Tercihler
Göz ne kadar keskin görürse görsün; ışık yoksa göz göremez. Nasıl ki göz için ışık lazımsa akıl için de vahiy böyledir. Kişinin aklı ne kadar çok olursa olsun onu kullanabilmesi, doğru anlayabilmesi, doğruyu görebilmesi için ona Allah’ın vahyinin nuru gerekir. Eğer vahyin nuru yoksa o akıl karanlıkta kalmıştır ve artık hakkı göremez, doğruyu anlayamaz.
Kişiye aklını kullanabilmesi için Allah’ın vahyini hatırlatmak gerekir; yine de bu tercih tamamen ona aittir. Sadece bizim o kişiye dua etmemiz yetmiyor. O da kendine dua ederse bizim de duamız ona destek olmuş olur. Kişi kendine dua etmezse duası kabul olan bütün insanlar bir araya gelse ona dua etse dahi o dua kabul olacak bir dua değildir, kabul olmaz. Onun kendine dua etmesi gerekir. Bizim de onun duasına duamızla destek olmamız gerekir.
İnsanlar bildikleri ve zihinsel yeteneklerine göre düşünebilirler, ancak geniş ve derin düşünme boyutu farklı bir eğitim sürecinden sonra oluşabilir. Eğitim nasıl okuma, öğrenme ile oluşuyor ise düşünme de düşündükçe gelişebilen bir boyut ve süreçtir.
“Mide beyinden daha akıllıdır” derler. Boş mide, durumu hemen sahibine bildirirken, boş beyin boş olduğunun farkına bile varamaz.
Sonuç ise cehalet ve mutluluktur zannıdır. Sorgulamayan, analiz etmeyen, düşünmeyen, üretmeyen, sorumluluk üstlenmek istemeyen ve itiraz etmeyi bilmeyen bir insanın, cehalet ve sahte mutluluk çukurunda bulunan kadavradan hiçbir farkı yoktur.
İnsan, dünyaya gelmesiyle birlikte peşinen elde ettiği gerçek değerlerin bedelini ömrünün son yıllarında ödemek isterken, dünya nimetlerini hemen elde etmek ister.
Yaşlılık dönemine gelip, bazı gerçekleri fark eden kişilerden ardında bıraktığı boşa geçen yıllarının pişmanlığını duymayan hiç kimse yoktur. İnsanların hatalarını göz göre göre benzer şekilde tekrarlayarak tecrübe etmek, insan aklı ve onuruna yakışan bir tutum değildir.
Bu konuda da şeytanın tuzağına düşmeyerek, dünya hayatının ışıltısının insanın gözünü alarak gerçekleri görmesini engelleyen bir ışık olduğunu fark etmek gerekir.
Modern çağın manevi değerlerinden olabildiğince yoksun bir hayat yaşayan insanları, mutluluk ve memnuniyeti sadece maddi değerlere indirgedikleri için sahip oldukları sayısız nimeti görememekte, göremedikleri için de tüm bu nimetleri kendisine veren yüce Allah’ı gereğince takdir edip O’na şükredememektedir.
Dünyanın dört bir yanında insanlar her gün benzer tecrübeler yaşıyor ve temel ortak noktalarından biri de tercihler.
Doğumda başlar tercihlerimiz. İçine doğduğumuz hayatı, ebeveyni veya fizyolojiyi biz seçemesek de zihnin yönetimi ele alması, tercih sürecini devreye alır.
Mesela bir bardak çay ile bir fincan sahlep arasında bir tercih yapılabilir; ancak bir bardak çay ile bir otomobil lastiği arasında tercih yapmaktan söz edilemez.
Allah şöyle buyurur: Öyleyse nereye gidiyorsunuz? (Tekvîr 81/26)
Yanlış tercih yaptığımızı çok iyi bildiğimiz için de kendimizi rahatlatacak yığınla bahanemiz çoktan hazırdır. Allah’ın emirlerinin mutlak gerçek olduğunu, doğru ve doğal olduğunu her insan gayet iyi bilir.
Tercihini Allah’ın emrinin aksi yönünde kullananlar bunu bilerek yaparlar. Bu bilgiye rağmen yanlışı seçtikleri için gerçeğin üstünü örtmüş olurlar. İçlerini rahatlatmak için uydurdukları bahane ve kurgular gerçeğin yerini almıştır.
- Yorumlar 6
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.