Ne Güzeldir Dualarda Buluşmak...
‘’yani ben orkestradan kovulunca berbat duygulara kapılan ben
karşılıksız mektup yazmada üstüme kimseyi tanımayan ben
istiklal marşı’nı iki satır önceden okuyan
ilkokul bir çocuklarının başını okşayan ben
şimdi nereye koyayım bu heyecanlanmış gövdemi
nereye, soğuktan üşümüş ellerimi nereye
ah ben
ah sen…’’(Alıntı)
Ölüm…
Neydi sahiden öncemde saklı incecik çehrem,
sahipsiz kıtaların kuş bakışı ihlali sevabına sevmek de değildi sadece benimki
sevk ettiğim duygularım katık ettiğim kadar mehtabı bazen kovalandığım seyyah
bir şarkı ve şiirdi benim cıngılım:
Şiirdi seyrüseferim.
Şiirdi meddücezrim.
Şiir idi ve de hala benim dünyam:
Alametifarikası benliğimin ve siz…
Lafügüzaf.
Sevdiğim kadar da vardı hani:
Sizi ve şiiri birbirinizden ayıramadığım kadar
benim de müdahili olduğum bir döngü bir rahmet bir de hicvi varlığımın:
Kimse ama kimse daha iyi kulp takamazdı bana
benden başka.
En büyük eziyeti bendim bana çektiren adını,
meziyet koyduğum.
En büyük zulmü bendim bana hak gören:
Rabbim af eyle beni.
Ve işte şimdi seyyanen yazıp yaşıyorum ve işte
tüy döküyorum bir kuş gibi bir serveti fünun ki kabrimde saklı o na’şı
taşıdığım kadar sırtımda alı al moru mor hayaller değildir de şiirleri ördüğüm
bilfiil içime gömüldüğüm ve işte o beynamaz esinti hiçliğin kaidesinde saklı
bir tema kalemin de direktifinde yaşadığım kadar hayatı kâh nöbete kaldığım kâh
içtimada: yerlisi olduğum kadar duyguların yabancılık çektiğim o seferi iklim
adına kaybolan insanlık denen cefanın ana kıtası elbet dünyada yaşadığım kadar
cehennemi…
Ve bir es veriyorum.
Dev/asa bir Es.
Her şiir her nesir bir sus payı söylem öncemde
vakıf olamadığım ne varsa tensiye ettiğim kadar da sevdiklerimi hali hazırda
tahliye edilmedim ben makamımdan hali hazırda tecrit edildiğim kadar hayatın
bekasından sızan alın teri göz nuru şiirlerim aşkın ta kendisi sevdaya sevdalı
bir ruh gizinde saklı evrenin izini sürdüğüm kadar kendimin Huda’ma varma
telaşı bir an evvel de çekip gitmem gerekirken bu kör döngüden ve bedenimden.
Hulasası duyguların.
Zan yüklü insan pazarı.
Seyyah sözcükler serili gönül tezgâhımda.
İhbar ettiğim içimin yası döktüğüm yaşı göz
göre göre de ziyan etmişken hayatı.
‘’sanmayın bir merasim talebim olacak sizlerden
çoktandır yerimi yadırgamıştım zaten
pahalı istekleri olmuştu dersiniz ardımdan
mesela sevmek istemişti diye söylersiniz nezle olmuş bir kızı…’’(Alıntı)
Şairin de çekilesi yüreğinde saklı çürükleri:
Bir düş kovuğunu dolduramadığı kadar da var
hani dünde saklı yalnızlığı güne sirayet eden ve sevgili bayım…
Mehtabın yongasında saklı bir nazarım ben ya
da bir Şimal Yıldızı.
Aşkın akışkan tininde saklı rahmet belki
yakamoz ve sevdanın yükü ve ısrarı…
Mektepli sevdam.
Alaylı şiirlerim…
Alayın konduğum tüm alayları cihanın arz
ettiğim de değil hani talep bulduğum ya da talep ettiğim…
Çünkü ben hem mektepli hem alaylı bir şairim…
Yüreğimin dokunulmazlığında saklı her dizeyi
ve her şiiri de size ithaf ettiğim…
Yeter ki ayağınıza taş değmesin hatta şiir de:
Göz bebeğim bir sevdanın da manzumesidir
içimde saklı ve ısrarla sevebilmenin de dinmez iken nazı niyazı ve…
Ne de güzeldir: dualarda buluşmak…
Mademki cennetin yolcusuyuz helal olsun verdiğim
emeğe ve sevgiye…
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.