki ben sevgiyi böyle seviyorum,

gürültüsüz,

üstüme eğilip ne hissetmem gerektiğini söylemeden,

yanımda oturup

ben susarken susabilen bir yakınlık gibi.

Bir evin içinde

iki ayrı kalp atarken

duvarların bile birbirine yaslanması gibi.


Bazı geceler

hiçbir şey söylemeden anlarsın. 

İnsan gerçekten sevildiğinde

kendine başka bir ev aramıyor.


Çünkü sevildiği yerde

kapılar kapanmıyor,

karanlık büyümüyor,

kalbi bavulunu toplamıyor.

İçinde biraz nefes kalıyor, 

sonra o nefes,

yavaş yavaş bir yuvaya dönüşüyor.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Evin İçinde

basak-kaya basak-kaya