Küsmüş Gibiydik Kendimize

Peygamberimiz H.Muhammad Mustafa (s.a.v)in hatırasına ithafen .
Hayat hikayesinin  40.bölümü

cennete eğilen söz ağaçları oluyoruz adını söyledikçe 
şaşkınlığın koyu karanlığından
istikametin sabahına sığınıyoruz 
tereddütlerin fırtınasından 
Rabbimizce kabulün sakin limanına iltica ediyoruz
avuçlarında dua dua çırpınıyoruz. 

kırık kanatlarımıza gök sunuyor heceler
kelimelere tutuna tutuna düştüğümüz yerden kalkıyoruz 
dua oluyor an bize
koyu gecemizin gömleği yırtılıyor
şimdi elçi’nin kalbine değiyor düşlerimiz
gönül birliği ediyoruz 
en sevgiliyle

göğün yüzünü tanıdık eyledi gözlerimize
geçmişin hüznünü giderdi
geleceğe dair korkuları yatıştırdı
feryat sandığımız sesleri 
sonsuzluk vaadiyle neşe ve sevince boğdu
yanmayalım diye yandı yakıldı
biz bilmeden ateşe koşan pervanelerdik
kül olacağından habersiz
sarhoşça alevden uçurumlara uçan kelebeklerdik

o ve biz
gecede ateş yakan adam ve kelebekler gibiydik
ateş etrafındaki şeyleri aydınlatınca
pervaneler içine atılırlar ya
o ateşten korumak için bizi eteğimizden tutmak istiyordu
yine de biz ısrar edip
şefkatli avuçlarından kaçıp 
ateşin içine atlamaya koşuyorduk
bin ana yüreğini kuşanarak 
ateşe düşmekten alıkoyuyordu 
biz can parelerini

şaşkındık 
aşağı yerde bulduk ayaklarımızı
nereden geldiğimizi bilmedik
o ezelden söz açtı
nereye gittiğimizi sormayı akıl edemedik
o ebede
sonsuzluğa çağırdı

kim olduğumuzu 
ne iş yaptığımızı aklımıza o fısıldadı
yetim buldu her birimizi
küsmüş gibiydik kendimize
kalbimiz sonsuz aşklar isterken
ecelin eşiğinde tökezliyorduk
aklımız yüktü başımızda
dünden hüzünler taşıdık bugünümüze

yarından korkular taşırdık şimdimize
sahipsiz ve umutsuzduk
her yanımız karanlıktı
duyduğumuz sesler hep feryattı
baktığımız yüzlerin hepsinde matem vardı
ışık tuttu yolumuza
dağı ,taşı, yıldızı , güneşi 
aşinamız kıldı

haydi git dedi
içinin zaferlerini ilan et şehre 
kalbinin fetihleri için şehirler bağışlansın sana 
yuttuğun kötü sözlerin için teşekkür et 
saçlarını okşamak isteyip de 
okşayamadığın yetimlerin saçları sayısınca 
ödüllendirsin seni Yaratan

mazlumların imdadına yetişemedim diye 
içinde yaktığın ahlarca 
teselli etsin seni 
Rahman ve Rahim olan
hiç olmazsa uykunu böldün diye yoksullar için
komşusu açken deliksiz uyuyanlardan olmadın diye
mazlumlar ağlarken 
hoyratça gülenlerden  olmadın diye
ayrı bir yere koysun seni 
Aziz ve Cebbar olan

