Babam Ağlarsa
(Bir önceki şiirin devamı)
Bir akşam
babam televizyona bakıyor.
Üniformalı adamlar,
kollarından tutulan biri…
Babam hıçkırıyor.
Dağ gibi adam,
çocuk gibi ağlıyor.
Ben masanın kenarındayım.
İçimden fısıldıyorum:
“Ağlama…
Ben ağlamıyorum ya,
sen de ağlama.
Yoksa ben
Daha da büyüyecek miyim ?
Daha da çok ağlayacak mıyım
babam gibi ?”
Ama elimi uzatıyorum.
Omzuna koyuyorum.
“Buradayım,”
diyorum sessizce.
Taş yerinden kımıldıyor.
Bu sefer
ne sıcak ne soğuk.
Sadece ağır.
Ve ben
hâlâ büyümeye çalışıyorum.
Omzuna koyduğum elimi
geri çekmek istiyorum bir an.
Ama çekemiyorum.
İçimde bir şey var:
korkuyla karışık bir bağlanma.
“Babam ağlarsa
ben de yeniden o küçük çocuğa mı dönerim?”
diye düşünüyorum.
Göğsümdeki taş
bu sefer sızlıyor.
Sadece ağır değil artık;
keskin kenarları var.
Nefesim daralıyor.
“Büyümek böyle mi olmalıydı?”
diye soruyorum kendime.
Sıcaklık geri gelsin istiyorum,
güvercinin yanındayken ki gibi.
Ama sıcaklık gelmiyor.
Yerine
Utanç dolu bir boşluk açılıyor.
Utanıyorum ağlamadığım için.
Utanıyorum ağlamak istediğim için.
İki duygu birden
boğazıma takılıyor.
Gece yatağa girdiğimde
karanlık her zamankinden daha büyük geliyor.
Gözlerimi kapatıyorum ama
babamın hıçkırığı
hâlâ kulaklarımda.
İçimden uzun uzun konuşuyorum:
“Keşke hâlâ çizgilere basmadan yürüyebilseydim.
Keşke ekmeği kenara koyup
hiçbir şey hissetmeseydim.
Keşke güvercin uçmasaydı…
O zaman göğsüm bu kadar kalabalık olmazdı.”
Şu an içimde
korku, özlem, öfke ve sevgi
hepsi bir arada çarpışıyor.
Korkuyorum büyüdüğüm için.
Özlem duyuyorum
eski, saf sıcaklığa.
Öfkeliyim
ağlamayı unuttuğum için.
Ve seviyorum
babamı,
o yüzden elimi çekemiyorum.
İçimde ki taş ,
artık sadece taş değil.
İçinde minik bir çocuk
orada hâlâ oturuyor,
dizlerini karnına çekmiş,
“Ne zaman büyüyeceğim?”
diye ağlıyor.
Ben ona cevap veremedim,
hiçbir zaman.
redfer
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu