Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Engeller Bedende mi Yoksa Toplumun Bakışında mı

 İnsan bazen durup sadece bakıyor; kendine, etrafındakilere, o hiç bitmeyen telaşa ve en çok da o telaşın ortasında bazı insanların birbirine fırlattığı bakışlara. Kendilerine sağlam, eksiksiz ve kusursuz bir dünya kurduğunu zannedenler var. Vitrinler parıldıyor, herkes birbirine gülümsüyor, her şey nizami gibi duruyor. Sonra bir an geliyor; bir insan çıkıyor ortaya; yürüyüşü farklı, duymak için başka bir çabaya ihtiyaç duyan ya da dünyayı gözleriyle değil de başka hisleriyle kavramaya çalışan biri. Ve o an, o küçücük saniyede, bazıları ne yapacağını bilemeyen o tuhaf iç sesiyle baş başa kalıyor.

Sahi, nedir engel dediğimiz şey? Bir bacağın aksaması mı, bir gözün görmemesi mi, yoksa bazı zihinlerin karşıdakini olduğu gibi kabul edemeyip hemen bir teşhis koyma hevesi mi?

Bazı insanlar sanıyor ki asıl mesele bedenin sınırları. Oysa beden dediğin, nihayetinde etten ve kemikten ibaret kırılgan bir kabuk. Bugün tıkır tıkır işleyen bir mekanizma, yarın küçücük bir sendelemeyle aksayabilir. Asıl ağır olan, asıl taşınması imkânsız hale gelen şey bu değil. Asıl yük, o insanın üzerine çevrilen o yapışkan, o gereksiz merhamet yüklü ya da büsbütün görmezden gelen bakışlar.

Bakmak sadece görmek değildir çünkü; bakmak bazen bir sınır çizmektir, bazen de görünmez bir duvar örmek. Acıma duygusu mesela, ne kadar yapışkan ve kibirli bir maskedir. İnsan acırken aslında karşısındakini sevmez, kendi sağlamlığına şükreder gizlice. O "sağlam" olma yanılgısı, dünyadaki en kırılgan kibrin ta kendisidir. Bazı insanlar bakmayı bilmiyor çünkü. Birine sadece "insan" olarak bakmayı unutmuş gibiler. Karşılarındakine ya acınacak bir talihsizlik abidesi gibi bakıyorlar ya da sanki ona bakarlarsa kendi kusurları yüzlerine çarpacakmış gibi gözlerini hemen kaçırıveriyorlar. İkisi de aynı kapıya çıkıyor: İkisi de insanı yok sayıyor.

Toplum dediğimiz bu devasa, gürültülü kalabalığın içinde bir kesim var ki, kendi ortalamasını yaratıp ona uymayan herkesi bir kenara itmeyi pek marifet sayıyor. "Normal" diye bir kelime icat edilmiş, sınırlarını kimin çizdiği belli olmayan bir çember. O çemberin biraz dışına çıkanı hemen bir eksiklikle damgalayanlar çıkıyor.

Üstelik bu görünmez duvarlar yalnızca engelli bireylerin karşısına çıkmıyor. Bazen bir çocuğun farklılığına tahammül edemeyen yetişkinlerin sözlerinde, bazen kalıplara sığmadığı için dışlanan bir gencin sessizliğinde, bazen de yaşı, görünüşü veya yaşam koşulları yüzünden kendine toplumda yer bulamayan bir insanın geri çekilişinde karşımıza çıkıyor. Dışlanmanın biçimi değişiyor belki ama geride bıraktığı his aynı kalıyor. Oysa eksik olan kim? Hayatını kendi ritmiyle yaşamaya çalışan o insan mı, yoksa onunla göz göze gelmekten bile kaçınan, ona bir hayat alanı açmak yerine sadece donuk bir şefkatle başını sallayan o bir kısım insan mı?

Bazen insan düşünüyor; zihinlere örülen o görünmez duvarlar olmasa, kimin ne kadar yürüdüğünün ya da ne kadar gördüğünün bir önemi kalır mıydı? Birbirinin varlığına tahammül etmekten değil, gerçekten yan yana durabilmekten bahsediyorum. O bakışlar düzelmedikçe, bir insanın iç dünyasını onun dış kabuğundan ibaret gören o anlayış değişmedikçe, engeli hep başkalarının bedeninde arayanlar olmaya devam edecek. Ve ne acı ki, asıl felç olmuş olanın o dar kalıplı zihinler ve hissizleşmiş kalpler olduğunu asla fark edemeyecekler.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Engeller Bedende mi Yoksa Toplumun Bakışında mı

Hafif Hasarlı Hafif Hasarlı