*
ebu talib'in vefatından 
üç gün gibi kısa bir zaman sonra
efendimizin pak zevcesi hz. hatice de 
ramazan ayında 65 yaşında 
göç etti fani dünyadan ebedi aleme 

namazını kıldırdı 
bizzat resul-i kibriya efendimiz 
hacun kabristanına defnedilirken 
gözlerinde yaş 
onu örten kara toprağı uzun uzun seyretti
bu acı hadiseler art arda vuku buldu
nebiyy-i muhterem efendimize 
pek ziyade 
hüzün ve elem verdi

hz. hatice , teslimiyeti, itaati, kalbinin rikkati
hz. hatice, vefakarlığı, şefkati
hz. hatice, sadakat ve faziletiyle
efendimizin en büyük destekçisiydi
 
herkes düşman iken ,risaletini
ilk defa o tasdik etmişti
herkes, ondan uzaklaşıp kaçarken 
o, kendine kalbini açmış 
kalbine gömmüştü sevgisini
tek tesellisi olmuştu en sıkıntılı zamanlarında 
resul-i kibriya efendimizin bu derin teessüründe 
hz. hatice-i kübra'ya müstesna sevgisinin de 
kuşkusuz büyük payı vardı 

resulullah efendimiz hira'ya devam ettiği sıralarda 
hz. hatice validemiz de yiyecek taşırdı ona 
bir gün cebrail (a.s.) gelerek
ya resulallah
işte şu uzaktan sana doğru gelen hatice'dir 
içinde yemek bulunan bir kap var yanında
geldiği zaman yanına
Rabbinden ve benden selam söyle ona 

cennette inciden yapılmış bir sarayı
kendisine verileceğini müjdele ki
onun içinde ne gürültü patırtı var
ne de çalışmak çabalamak var

art arda vuku bulan acıların
mübarek kalpleri üzerinde 
bıraktığı derin teessür, elem sebebiyle 
resul-i kibriya 
bi'setin bu 10. yılını 
senetü'l-hüzün 
hüzün yılı olarak isimlendirdi

hakikat bu kez 
nebi'nin şu kelimeleriyle yansıyor kalp aynalarına
cennetlik kadınların en üstünleri huveylid'in kızı hatice, 
muhammed'in kızı fatıma, 
firavun'un zevcesi, müzahim'in kızı Asiye 
imran'ın kızı meryem'dir
Allah hepsinden razı olsun…

Allah hepsinden razı
öyle ki içlerinden birine selam gönderiyor meleğiyle
cebrail (as), kalmıyor bu yüce selamı iletmekle
kendi selamını da yolluyor hatice'ye 
kalbi duracakmış gibi oluyor hatice'nin  o an işte
çünkü bu selamla birlikte bir müjde
gürültü ve yorgunluk bulunmayan cennet evi var içinde

aslında onun dünyada da 
olmuştu bir cennet evi 
nasıl olmazdı
o' son peygamber'in ilk eşiydi 
dile kolay yirmi beş yıl
o evde paylaştı hayatı 
emin ile tahire
mustafa ile kübra

o evde dünyaya geldi kasım, abdullah
zeynep, rukıyye, ümmü gülsum , fatıma... 
o evin damında beklendi,dönecek kervan şam'dan 
o evden yüründü hira'ya, o eve dönüldü hira'dan 
o evde titredi vahyin haşyetiyle peygamber

bana neler oluyor hatice dedi
kendimden endişe ediyorum 
o evde anlattı muhammed (sav) 
cebrail (as)'in görünmesini
nasıl üç defa sıktı bedenini
nasıl ‘Oku’ dedi
‘ikra bismi Rabbikellezi halak’

o evde örttü hatice, resulu kat kat
o evde serdi teselli sözlerini ruhuna
öyle deme …yemin ederim ki 
Allah hiçbir zaman seni utandırıp üzmez
sen akrabanı gözetirsin çünkü
doğru konuşursun
işini görmekten aciz kimselerin elinden tutarsın 
kayırırsın yoksulları 
misafirleri ağırlarsın
yardım edersin haksızlığa uğrayan kimselere 
o evde bunlar söylendi

o evden çıktılar birlikte anlamak için olan biteni
amcaoğlu'nun yanına vardılar hatice'nin 
varaka b. nevfel, o bilge yaşlı insanın
işte o an
orada şahadet getirdi ilk müslüman
dönüp eşinin nurlu yüzüne 
Allah'ın elçisi olduğuna şahadet ederim.. dedi hatice

