Küfür Neyi Örter
1980’leri hatırlayabilen birisi olarak yazıyorum ve o zamanların kullandığı dil ile mukayese ettiğimde görüyorum ki; bugün sokakta iki yüz metre yürüyüp bir küfüre maruz kalmadan yürümek zor.
Belki siz de fark ettiniz; belki de fark etmediniz, çünkü artık sıradanlaştı. Nefes alır gibi küfrediyor insanlar ve kimse buna bir şey demiyor da. Oysa bu kelime anlamı itibariyle hiç te altı boş bir kelime sayılmaz. “Küfür”, inkârla aynı kökten gelir ve ikisi de aynı şeyi yapar: örter. O sıradanlaştırdığımız kelimeler neyin üzerini örtüyor olabilir acaba?
“Küfür” kelimesi boşuna seçilmemiş. Kelimenin kökü “örtmek‟tir. Arapçada tohumu toprağa gömüp üzerini örten çiftçiye de aynı kökten bir ad verilir. Hakikati inkâr edene kâfir denmesi de bundandır: Ağızdan çıkan küfürle kalpteki küfrün aynı kelimeyle anılması bir dil tesadüfü değil, hakikatte aynı oluşundandır.
Bir resim sergisinde tabloya tüküren adamı görsek, aslında ressama tükürmüş olduğunu ama ressamın eseri üzerinden bunu yapmış olduğunu biliriz. Oysa insan, müzelerde sergilenemeyecek kadar değerli bir sanatın eseridir. O yüzde, o gözde, o seste tabloyu yapan elden daha büyük bir elin kudreti vardır elbet. Küfreden ise aynı yüzde yalnızca bir suret görür. Tabloya tükürene “vandal” denir; insana sövene ise “samimi” veya “dobra” diyoruz nedense. Acaba ölçüde ve tartıda bir hata mı yapıyoruz.
Söylediğimiz her kelimenin bir kitapta kaydedildiğini düşünelim örneğin; Bir ömür boyunca ağızdan çıkan her kelime yazılsaydı, basılsa ve sonra da ciltlenseydi. Kapağına söyleyenin adı yazılsa. Ve bir gün o yazdığımız kitap bize uzatılsa. Kaçımız kapağını açmaya cesaret edebilir? En çok tekrar eden kelimesi ne olurdu acaba? O kitabın en sık geçen kelimesi yazanın ikinci adı olsaydı, kaç kişi o adla çağrılmak isterdi?
“… Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta bir bir kaydetmişizdir.” (Yâ-Sin suresi 12)
İrfan ehli varlığa “Rahman’ın nefesi” der; her şey o nefesle açığa çıkmıştır. İnsana da her an bir nefes verilir; hem de karşılıksız, lütûf olarak. Kimse saymaz bile o nefeslerin sayısını, çünkü o nefesin o an kesilmeyeceğinden çok emindir. Ve alınan ve lütuf olan o nefes geri verilirken üzerine küfür yazıp geri vermiyor muyuz nefesi aldığımız o yere. Her gün kapımıza sıcacık ekmek bırakan birine, her gün o ekmeği yüzüne fırlatmak gibi… Lütuf kesilmiyor diye o lütfun Latif bir sahibi yok değildir elbet. Nefesin sahibi vardır ve her küfür, o sahibe iade edilen bir nefestir.
Dil bir kastır eninde sonunda ve her kas en çok talim ettiği harekete alışır. Piyanistin parmaklarının nasıl çalıştığını görmüşsünüzdür o parmaklar ne yapacağına o anda karar vermez; yıllardır talim edip meleke kazanmıştır. Dil de öyledir. Bir ömrün sonuna yakın, ruh çekildi çekilecek..., beşer güçten iyice düştüğünde dil kendinde meleke haline gelmiş olan o kelimeler neyse onunla konuşacak elbet, belki ağızından çıkmasa bile zihninden o kelimeler geçiyor olacak. O an ağızdan çıkacak olanlar ise, bir ömür boyu en çok tekrar edilmiş olan kelime olma ihtimali çok düşük değildir.
Belki duymuşsunuzdur anestezi altında tamamen bilinçsiz durumda olan insanların şuursuz şekilde en çok ağızlarından çıkan kelimeler küfürdür.
Hepimiz son nefesinde neyi söylemek istediğimizi biliriz. Her şeyde Hakk’ı görenler için o söz bellidir: Hakk’tan başka bir şey yoktur. O son söz, bir şahitliktir. “Eşhedü” diye başlarız ya hani: Şahitlik ederim. Ve şahitlik, mahkemede bile kuraldır: Şahit ise gerçekten gördüğünü söyleyene denir. Görmediğine şahitlik edene ise başka bir şey denir.
Şimdi düşünelim ki. Bir ömür boyunca gördüğü yüzlere; aldığı nefesin üzerine küfür yazıp iade etmiş bir dil, son nefesinde “Şahitlik ederim ki..” dedi, biz olsak bu şahide nasıl bir şahit derdik? Acaba bir ömür boyunca şahit olamadığımız bir şeye şahit olduğumuzu mu iddia etmiş oluruz?
Kayıt bir ömür boyunca tutulmuştur ve kapağında bizim adımız vardır.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu