Bence sizi;
Burnundaki sivilce, düğünde gelinden daha güzel olmaya çalışan görümce kadar,
Topuğundaki diken, kulağındaki yelken, dekolteyle yakalandığı sulusepken kadar,
Gözündeki arpacık, dudağındaki uçuk, karanlıkta güneş gözlüğü takan kaçık kadar,
Amorti bile vurmamış tam seri piyango bileti, beynindeki ur illeti kadar,
Çamaşır makinasından şort çıkan pantolon, tam ev alacakken fırlayan enflasyon kadar,
...
seviyor da siz anlamıyorsunuz Hocam. :)))
Az önce haberlere göz atmıştım, inanılmaz içim kararmıştı, şiirinizi okuyunca neşem yerine geldi.
Gönlünüz var, ilhamınız bol olsun hocam. Sevgi ve saygılarımla.
Çak fazla cevapları var gerçekten nasılsın sorusunun. Kötü olanları bir kenara bırakıp iyi düşünüp iyi cevaplar vermeye de çalışırsak iyi şeyler olur gibime geliyor... Kutlarım kardeşimi... Teşekkür ederim ayrıca benim yazımdan ilham aldığı için...
Ölüm ve hayat iç içe daima...kutlarım
Bazen çok kolay açılır kapılar ufak bir tebessüm bile yeter...kutlarım
Yumuşak yüzünde çelikten astar olan bir devranı anlatmak, hem mecaz hem gerçek düzlemde güçlü bir imgelem gerektirir — siz bunu ustalıkla başarmışsınız. Şiiriniz, sadece bir zaman eleştirisi değil; aynı zamanda bir gönül terbiyesi, bir sabır ve tevekkül dersi.
Yüreğinizdeki hikmet, kaleminizdeki zarafet için gönülden tebrikler. Bu şiir, hem bugünün hem yarının devranına ışık tutan bir mısra yolculuğudur.
Saygı ve selamlarımla, Nejat Hoca
Anneler böyle işte onların bazı hareketlerini davranışlarını bizim anlamamıza imkan yok. Yine de varlıkları bizim için elzem diyelim... Kutlarım kardeşimi içtenlikle...
hocam bu yazı efsane olmuş, hem güldürüyor hem de içten içe bir yerleri sızlatıyor.
hocam o çamaşır makinesi sahnesi tam bir ev klasiği, herkesin annesinde yaşadığı ama kimsenin bu kadar güzel anlatamadığı bir an olmuş.
hocam “her taksitte bir hayalimi gömdüm” cümlesi var ya, hem komik hem dokunaklı; annelerin dünyasını tek cümlede özetlemişsiniz.
hocam misafir odası kısmı da harika; “bizim evdeki oda ama bizim değil” lafı resmen kült olmuş, herkesin çocukluğunda bir yer bulur o satır.
hocam yazı o kadar samimi akıyor ki, sanki kendi evimizin içindeyiz, bir yandan gülüyoruz bir yandan başımızla onaylıyoruz.
selam sevgiler 🌿
Melankolik ve imgelerle dolu harika bir şiir!
Çürüyen meyveler, boş değirmen ve korkuyla bükülen su,
yalnızlığın ve kaybın derin bir resmini çiziyor dizeler.
Kuşların gürültüsü ise umutsuzlukta bir çığlık gibi.
Çok etkileyiciydi !
Selam ve saygılarımla
Evet, şiire sahip çıkmalıyız. Oğlumuz, kızımız şiire sahip çıkmalı.
Can-ı gönülden tebrikler.
Selam ve sevgiler.
Ah şu aşk olmasa dilden şiir sözler dökülmez
Saygılarımla
Ne zaman uğrasam bu sayfaya şiir kokuyor mısralar
kendine has tarzı ile sunumlar harika
Kutlarım üstadım
Dilara hanım yazılarıyla ışıldıyor... Daha çok paylaşım daha da mutlu eder bizleri. Alıp götürüyor kelimeler ve cümleler değişik duygulara... kutlarım içtenlikle
Kafiyesine, ölçüsüne ve ayaklara dikkat edilseydi muhteşem bir şiir olurdu. Şu haliyle sadece güzel.
Tebrikler.
Selam ve saygılar.
Ne güzel yaşadığın yerleri özlemek anlamak ve unutmamak... Kutlarım yürekten...
hocam
bu şiir tam anlamıyla “yunusça” bir söyleyişe sahip; saf, içli, yalın ama gönül diliyle derin.
her dörtlükte bir iç yanışı, bir teslimiyet ve sevda ateşi var.
“yar deyu deyu” tekrarıyla hem bir nefes, hem bir yakarış olmuş şiirin kalbi.
özellikle “doğanay’ım yine aklım yetmiyor / durmadan çağlarım yar deyu deyu” dizeleri, âşığın aczini değil, aşkın kudretini anlatıyor.
gönülden kopup gelen bu şiir, hem halkın diliyle yazılmış hem de hakikatin sesini taşımış.
selam sevgiler.
hocam
bu metin içtenliğin en saf hâli olmuş.
kelimeler sanki birinin ruhundan yavaşça süzülüp kâğıda düşmüş gibi.
her cümlede bir çocuk masumiyetiyle karışmış bir yetişkin yorgunluğu var.
“yastığa değil dizlerine yaslanmak istiyorum” dizesi ise metnin kalbi olmuş; hem teslimiyet hem güven hissini derinlemesine vermiş.
duygunun doğallığı, süslenmeden gelen o samimi titreşim çok etkileyici.
selam sevgiler.
hocam
ne büyüleyici bir anlatım olmuş bu…
satırlarda hem ilkel dünyanın soğuğu hem de insanlığın ilk sıcaklığı hissediliyor.
ateşin sembolü, bilgelik ve yaşam döngüsüyle o kadar güzel örtüşmüş ki, hikâye neredeyse mitolojik bir derinlik kazanmış.
özellikle “ateşi sadece yakmayız, dinleriz de” sözü, hikâyenin ruhunu mükemmel taşımış.
gerçekten çok sinematografik, hem görsel hem duygusal olarak çok güçlü bir metin.
selam sevgiler.
hocam
Şiiriniz günün bitişini, insanın iç yorgunluğunu ve şehrin geceye teslim oluşunu çok etkileyici bir dille anlatmış.
Özellikle “Umutlar dağıtılmış, akşamın özeti” dizesi günün ağırlığını derinden hissettiriyor.
Şehir ve insan iç içe geçmiş, adeta aynı nefesi alıp veriyor.
Kaleminizin dinginliğiyle kurduğunuz bu atmosfer çok kıymetli.
Kaleminiz daim olsun.
Selam sevgiler.
Biat ve çoşku arasında..özenle yapılmış betimlemeler..Selamlarımla..
Doğu Türkistan, esasında Türk dünyasının kanayan yarasıdır üstadım. Ancak anlamakta zorlanıyorum! Neden dünya kamuoyu oluşturulmuyor. Neden Türk dünyası diyoruz da bir türlü ses çıkarmıyor. Neden diplomatik girişimlerde bulunulmuyor. Söylediğiniz gibi öksüz ve yetim mi Uygur Türkleri! Dünyanın neresi olursa olsun zulüm zulümdür. Yıllarca Filistin-Gazze dedik, ağladık yardımlar yolladık! Ancak ne yazık ki Türk dünyası Uygur Türkleri için böyle bir yoğun çaba içine girmiyor. Ben anlayamadım, siz anladınız mı üstadım? İlgiyle okudum ve yüreğim titriyordu, iyice titredi. Saygılar selamlar hocam