Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Yokluk Yurdu'ndan Varlık Sahası'na Doğru

Bölüm 1: Şuurun Oluşması


Varlığımızın kaynağını bildiğimizden bu yana

Yokluk Yurdu’nda,

Soğuk kış günlerinin ardından

Ilık bir bahar güneşinin

Toprağın üzerindeki karı eritmesiyle

Açığa çıkan doygun çamuru aşıp

Filizlenen bir tohum gibiydik.


Cismimizin,

Tabiatımızın,

Mizacımızın gereği

Renkten renge girip,

Huydan huya bürünüp,

Bir sebebe bağlanarak

Hayat bulmuş,

Yaşama tutunmuştuk.


Sebeplerimizle özel,

Farklılıklarımızla güzel kılınmıştık.


Her birimize bir bilinç bahşedilince,

Uzanıp tuttuğumuz her bir şeyden

Tat almaya başlamıştık.

Tattıklarımız hoşumuza gittikçe

Nefsimizin de şuuruna vardık.

Bu şuurla

Bilmediğimizi tanıyıp anlamayı öğrendik;

Öğrendikçe daha fazlasını merak ettik;

Merakımız bizi cezbedince

Ona ulaşıp almak için

Yöntemler geliştirdik.


Harekete geçtiğimizde

Karar verebildiğimizi gördük.

Karar verebildiğimize göre

Kendimize ait bir irademiz de olmalıydı.


İrade,

İrade edebiliyor olmak,

Dilemek,

Dilediğimizi kısmen de olsa

Yapabiliyor olmak...

Korkmalı mıydık,

Sevinmeli miydik bu duruma?


Düşündükçe

Sanki bir uçurumun ucundan aşağıya bakıyorduk.

Yüreğimiz ağzımıza geldi.

Sarsıldık.

Boşluk hissine kapılınca

Ayağımız yerden kesildi diyeceğim;

Hiç olmadığı kadar yere sağlam basıyorduk oysa...


Ve yaptıklarımızdan da

Mesul olduğumuzun farkına vardık böylece.


Bölüm 2: Ayrılık


Her şeyin zıttı ile

Uyum ve denge içinde olduğunu görebilmek,

Ancak nefsimizi tanıdıktan sonra

Nasip olabildi.


Yasak ile izin,

Doğru ile yanlış,

Sevgi ile nefret,

Hak ile batıl,

İlim ile cehalet,

Şükür ile inkâr,

Adalet ile zulüm…


Mesuliyet de burada başlıyordu.

Hangisini tercih edersek edelim

Bir sorumluluğu vardı.

Sorumluluğun da bir ağırlığı varken,

Onu kaldırıp kaldıramayacağımız

İse muammaydı...


Bir tellal,

Uyuyanlarımızı uykusundan uyandıran,

Duyanları pusturan bir sesle


Nida eyledi:

“Ey var edilenler!

O, Varlığın Kaynağı hitap edecek;

Varlık Sahası’nda toplanın!

Haydi Varlık Sahası’na!

Varlık Sahası’nda toplanın!”


Varlık Sahası,

Var olanların toplandığı

Büyük, çok büyük bir alandı.


Ayaklarımız bizleri

Saf saf bir araya getiriyordu.

Diz çöküyor,

Boyun eğiyor,

Gözlerimiz,

Gözlerimiz O’nun nuruyla

Akıyordu sanki.


Varlığımızın kaynağı bize sordu:

“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”


Dillerimizden aşkla,

Hep bir ağızdan

Tek bir cümle çıkıverdi:

“Evet, evet,

Sen bizim Rabbimizsin.”


Sözler verildi;

Ahit, unutsak bile biz inkâr etmeyelim diye

Nur ile kalplerimize nakşedildi.


Ve her birimize

Birer görev verildi.


Bu görevi ifa edeceğimiz yere,

Yeryüzüne yolculuk yapacaktık.


Bir ayrılıktı bu;

Öz yurdumuzdan uzak düşeceğimiz,

Baba diyeceğimiz kişinin sulbünden,

Anne diyeceğimiz kişinin rahmine düşerek

Başlayacak yolculukla gelen ayrılık...


Yedi kat içeride,

Karanlık üç evrede gerçekleşti.

Adını Dünya dedikleri yeri soludukça

Bu âlemi sevmedik,

Sevemedik işte.


Hıçkıra hıçkıra ağlıyorken,

Annemiz ve babamız seviniyor,

Gülüyor,

Kurbanlar kesiyordu.


İşte o gün anladık,

Bir derde sancılandığımızı,

Bir müddet sonra

Derdimizle göz göze geleceğimizi...


Devam edecek....


Mesut Tütüncüler / Denizli


Devamı: Hüzün Gemisi'nden Son Geçidi'ne Doğru...

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Yokluk Yurdu'ndan Varlık Sahası'na Doğru

mesut-tutunculer mesut-tutunculer