Kapkara
Ciğerleri dağlayan bir ağıda katılmış sanki
Öksüz kalmış bir yağmur damlası,
Ekimde.
Susmayı ve kan kusmayı öğrenmiş gibi,
Kasımda.
Ağlamayı bir de toprak bilir,
Suyun değdiği her yerde yeşertir taptaze bir yara
Ne de olsa bahtımız kara,
Kapkara.
Bir yaprak düşer,
Ardından binler takip eder,
Sen yerçekimi sanırsın
Ancak mevsim değişir.
İnsan susar,
Suskun sanırsın sen ama
Gözler konuşur,
Eller konuşur,
İçi konuşur.
Toprağa söyler sözünü,
Toprak bilir insanın özünü,
Derinlerde kökler işitir yangının tözünü,
Ve gönül neyi saklarsa gece büyütür.
Rüzgâr eski bir türküyü taşır uzak mevkilere,
Ovaların, vadilerin ve Dağların ardına,
Ulaşılmaz olduğu sanılan uzak bir yere.
Kimi ayrılık olur,
Kimi buruk bir hatıra,
Kekremsi, yarım ve tamamlanmamış,
Kimi de bir ömür kalır tek bir nefeste.
Yeşil ile şahlanır suyun kudreti,
Kurumuş dalda bile bahar aranır,
Bulunamaz fakat çoğu bakışta.
İnsan bazen kendini kaybeder,
Hükümsüz diye duyurur bulması muhtemellere,
Sonra bir damla umut ilam olunur ilgilere.
Ekim geçer,
Kasım kapıyı çalar,
Takvim susar,
İnsan yüreğindekileri kusar,
Zaman yoluna varır.
Toprak bilir sabrı, kadri, kıymeti,
Oysa insan unutur,
Rengarenk gülleri kitaplarda kurutur,
Yürek bu ne olsa muhakkak burkulur.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.