nasıl da yorumlamıştı yaşlı bilge
henüz evlenmeden gördüğü rüyayı 
hani güneş mekke üzerinde dönüp durmuştu da 
sonunda yavaş yavaş inip girmişti hatice'nin evine
şöhreti cihanı kaplayacak büyük birisiyle evleneceksin demişti 

varaka ,mekkeli müşriklerin üç yıl süren kuşatmasında
o hep müslümanlarla beraber
o hep güneşinin yanında
ta ki vakit gelip çizene kadar sınırı ecel

yeryüzünde sadece üç müslüman var 
son peygamber, hz. hatice ve hz. ali
ne muhteşem bir yalnızlık
tavaf ediyorlar kabe'yi
sonra yine o eve gidiyorlar 
devam etmek için kulluklarına

bir ara vahiy kesiliyor
dağlarda dolaşıyor nebi
kalbi daralıyor üzüntüden
ara sıra görünüp
sen Allah'ın gerçek elçisisin diye 
teselli etmese cebrail
bir kuş gibi bırakacak kendini boşluğa

işte o günlerde en büyük desteği 
nurlu eşi hatice annemiz veriyor yine
zorlukların aşılacağını 
darlıkların genişleyeceğini 
her şeyin Allah'ın elinde olduğunu söyleyerek 
merhem sürüyor yüreğine 

bir kadının zor günlerde 
eşinin yanında nasıl durması gerektiğini 
gelecek zamanların hafızasına kazıyor 
yeryüzünün ilk müslüman evinde 
malıyla, nefesiyle, canıyla koruyor Muhammed (sav)'i

o (sav)'nun güzel ahlakını görüp
nasıl aşkla sevdiyse efendimizi
nasıl davet ettiyse eşi olmaya
bu güçlü, soylu ve güzel kadın 
öyle titriyor üzerine aşkla

o hep müslümanlarla beraber 
hep güneşinin yanında
ta ki vakit gelip çizene kadar sınırı ecel
hicretten üç yıl önce
üç gün arayla toprağa verdi 
son peygamber siperlerini
ilki amcası ebu talib
ikincisi sevgili eşi hz.hatice

gri bir örtünün iki ucundan tutup 
mekke'nin üzerine serdi bu iki yolcu 
hüzün yılı konuldu bu gri zamanın adı 
yirmi beş yıl
yaşarken hatice annemiz
başka bir kadınla evlenmemişti efendimiz 

vefat ettikten sonra da asla unutmadı
ah aişe annemiz kendi ifadesiyle bir ölüyü kıskanmıştı
bir gün hz. hatice'nin kız kardeşi hale 
gelmişti resul'un evini ziyarete
sesini, hz. hatice'nin sesine benzeten nebi 
heyecanlanıp ayağa kalkmıştı
sesin ne kadar benziyor haticeye… derken yaşlı kadına
gözleri parlamıştı
ah aişe annemiz 
Allah sana ondan hayırlısını verdi… demekten 
alıkoyamamıştı kendini

sevgili efendimiz'in gözleri buğulanmış
validemize şefkatle bakarak şu sözleri mırıldanmıştı
ey aişe 
herkes beni inkar ettiğinde bana inandı hatice
çevremdekiler yalan söylüyorsun dediklerinde 
doğru söylüyorsun .asla çekinme dedi
insanlar köşe bucak saklarken maddi varlıklarını
o servetini önüme serdi
emrindedir harcayabilirsin istediğin kadar dedi

dünyada bir başıma kaldığım günlerde 
hepsi geçici bunların
üzülme, zamanla zorlukların yerini 
kolaylıklar alacak dedi 
ben haticeyi güzelliğinden dolayı değil
bunun için unutmuyorum

redfer

( Küsmüş Gibiydik Kendimize başlıklı yazı redfer tarafından 14.11.2024 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu