
Canı Yaşatmak
Canı yaşatmak, birinin göğsündeki küçücük, titrek mum alevini
üflememek demektir. Rüzgâr sert eserken avuçlarını siper edip “sönme” diye
fısıldamaktır. Bazen bu, bir kelime olur; bazen suskun bir bakış, bazen de
sadece aynı odada aynı havayı solumaya razı olmaktır. İnsan en çok kırıldığı
yerde can taşır. O kırık genellikle cam gibi keskin değil, toprak gibi sessizce
dağılmıştır. Toprak dağılınca üstüne basıp geçmek kolaydır, kimse fark etmez.
Ama biri durup “burada bir can yatıyor” derse işte o an başlar asıl mesele:
dağılmış toprağı avuç avuç toplayıp üstüne su yerine merhamet dökmektir.
Söz, ruha giydirilen bir elbisedir. Kimi sözler dikenli yün,
kimi ipek, kimi de yara bandı kadar ince ve iyileştiricidir. Canı yaşatmak
isteyen, ipeği seçer; ama öyle narin bir ipek ki, dokunduğun anda yırtılmasın
diye parmak uçlarını bile unutur insan. Bazen “iyisin” demek yetmez. Çünkü o,
“iyiyim” demeye utanacak kadar yaralıdır. O zaman dil başka yol bulur. “Bugün
hava biraz daha yumuşak değil mi?” diye başlarız mesela. Ya da “şu bulutun
şekli tıpkı çocukken çizdiğin eve benziyor” deriz. Aslında ne buluttan ne
havadan bahsetmiş oluruz. Sadece şunu demiş oluruz: “Görüyorum seni. Hâlâ
buradasın. Ve ben de hâlâ buradayım.”
Canı yaşatmak, saat kaç olduğunu sormamaktır bazen. Çünkü o
saatin kaç olduğunu çoktan unutmuştur. Zaman onun için artık bir çizgi değil,
bir ağırlıktır. O ağırlığı hafifletmek için “dün gece rüyamda seni gördüm,
gülüyordun” demek yeter bazen. Yalan da olsa zararı yoktur. Çünkü yalan değil,
umuttur o. En zoru şudur: karşındaki insan kendi canını kendinden gizlerken,
sen onun canını ondan daha iyi tanırsın. O “yok bir şey” derken gözleri “yardım
et” diye bağırıyordur. İşte o an susmak da bir beyandır, elini uzatıp omzuna
koymak da. Hangisi daha çok can yaşatır, bilemezsin. Ama denemeden de
bilemezsin.
Canı yaşatmak, birinin içindeki çocuğa “sen hâlâ buradasın,
korkma” diyebilmektir. Yirmi sekiz yaşında da olsa, kırk beşinde de olsa,
yetmişinde de olsa o çocuk hâlâ oradadır. Ve çoğu zaman sadece bir tek cümleyle
“ben seni terk etmedim” demek ister. Eğer bir canı yaşatmaya niyetlendiysen bil
ki en büyük ibadetin budur. Çünkü Allah, bir kulunun canını koruyan kuluna
kendi rahmetinden bir el uzatır, vesselam.
Mehmet Aluç
Yazarın
Önceki Yazısı