Vır Vır Etmeyin ! Ona Buna Da Saldırmayın ! Susun Ve Askeri Dinleyin.
VIR VIR
ETMEYİN ! ONA BUNA DA SALDIRMAYIN ! SUSUN VE ASKERİ DİNLEYİN.
Öncelikle İdlip’te şehit olan kahraman Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet
diliyorum. Kabirleri pür nur, mekanları cennet olsun.
Bu günlerde gerek sosyal medyada, gerekse edebiyat sitelerinde doğal olarak
günün konusu İdlip’deki savaştır. Evet, harekat, operasyon filan değil,
doğrudan doğruya bir savaşın içindeyiz.
Her zaman olduğu gibi şehitlerimize rahmet, kederli ailelerine ve milletimize
başsağlığı dileme konusunda tam bir birlik ve beraberlik içindeyiz. Lakin böyle
bir savaşın gerekli olup olmadığı konusunda bölünmüş durumdayız.
Bu konuda elbette ki her vatandaşın kendisine göre bir fikrinin, yorumunun olması
normaldir. Ancak bizde maalesef böyle bir acı olay bile siyasete alet edilmekte
siyasi görüşleri birbirinden farklı olan pek çok insan birbirlerine karşı
olmayacak hakaretler, küfürler, ithamlar ile saldırmaktadır. Yani özetle vır
vır..
Savaşı meşru ve haklı görenler, ‘’Vatan evlatları boş yere telef ediliyor.’’
Düşüncesinde olanları vatan hainliği ile suçlarken ‘’ Vatan evlatları sonu olmayan
boş bir dava( BOP da diyorlar.) uğruna katlediliyorlar.’’ Diyenler de savaşı
meşru müdafaa, ülkenin bekası, dolayısıyla haklı görenleri vatan hainliği ile
suçluyorlar.
Oysa bu konuda asıl söz sahibi doğrudan doğruya askerin kendisi olmalı değil
midir?
Peki asker ne diyor?
Kulak verelim bakalım ne diyor:
‘’Abi biz İdlip’e gidiyoruz. Orada şebeke, arama yapacak kadar bile yok. Ne
zaman Turkcell gelir hiç belli olmaz. Hakkınızı helal edin. Sizleri seviyorum.
Sizden ricam da sakın Suriye’de ne işimiz var diyenlerden olmayın. Gittim
gördüm. Tam da olmamız gereken yerdeyiz. Yedi düvel bir olmuş, rejimi,
Rusya’sı. Dua edin yeter. Selametle.’’
Bu satırlar İdlip’te şehit olan Tekirdağlı uzman onbaşı Nihat Kara’ya ait.
Evet, şu cümlenin altını çizelim: ‘’Sizden ricam da sakın Suriye’de ne
işimiz var diyenlerden olmayın. Gittim gördüm. Tam da olmamız gereken yerdeyiz.’’
Nihat Kara 2018 Yılında Uzman Onbaşı olmuş. Geçen yıl da Kuzey Irak’ta bir
operasyonda kolundan vurularak gazi olmuş. İdlip’te savaş başlayınca gönüllü
olarak oraya gitmiş olan kahraman bir Mehmetçiğimiz.
Bu paylaşımı gördüğümde öncelikle şehitlerimiz arasında Nihat Kara diye bir
isim olup olmadığını araştırdım. Varmış. Allah gani gani rahmet eylesin.
Ancak bilindiği gibi artık bilgisayar teknolojisi ile her şey yapılabildiği
için Nihat Kara’nın İdlip’te şehit olmakla birlikte böyle bir mesajının olmama
ihtimali de vardı. O bakımdan bir de yaşayan bir askerin görüş ve düşüncelerini
almak istedim.
Halen uzman çavuş olarak görev yapmakta olan bir öğrencime sordum. Acaba onlar
ne düşünüyorlardı bu savaş hakkında?
Mesela onlar da toplumun bir
kesimi gibi boşu boşuna öldüklerini düşünüyor muydu?
Takdir edersiniz ki bir askerin bir sivile beyanat vermesi yasaktır. Hele de bunu
üstlerinden izin almadan yapması tamamen yasaktır. O bakımdan öğrencim kısa bir
cevap yazdı ve not düştü: ‘’ Hocam, yayınlamayın bunları. ‘’ Ben de tamam yayınlamayacağım.’’ Dedim.
Evet, yayınlamayacağım dedim. Bana yazdıklarını satır satır buraya
almayacağım.Sadece söylediklerinin ana fikrini ve askerin düşüncelerini
yansıtacağım sizlere.
ASKER DİYOR Kİ !
1- İdlip’te, Suriye sınır hattında güvenlik ve emniyet maksatlı bekleyen
arkadaşlarımız boşu boşuna ölmediler.
2- Bizde emir görevdir. Emir verilir, mütalaa edilmez.
3- Arkadaşlarımız Arapların, onların, bunların canını korumak için değil, sınır
hattını güvende tutmak için şehit düştüler.
4-Medya konuyu her türlü her yere çekebilir ama TSK nın kendi içini bilmez,
bilemez.
Aslında öğrencim ona sorduğum ‘’ Suriye’de, İdlip’te askerimiz boşu boşuna mı
ölüyor?’’ Sorusunun cevabını face book sayfasında paylaştığı bir resminin
altında şöylece yazmıştı: ''Biz korkak değiliz ki saklanalım, biz çakal değiliz
ki kaçalım, biz kahpe değiliz ki sırtdan vuralım. Biz TÜRK’üz Kardeşim!''
Yani asker, bazı zevat gibi ‘’ Suriye’de ne işimiz var?’’ Demiyor. Verilen
şehitlerin ardından ‘’ Boşu boşuna, hiç yoluna öldüler.’’ Demiyor.
O halde?
O halde yazımın başlığında da dediğim gibi şimdi vır vırı, ona buna saldırmayı
bırakıp askere kulak verme ve susma zamanıdır. Söylenecek ne varsa onlar
söylüyorlar ve söylemeye devam edecekler Allah’ın izniyle.
Eğer becerebiliyorsak, elimizden geliyorsa birlik ve beraberlik adına bir
şeyler yazalım. Beceremiyorsak en azından susma erdemini gösterelim.
Ve son olarak...
Rusya'nın Türkiye'de de yayın yapan haber sitesi Sputnik’in İngilizce
sayfasında bakın ne diyor:
‘’The stolen province: Why Turkey was
given a corner of Syria by France 80 Years ago.’’
‘’ÇALINAN EYALET: Suriye’nin bir köşesi 80 sene önce niçin Fransa
tarafından Türkiye’ye verildi?’’
Hâlâ daha çocuklarımızın, evlatlarımızın niçin Suriye topraklarında olduğunu
anlayamayanlara ithaf olunur.
Evet doğrudur “Şehidin helvası sizin ocakta kavrulmadığı sürece size hep tatlı
gelecektir.” Sözü. Allah hiç bir anne babaya, kardeşe, eşe,
evlada böyle acılar yaşatmasın. Ateş düştüğü yeri yakıyor . Ne kadar ciğerlerimiz yandı desek de hiç
birimiz doğrudan doğruya kendi
evladımızın, yakınımızın başına gelmedikçe o acıyı anlayamayız. Ancak böyle bir acının üstüne bir de ‘’ Boşu
boşuna, bir hiç uğruna öldü’’ Demek o
annelerin -babaların, şehit yakınlarının yüreğindeki acıyı dindirmeyecek,
aksine ateş almış bir yüreğe dökülen benzin olacaktır.Tek tesellisi evladının,
yakınının şehit olması olan bir insana ‘’ Senin evladın bir hiç uğruna öldü.’’
Demek insanlık ve o acıyı paylaşmak mıdır yani?
Tüm şehitlerimize bir kez daha Allahtan rahmet diliyorum. Kabirleri pür nur, makamları cennet olsun.
&autoplay=1/?autoplay=1&mute=0" allow="autoplay" frameborder="0" allowfullscreen>
(
Vır Vır Etmeyin ! Ona Buna Da Saldırmayın ! Susun Ve Askeri Dinleyin. başlıklı yazı
Sami Biber tarafından
1.03.2020 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.