Yaşayın Gızla Yaşayın
Yaşayın Gızla Yaşayın
24 Ekim 2026
Sıdıka abla minyon bir kadındır. Her gün mütemadiyen Zağnos Paşa Camii'ne namaz kılmaya gider. Onun hızlı adımlarla ibadete koşuşuna defalarca şahit olmuşumdur. Birbirimizi pek severiz. İçten, samimi, gönlü güzel bir kadındır. Bugün de bir aradayız. Bir bakıyorum, türküye başlamış bile. Allah Allah başka, yallah yallah başka! Şimdi de gür sesiyle türküyü söylemeye başlıyor, biz de ona eşlik ediyoruz. Maşallah, nasıl da güçlü bir hafızası var! Ezber kabiliyeti öyle yüksek ki türkülerin sözleri belleğinde hiç zorlanmadan yerini buluyor.
Yeşilim yeşilim yeşilim aman,
Yeşil yaprak altında üşüdüm aman.
Kolundaki saate,
Nacar diyorlar Nacar.
Ben o yâre gidersem,
Açmayan güller açar.
Yeşilim mavilim beyazlım aman,
Mektubun cevabını ben yazdım aman.
Kolumda bilezikler,
Sımsıkı oynamıyor.
O yardan başkasına,
Hiç kanım kaynamıyor.
Türküler ilerledikçe neşemiz de artıyor. Gerdanlar kırılıyor, parmaklar fındık gibi şıklıyor, göbekler atılıyor. Kadınların yüzüne yayılan gülümseme, seslerine karışan kahkahalar derken sıra başka bir türküye geliyor: Hadi şimdi de İnce Giyerim İnce diyelim, pembe yakışır genceye!
Tekirdağ yöresinin bu hareketli türküsünü söylerken Fatma abla da tepsiyle ritim tutuyor. Müziğin coşkusu hepimizi sarıyor. Ben de yerimde duramıyorum. Kalkıp kapıya kuvvetlice vuruyorum: “Yaşayın gızla, yaşayın!”
Ne güzel bir neşe bu! İçimizden taşan mutluluğu sesimizle, ellerimizle, ayaklarımızla dışarıya vuruyoruz. Buna sevincin, neşenin, hayatı birlikte yaşamanın bir ifadesi diyebiliriz. Bizim kültürümüzde böyle anların kendine özgü bir dili var. Kimi türküyle anlatıyor sevincini, kimi tepsiyle ritim tutuyor, kimi de benim gibi kapıya vurup “Yaşayın gızla, yaşayın!” diye sesleniyor.
Ama şimdi aklıma bir soru takılıyor. Bu kapıya vurma âdeti nereden geliyor, neyi anlatıyor? Bir sevinç gösterisi mi, bir gelenek mi, yoksa geçmişten bugüne taşınan ve anlamını artık pek sorgulamadığımız eski bir alışkanlık mı? Doğrusu, ben de bilmiyorum. Belki bir gün karşıma bu işin aslını bilen biri çıkar da anlatır. Ben de günceme öğrendiklerimi eklerim.
Şimdilik bildiğim şu: Türküler söylenmiş, tepsiyle ritim tutulmuş, gerdanlar kırılmış, göbekler atılmış ve kapıya vurulup haykırılmıştır: Yaşayın gızla, yaşayın!
Bazen insanın yaşadığını hissetmesi için uzun uzun düşünmesine gerek yoktur. Bir türkü yeter, bir avuç kadın yeter, bir de içtenlikle söylenen o güzel söz: Yaşayın!
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu