Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Fareye Rakı İçirmişler Kediye Brah Çağırmış

Uzun yıllardır Gaziantepteyim. Gördüm ki Gaziantep’in kendine özgü bir konuşma tarzı var. Tıpkı bizim Karadeniz insanının konuştuğu gibi.  Bu konuşma tarzında bazen derin derin düşünürsünüz bazen de mesajı alır gidersiniz. Anlamak için birkaç kez tekrar edilmesinin gerektiği durumlar da olur.


Yıllar önce öğretmen olarak Şanlıurfa’ya tayinim çıkmıştı. Yatılı İlköğretim Okuluna gitmek için bir dolmuşa binmiştim. Dolmuştaki muavin bir şeyler söylüyordu. Yaklaşık olarak yarım saat dinledikten sonra dayanamadım yanımdakine sordum. 


“Bu adam ne diyor.” Adam yüzüme tuhaf tuhaf baktı ve: 

“Karaköprü Eyübiye!” diyor dedi. İşte onun gibi Gaziantep’te de konuşma dilinde birbirinden farklı sözcüklerin kullanışına şahitlik edersiniz ve anlamak için de bir hayli zorlanırsınız. Mesela Antepliler:


Bayat: boyat, Bahan: mahana, Kurcalamak: kurdalamak, Çorak: şorak, Dut ağacı: tut ağacı, Yemek: yimek, Ufak: uvak, Gırtlak: hırtlak, Değil: del, Çim: çem, Jandarma: cenderme, Kar: gar, Lezzet: nezzet, Komşu: konşu, Nem: lem, Kova: kuva, Çözmek: çezmek, Paytak: maytak, Kerpeten: kelpeten, Sikke: zigge, Şalgam: çelem, Tırmalamak: cımalamak, Dokunmak: dohanmak, Küfe: kufa, Oklava: oklağa, Tüy: tüv, Yüzük: yüssük sözcüklerinde olduğu gibi sesleri değişik söyleyerek konuşurlarken anlam olarak da hiç bilmediğiniz anlamlarda farklı sözcükleri kullanmaktadırlar. Örneğin:


Bahdeniz-maydanoz, merdiven-süllüm, patlıcan-balcan, kercetmek-taklit etmek, sokranmak = söylenmek, zogumlenmek = sinirlenmek, angeslek=bilerekten, kasten, ariş=asma, çotura=büyükçe bidon, dırabızın=merdiven korkuluğu, ehven=kalitesiz, Hayce=Hatice, Hösün=Hüseyin, şabşak=bir litrelik plastik sürahi, yazı=kavun, karpuz tarlası veya üzüm bağı, yılkı=at ve eşekler için söylenir, eğin= yer, aglak=oturulmayan terkedilmiş yer, ağış=yüksek, böğ=örümcek, bıldır= geçen yıl, kömü= define, nece =hangisi, silig= temiz yakışıklı, urug= tane anlamlarına gelmektedir. Daha bunun gibi yüzlerce kelime daha vardır. Yine Gazianteplilerin kendine has yeminleri vardır:


Aha şu çay kimi ganım agsın kine…Uşaklarım döşümde baazlansın kine…Mabalın boynuma !!! Ben heç eyle ham hanek edermiyim yav… La yalan söyleysem yurdum yuvam daalsın , han evim harap olsun. Daha ne deym ağam… Dinim hakkı uçun beyle beyle oldu… Yalan söyleysem sabaha çıkmıymm… Şu nameti son yiyişim ossun ki… Yalanım varsa şordan şoora getmek nasip olmasın… Laa eğer üfürüysem nikahım getsin, artı ne deym saaa…Gardaşım sallıysam , rahmatlık anam gabrinde dombalak aşşın , taam mı? örneklerinde olduğu gibi. Yine bazıları Tüm Ülkede kullanılan ama Gaziantep’in kendisine has deyimleri de vardır. Onlardan bazıları ise:


Adam sandık eşeği, altına açtık döşeği; baktık adam değilmiş, altından çektik döşeği. Adamın alacası içinde, hayvanın alacası dışında olur. Adı kulağına değmiş. Ağ giyen ağa gerek. Ağır ol batman döv. Ağzında ayran durmaz olmak. Ağzını döşürmek. Ahrazın dilinden sahibi anlar. Aklı yılık. Akraba akrabayı atmış yar başında tutmuş. Al Allah kulunu, zapteyle delini. Alma ahı indirir şahı. Alnına gün doğmak. Altın kepeğe muhtaç. Ammi oğlu attan indirir. Analık usta, yumağı ufak yapar;ç ocuklar usta ekmeği çift kapar. Anamın aşı, tandırımın başı. Anbel beter. Antebin daşı havara, al borca yaz duvara. Antepli´nin ikisi bir yere çok, birisi az. Arasada dinlenir, Gala altında sadaka verir. Arı satmış, Namusu tellala vermiş. Arka gerek arka, ya utana ya korka. Arpa ekmeğini yir, şecaatten geri galmaz. Arsız adama söz neylesin, kokmuş ete tuz neylesin. Aşa dökülen yağın zararı olmaz. At kaçmaz, et kaçar. Ata arpa yiğide pilav. Ata dost gibi bakıp, düşman gibi binmeli. Atım tepmez, itim kapmaz deme. Avrat malı, kapı mandalı. Ayağıma yer edeyim, gör sana neler edeyim. Azıcık aşım ağrısız başım.


Babanın ağ itine kara mı dedik. Babasının yediği koruktan oğlunun dişi kamaşır. Bargın badaşık mı? Bartıl kapıdan girerse iman tağadan çıkar. Baş ağır, kulak sağır. Baş kahıncı. Başı göl, ayağı sel. Başına buturamak. Bayram etiylen it tavlanmaz. Bayram geçtikten sonra yüzün ağ olsun. Bed beniz kalmamak. Beleş olsun da, deve depiği olsun. Beli berk olmak. Beş kuruşluk eşeğin üç kuruşluk sıpası olur. Bıldır ölmüş bir eşek, gelin bu yıl ağlaşak. Bıroh çağırmak. Bıvt demeye dudak gerek. Bir dahra vakti, bir mahra vakti Urum, Şam bir olur. Biti kanlanmak. Boynunun kökünü görmek.


Caminin pisiğini biz mi öldürdük. Cenah geçinmek. Cıncık kırığı gibi adam. Cin cücüğü gibi çağırmak. Çapıt çirişi mi?. Çirtim çirtim çirtinmek. Çobanın gönlü olursa teke’den teleme çıkarır. Çocuğa iş, peşine düş. Çok görmüş, çoban oynatmış. Dadanan ile kudurana dafar olmaz. Dadandırma kara gelin, dadanırsa yine gelir. Dağ dayısı, tavşan ammisi. Daldan eğme mi? Kökten sürme mi? Dambır dumbur nerede, deli gız orada. Dananın gazzığı gopmak. Delikli taş yerde kalmaz. Devenin derisi eşşeğe tay olur. Dışı hayhaylı, içi vayvaylı. Direzin sökmek. Doğdu guyruk kalmadı goruk. Düğüm çalmak.


Efini patlamak. El eli yur elde döner yüzü yur. Elden ayrıksı. Elden ayrıksı olmak. Elefesiz olma. Eli udumlu. Elim boş, yüzüm kara. Elinden gabuklu goz yenmez. Eliniz artığı. Emek yerde kalmaz. Er günüzken. Erindiğinden Ermeniye dayı demek. Erinenin oğlu kızı olmaz. Eşeğine gücü yetmez kürtününü döver. Eşşeken eşek çamura bir kere çöker. Et deyi kaptın balcan börkü çıktı. Evde var eşiklik, hamama gitme eşeklik.


Fareye rakı içirmişler, kediye brah çağırmış. Fıhara hırhızlığa çıkmış ay ilk aaşamdan doğmuş.


Gafılın kadaya uğramak. Ganı vebalı boynuna. Gel şu malı baa sat dersen bahalı olur. Gelen ağam giden paşam. Gıcı gibi. Gidişmiyen yerini kaşımak. Gitti ağalar paşalar, İtlere kaldı köşeler. Gurkun cücüğü güzün sayılır.


Hamalı hamıslı, bizim it bizden namıslı. Haneğin uluğu. Haşılı yumuşak işi mi kalıyor. Havlayan it ısırmaz. Hazırcaya hamıt Hedede sedede geçmemek. Himi bir olmak: (Görüşü bir).


Ingılımış, berk yapış. İrisini ipe, ufağını çöpe düzdü. İşini bilde işleme. İşleyen değirmenin boğazında durmak. İşmar avarası. İt iti yemiş kuyruğuna gelince bu da bizdenmiş demiş. İyi kişinin kemiği erir, adı kalır.


Kafamın tasını attırma. Kafanın don kazanı gibi olması. Kafayı tuzlamak. Kanı Kan ile yumazlar, Kanı su ile yurlar. Kapıyı kırarsan odun çok olur. Karrah etmek. Kaz gibi uçtun, Tavuk gibi düştün. Kazanda bişirir, kapağında yer. Kel gız dezesinin saçıynan övünür. Kepir hış yatmak. Kısas kıyamete kalmaz. Kilci eşeği gibi suratını sallandırma. Koça boynuz yük değil. Köpeksiz köye düşmüş eli değneksiz gezmek. Körden gözlü, topaldan ayaklı, deliden deli (doğar). Kulağın tözüne vurmak. Kurt komşusunu talamaz. Lorunu peynirini görmemek.


Mahana şahana. Mal malamatı örter. Mamuru mest etmek. Marda bazar. Mart buzağısı gibi bakmak. Mart yağar nisan övünür, nisan yağar insan övünür. Mercimeği yanın yuvarlamak. Nazlı hanımın büzme çarığı. Ne deve yürüsün, ne çan seslensin. Ne ölü görmüş ağlamış, ne düğün görmüş oynamış. Ne Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü.


Oglan dogurdum oydu beni, kiz dogurdum soydu beni. Oğlan olsun, deli olsun, ekmek olsun, kuru olsun. Okta sapanda durmamak. Olgaç oglan pisinden belli olur. Olursa yedi çıra yakar, olmazsa karanlıkta yatar. Ortalığı tahne pekmez etmek. Ot kökünün üstüne biter. Öğünme çördük çöp, seni de gördük. Öksüz öldü, kanı sındı. Ölmüş eşek nallı olur. Ölüsü gününde, tavuğu pininde. Ömrümü gününü yemek. Önüyle kapıy, Arkasıyla tepiy. Övünü tayını bellisiz. Özü dövmemek.


Pabucuna taş kaçmak. Paran börgünü (böğrünü) mü deliy. Paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak. Parası olanın, balı Bağdat'tan gelir.


Sadakayı saraydan çıkarmamak. Safra sındırmak. Sakalı sabunlanmak. Sakalından keser, bıyığına ular. Samsa nerde yediysen azını orda gohut. Sandıktaki sırtına sepetteki boğazına. Say say da yerine taş koy. Sen ekilirken ben göcektim. Sıçra nalın parlasın. Süyükten yitmek. Şalvarı yok uçkuru üç batman.


Tarma taht. Tas yitmiş (yitti), curunu başına kaldır. Tavşan yamaca geçti. Tazı eski ama çulu değişmiş. Tembele iş buyur, saa yol göstersin. Tohum torba kalmamak. Toku gönülleme zor olur. Tölebine gelmek. Tuz ekmek olsun. Tuz havlası gibi sallanmak.


Umdum umdum, geri yumdum. Una dökülen yağın zararı olmaz. Uşağı işe sal, ardı sıra sen get. Ut küşüm etmek. Üstüne gök gürlememiş. Üveye etme özde bulursun, geline etme kızda bulursun. Üzümün iyisi dene, karinin iyisi nene olur.


Vara varası, dura durası. Ver yiyeyim, ört yatayım, bekle canım çıkmasın. Yağan yağmur sene yele yetmez. Yağmur yağsa yaş değmez, dolu (döğüş) olsa tas değmez. Yahşi yiğit, yareninden belli olur. Yanık yerin otu tez biter. Yemeni ile yürüdüm de, haphapla kaçmam mı kaldı? Yeri a’aaam anan aş pişirmiş. Yılanı sen tuttun, gözüne ben bakayım. Yiğidin sözü demirin kertiği. Yitiği olan anasının koynunu arar. Yüreği kalak kalak yağ bağlamak. Yüzüne gül suyu. Zabın alıcısı. Zaman ve ahval böyle fena ve aksi gittikçe. Zebellağ gibi. Zembil zümbül demeden bağı kesip kurtulmak. Zengine hatır için, fıkaraya Allah için. Zibillikte yatar, padişahı düşünde görür. Zubbu zeytin meydanda kalmak. Zurnada peşrev olmaz.


Gaziantep ağzı, tarihin en eski şehirlerinden birisi olan Gaziantep’in kendine özgü onlarca zenginliğinden sadece birisi. Bu renkli şehri tanımak ve anlamaya çalışmak kazanılmış önemli bir merhaledir diye düşünüyorum. Eğer yolunuz birgün bu şehre düşerse bu sözcüklerden veya deyimlerden birisini duyarsanız şaşırmayınız…









Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 8
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Fareye Rakı İçirmişler Kediye Brah Çağırmış

Z.EFİLOĞLU Z.EFİLOĞLU