Cumhuriyet Bayramı
Cumhuriyet Bayramı
29 Ekim 2026
Bugün Cumhuriyet Bayramı. Kutlamalara katılamadık kız kardeşlerimle. Biz de öğleden sonra buluşmaya karar verdik. Cumhuriyetimizin kuruluş yıl dönümünde, günün coşkusunu kendi buluşmamızla paylaşalım istedik.
Paşa Camii'nin bahçesinde çocukların mutluluğunu görmek beni de mutlu ediyor. Güvercinlere yem atan sarı kafalı çocuk, sanki onlarla birlikte havalanıp uçacakmış gibi bir heyecan içinde. O sırada önüme çekik gözlü bir çocuk geliyor. Kaldırıma çıkmak için bir ayağını atıyor, kolundan tutuyorum. Başını çevirip arkasına bakıyor. Dedesi ve o çocuğun ikizi de gülümsüyor. Onlar oyuna katılırken ben de dedeyle birlikte çocukların mutluluğuna ortak oluyorum.
On On Kafe'ye yöneliyorum. Yağmurlu bir günde yine bütün masalar dolu. Neyse ki bir masa bulup oturuyorum. Tam karşımdaki masada oturan genç kızlara dikkat kesiliyorum. İlk olarak füme renkli, kapüşonlu üstü, ensesinde toplanmış kestane rengi saçları ve sivri çenesiyle bir genç kız ilgimi çekiyor. Makyaj yapıyor; minik dokunuşlarla göz çevresini aydınlatıyor. Yine füme tonlarında giyinmiş, bana arkası dönük genç hanım da küçük aynasına bakarak yüzüne bir şeyler sürüyor. Onun sağ yanında oturan, gözlüklü, başörtülü, pudra rengi ve beyaz çizgili bluz giymiş genç kız aynasına bakıp rujunu tazeliyor. Gözlüklü, beyaz tenli bir başka genç kız da gülümseyerek sohbete katılıyor.
Genç kızların kendi aralarında makyaj üzerine nasıl bir muhabbet çevirdiklerini duymadım ama tahmin etmek hiç de zor değil. Bir zamanların süslü Çiğdem'i de o evrelerden geçti. Kim bilir, belki bir kapatıcının ciltte bıraktığı etkiyi, göz kaleminin ipeksi sürülüşünü, kolay uygulanmasını ve kalıcılığını konuşuyorlardır. Bir ürünün rengi mi daha güzel, ötekinin dokusu mu daha başarılı? İnsan güzelleşmeye merak salınca küçücük ayrıntılar bile başlı başına bir meseleye dönüşebiliyor.
Aramızda bir fark var elbette. Benim zamanımda merak ettiğim bir ürünün peşine düşmek, onun hakkında bilgi edinmek öyle parmağımı ekrana dokundurmakla olmuyordu. Gazete küpürlerini keser, biriktirir, okur, öğrenirdim. Televizyonda da Corci adında bir makyaj uzmanı vardı. Onu izler, anlattıklarından güzelliğin küçük sırlarını öğrenmeye çalışırdık. Corci'nin adını yıllar sonra yeniden anarken bir haberle karşılaştım: Hayatını kaybetmişti. Bu haberi daha önce duymamıştım. İnsan, gençlik yıllarında hayatının bir köşesine yerleşen isimlerin de zamanla yaşlandığını, aramızdan ayrılabildiğini bazen böyle beklenmedik bir anda öğreniyor.
Şimdiki gençlerinse bilgi parmaklarının ucunda. Bir ürünün cilde nasıl etki ettiğini, göz kaleminin ne kadar kalıcı olduğunu öğrenmek için uzun uzun araştırma yapmalarına gerek yok. Birkaç dokunuşla önlerine sayısız bilgi dökülüyor. Bizim gazete küpürlerinden biriktirdiğimiz bilgiler şimdi ekranlara sığmış. Zaman değişmiş, imkânlar çoğalmış ama insanın kendine bakma, güzel görünme ve güzelliğin küçük sırlarını keşfetme merakı pek değişmemiş.
Ben de On On Kafe'de, yağmurlu bir günün karşı masasında, aynalarına bakarak makyajlarını tazeleyen genç kızları izlerken bir zamanların süslü Çiğdem'ini hatırlıyorum. Bir yanda gençlik yıllarımın gazete küpürleri, bir yanda televizyon ekranlarından tanıdığım Corci, öte yanda ellerindeki telefonlarla her bilgiye kolayca ulaşan gençler... Yıllar birbirine karışıyor. Meğer bir kafede oturup etrafı seyretmek, insanın kendi geçmişine açılan bir pencereye dönüşebiliyormuş.
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu