Öfkeme Dokunmayın
Öfkeme dokunmayın.
İçimde, yıllardır mühürlü bir maden var.
Duvarlarında çocukluğumun tırnak izleri,
kör kuyularında yutulmuş çığlıklar.
Her gece paslı bir asansör iner oraya,
döndüğünde kimsenin okuyamadığı
bir karanlık getirir yukarı.
Öfkem, ağzı dikilmiş bir yanardağ değil yalnızca,
Damarlarımda dolaşan siyah bir tel,
dokunduğu her anıyı titreten
eski bir alarm.
Bazen içimdeki bütün saatler
aynı dakikada durur.
Dünya yürümeye devam ederken
ben, bir zamanlar sustuğum yerde
dişlerimle karanlığı ısırırım.
Bırakın, öfkem kendi dilini bulsun.
Her alevi söndürmek marifet değil,
bazen yangın, karanlıkta unutulmuş
bir hakikatin son işaret fişeğidir.
Bir gün bu ateşin başında
ellerimi yumruk olmaktan çıkaracağım.
Küllerin arasında saklanan o tohumu,
kime ait olduğunu sormadan toprağa gömeceğim.
Çünkü ben,
içimdeki yangının kendisi değilim.
Yalnızca yıllarca duman altında kalmış
ve şimdi gökyüzünü yeniden öğrenen
bir evin son açık penceresiyim.
Bir gün rüzgâr içeri girecek.
Öfkem susmayacak belki,
ama artık her kapıyı kırmayacak.
Bir gün ben,
geçmişin kara arşivini yakmadan,
sayfalarını tek tek okuyup
anahtarı kapının dışında bırakacağım.
Böyle başlayacak özgürlüğüm,
öfkemin varlığını inkâr etmeden,
onunla aynı karanlıkta yaşamadan.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu