Saat Kulesinin Sırrı
SAAT KULESİNİN SIRRI
18 Eylül 2026
Kalimera'ya tekrar geri döndük dışarıdaki bizim için ayrılan masalardan birine oturduk. Bizimle ilgilenen genç ve hoş hanım, mekânı anlatırken buranın Kızlarağası Çarşısı'yla aynı döneme ait olduğunu, o zamanlar bu bölgede yalnızca onların bulunduğunu söyledi. Ne kadarının tarihî kayıtlara dayandığını bilmiyorum ama onun anlatışındaki sahiplenme ve heyecan doğrusu beni etkiledi.
Genç hanım bana Yalan Rüzgârı'ndaki restoran sahibi Gina Roma'yı hatırlattı. Bıcır bıcır konuşuyor, mekânını anlatırken sanki kendi evinin hikâyesini anlatıyordu. Onu dinledikçe, “İşte burası bizim ikinci adresimiz,” dedim içimden. Daha ilk gelişimizde bir mekânı böyle sahiplenmek de bize özgü galiba.
Kızlarağası Hanı'nın kendisi ise gerçekten 1744'te Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılmış, Kemeraltı'nın en önemli tarihî yapılarından biri. Bizim masamız da bu eski ticaret dokusunun içinde, akşamın fasıl seslerini bekliyordu.
Fasıl başladı artık. Bizi onlar da tanıyor, biz de onları; ahbap olduk, tanış olduk. Ay parladı, yıldızlar saklambaç oynadı. Biz de kadehlerimizi o gece gönlümüzü titreten muhteşem saz ekibine kaldırdık.
Derken masamıza kara gözlü bir kadın geldi. Elinde bir gül vardı, uzatıp bana verdi. Çiçeklere pek inanmayan Kara Kaşlım, bana ilk gülümü almıştı. Paraya kıyıp beni Topçu Restoran'a götürecek kadar gönlümü hoş etmeyi bilen bu adam, şimdi iyice coşmuş, doğum günümü sürprizlere boğuyordu. Meğer insanın yıllar geçtikçe romantizmi de başka türlü demleniyormuş.
Bir ara “Dilşad Olacak Diye” şarkısını söyledim. Diğer masadan samimi alkışlar yükseldi. O birkaç saniyelik alkış, insanın sesine değil, belki de taşıdığı yıllara gelmiş gibiydi.
Dilşad olacak diye kaç yıl avuttu felek,
Dilşad olacak diye kaç yıl avuttu felek,
Saçıma karlar yağmış, boşuna yaz beklemek.
Ne bülbül dile geldi ne de açtı bir çiçek,
Saçıma karlar yağmış, boşuna yaz beklemek...
Gece nasıl geçti anlamadık. Fasıl, şarkılar, gülüşmeler, kadehler ve arada birbirimize kaçamak bakışlarımız... Bir zamanlar gençliğimizde yaptığımız şeyleri şimdi yılların verdiği başka bir rahatlıkla, başka bir neşeyle yapıyorduk.
Sonunda yeniden görüşmek üzere diyerek ayrıldık meyhaneden.
Gecenin sessizliğinde Saat Kulesi bizi bekliyordu. Engin, o eski taşların arasında kimsenin bilmeyeceği, yalnızca Saat Kulesi'nin sır olarak saklayacağı öpücüklere boğdu beni.
Demek aşk İzmir'de bir başkaymış.
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.