Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

İzmir'de Aşk Bir Gevreği Bölüşerek Başlar

İzmir'de Aşk Bir Gevreği Bölüşerek Başlar

İzmir'de Aşk Bir Gevreği Bölüşerek Başlar 


18 Eylül 2026


Saat Kulesi'nin önünde bizim gibi gezmeye çıkmış insanların arasında epeyce fotoğraf çektirdikten sonra yeniden yürümeye başladık. Bu kez yönümüz Kemeraltı'ydı. Aslında çok düşünmeye gerek yoktu; ayaklarımız bizi götürüyordu. Birazdan gideceğimiz meyhanenin de Kemeraltı tarafında olduğunu öğrenmiştik.


Önce Kalimera'ya uğrayıp bir masa ayırttık. Akşam yemeğine daha vakit vardı, biz de kendimizi Kemeraltı'nın sokaklarına bıraktık. Nereye gideceğimizi düşünmekten çok, şehrin bizi nereye götüreceğine bakıyorduk.


Kemeraltı'na doğru ilerledikçe İzmir'in başka bir yüzü açılıyordu önümüzde. Gündüzün kalabalığı hâlâ sokakların içindeydi. Dükkânların ışıkları, eski hanların duvarları, sokak aralarından yükselen yemek kokuları birbirine karışıyordu. Şehrin yüzlerce yıllık alışveriş telaşı sanki akşam saatlerinde bile dinlenmeye niyetli değildi.


Kızlarağası Hanı'nın bulunduğu o tarihî dokunun içine girdik. İzmir'de bazen bir yere gitmek için özel bir rota çizmeye gerek yok. Şehir sizi kendi sokaklarından geçirerek götürüyor.


İlk iş, bir gevreği bölüştük. Akşam yemeğine kadar bizi idare etsin diye. İzmir'de bir gevreği ikiye bölüp paylaşmanın da kendine göre bir romantizmi varmış meğer. Hem karnımızı biraz susturduk hem de yürümeye devam ettik.


Sonra sokak müzisyenlerinin sesini duyduk. Rengarenk giyinmişler görünmeyen bir gökkuşağı belirdi içimde. Müzik nereden geliyorsa insanın ayakları da oraya doğru gidiyor bazen. Ben de fazla düşünmeden peşlerine takıldım. Özgürce dans etmeye başladım. Engin ise bu anı kaçırmadı, telefonu çıkarıp beni videoya aldı. Ben dans ediyordum, o da yıllar sonra bakıp güleceğimiz bir anı biriktiriyordu.


Tam o sırada hiç tanımadığım bir adam bana gülümseyerek laf attı. Ben de hiç düşünmeden cevap verdim:


“Ben bu zor dünyayı böyle sırtlayıp idare edebiliyorum.”


Adamın ne düşündüğünü bilmiyorum. Belki şaşırdı, belki güldü, belki de söylediklerimi kendi dünyasında başka bir yere koydu. Ama benim için o cümle, o anın özeti gibiydi. Bazen hayatın ağırlığını biraz kenara bırakıp müziğin peşine düşmek, olduğun yerde dans etmek gerekiyor. Yoksa insan bütün gün dünyanın yükünü omuzlarında taşıya taşıya ne zaman yaşadığını unutuyor.


Sonra hiçbir şey olmamış gibi yürüyüp gittik. Ne hoşça kal dedik ne bir veda ettik. Zaten hayatın sokaklarında karşılaşan insanların çoğu birbirlerinin hayatına böyle girip çıkıyor. Birkaç saniyeliğine aynı şarkının içinde buluşuyor, sonra herkes kendi yoluna devam ediyor.


Bizim yolumuz da o akşam Kalimera'ya, fasıl sofrasına doğru devam ediyordu.


H. Çiğdem Deniz 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
İzmir'de Aşk Bir Gevreği Bölüşerek Başlar

İzmir'de Aşk Bir Gevreği Bölüşerek Başlar

çitlembik çitlembik