Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Soğuk Cephe

Odanın basıncı düşüyor.

Duvarlar, kimse fark etmeden,

biraz daha yaklaşıyor birbirine.

Seni içimde sakladığım yer

eskiden de dardı belki,

ama insan bazı yokluklara

ancak nefes alamayınca inanıyor.


Göğsümdeki bu ağırlığı

önce havaların değişmesine yordum.

Pencereleri kapattım,

perdeleri çektim,

geceyi başka bir şeymiş gibi yaşadım.

Oysa fırtına dışarıda değildi.

Adını söylemeye dilimin varmadığı

bir yerde, seninle başlıyordu.


Camın buğusuna parmağımla

eğri bir çizgi çekiyorum.

Bir zamanlar haritalara bakıp

uzaklıkları ölçebileceğime inanırdım.

Şimdi biliyorum:

Bazı mesafeler kilometreyle değil,

insanın elini uzatıp

vazgeçtiği yerde başlıyor.


Rüzgâr batıdan doğuya esiyor.

Kaldırımda kuru yapraklar sürükleniyor,

birbirlerine çarpıp yeniden ayrılıyorlar.

Ben, seninle aramızdaki o hareketsiz havada,

bir nefesi bile paylaşamadan

her gün biraz daha azalıyorum.

Kimse görmüyor bunu.

Dışarıdan bakınca

hâlâ aynı insanım.


Gökyüzünde bulutlar birikiyor.

Gri kümülüsler,

sanki birazdan yarılıp açılacak,

şehrin üstüne çöken bütün kiri

bir yağmurla alıp götürecek.

İnsan bazen gökten bile

bir şeylerin düzelmesini bekliyor.


Ama senin yokluğun

içimde öyle bir alçak basınç ki

yağmur bile nereye düşeceğini şaşırıyor.

Çatılara, sokaklara değil;

dönüp dolaşıp

kalbimin en karanlık kuyusuna yağıyor.

Orada hiçbir şey yeşermiyor.

Yalnızca su birikiyor,

bir de söyleyemediğim şeyler.


Biz aynı enlemin iki ucunda

birbirine bakmayı öğrenememiş

iki uçurumduk belki.

Güneş ikimizin de yüzüne vururdu,

aynı gün doğardı üzerimizde,

aynı akşam çekilirdi pencerelerimizden.

Ama gölgelerimiz,

ne kadar uzarsa uzasın,

bir türlü birbirine değmezdi.


Şimdi odamda eski bir barometre varmış gibi

izliyorum içimdeki düşüşü.

Cıva, ince bir camın içinde

usul usul aşağı inerken

ben de bir zamanlar kendim sandığım

o yüksek şeylerden düşüyorum.

Gururumun kaleleri,

kimseye eğilmeyen yanlarım,

kendime verdiğim bütün sözler

senin ardından gelen soğuk cephede

sessizce yıkılıyor.


Bir zamanlar yıkılmamayı

güçlü olmak sanırdım.

Meğer insan bazen

ayakta kaldığı hâlde de çöküyormuş.

Meğer bazı gidişler

kapıyı kapatıp gitmiyor;

evin içindeki havayı da

yanında götürüyormuş.


Mevsim değişiyor.

Bunu kuşlardan önce anladım.

Sabahları pencerenin önünde

bir süre daha uzun durmamdan,

çayın soğuduğunu fark etmeyişimden,

geceleri nefesimi dinlememden.


Göç eden yalnızca kanatlar değilmiş.

İnsan da birinin ardından

içindeki gökyüzünü terk ediyormuş.


Ve ben şimdi,

bu odada,

kimseye görünmeden öğreniyorum:


Bir insanın yokluğu

önce sesini alıyor evden,

sonra ışığını,

en son da havayı.


Geriye yaşamak kalıyor.

Ama bazen yaşamak dediğin,

ciğerlerine dolan havanın

artık sana ait olmadığını

her nefeste yeniden anlamak.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Soğuk Cephe

Karanlıkta Saklı Işık Karanlıkta Saklı Işık