Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Pası Çiçek Tozuyla Silmek Adına

Pası Çiçek Tozuyla Silmek Adına


Peygamberimiz H.Muhammad Mustafa (s.a.v)in hatırasına ithafen 
Hayat hikayesinin  41.bölümü

bir umman ki sevgiler uğuldar derinliklerinde
sevgiler coşar
bir bahçe ki, şevk ile yürünür tarhlarında 
şavklar saçılır yediverenlerinden
hasbi bir tebessüm ki
kalbi bir yakınlık ki 
bir teşekkürün adı çünkü
bir derin şükür makamı 

adını anmadıklarımız söndürüyor şimdi içimizdeki ışığı 
nefsimize olacaklar  ruhumuza kader yazdırtıyor
çığlık çığlığa kuleler tırmanıyoruz
bir yıldırım yalımında şavka gelmiş 
anlık bir silüetle vurulup
düşüyoruz çöl kızı leylanın kara sevdasına

geceye iniyor nurlar
ekimlerimiz ,kasıma dönüyor
yeni bir hayatı formatlamak düşüyor bahtımıza
maverasında bir hayat şimdi sürüklediğimiz 

içimizdeki haşarılıkları terbiye eden 
aşka doğru bir yöneliş 
dışımızdaki kötülüklere karşı bir dayanışma başlıyor
oysa kuraldı
bir Allah, 
bir dahi çoban yıldızı da olsa şahidimiz
sapmamaktı sevda yolundan 

kalın duvarlı dayatmaları 
keskin köşeleri aşabilmek adına 
güzelleştirmek içindi içimizi 
pası çiçek tozuyla silmek adına
ta ki kalbimizin en şah vuruşuyla 
darmadağın olsun diye saflar 
devrilsin diye kaleler ardındaki şahlarımız

zamanın kadim koridorlarında 
ayak izlerine rastladığımız 
o nazik beyefendilere 
nazenin hanımefendilere ne oldu şimdi 
hani aşıklar sevdiklerine iltifatta bulunur ya
onları nazikçe nezakete davet ederlerdi ya
neredeler…

hani zarifler, çelebiler
muhabbet fikrini ne zaman kaybetti dünya
ve isim haneleri karşılıksız şimdi
sevgi cümleleriyle başlanan dönemlere 
ne oldu sahi

bir gülümseyişe
bir bakışa 
bir merhabaya 
tam vaktinde bir gönül almaya 
ta yürekten bir teşekküre
ne oldu sahi

*
hz. hatice-i kübra validemizin
ebedi aleme irtihali ile 
resul-i kibriya efendimizin aile hayatında 
bir boşluk  oluştu

bir gün, 
osman bin maz'un hazretlerinin hanımı havle hatun,
habib-i kibriya efendimizin huzuruna geldi 
ya  resulallah 
yanına girince birden hatice'nin yokluğunu hissettim
resul-i ekrem
o çoluk çocuklarımın anası, 
evimin de görüp gözeticisi idi

havle hatun
ya  resulallah..evlenmek ister misin
kiminle.
ebu bekir'in kızı aişe 
veya sevde bint-i zem'a ile
git, benim için ikisi hakkında da konuş
havle hatun doğruca 
hz. ebu bekir'in evine vardı 

hz. aişe'nin annesi ümmü ruman vardı evde
ey ümmü ruman…
Allah'ın, hayır ve bereketten size 
neyi eriştirdiğini biliyor musunuz 
ümmü ruman,
nedir… 
havle hatun
resulullah, aişe'yi istemek için beni gönderdi…

hz. ebu bekir o anda evde bulunmadığından 
ümmü ruman…havle hatun'a
ebu bekir'in gelmesini bekle
hz. ebu bekir eve gelince
havle hatun aynı şeyi ona da anlattı
ya ebu bekir, 
Allah'ın, hayır ve bereketten size 
neyi eriştirdiğini biliyor musunuz
hz. ebu bekir,
nedir o… 
havle hatun
resulullah, aişe'yi istemek için beni gönderdi
 
hz. ebu bekir bir müddet düşündü. 
havle, derhal dönüp, durumu efendimize anlatınca
resul-i kibriya 
hz. ebu bekir’in endişelerini giderdi 
kızıyla elenmek istediğini bildirdi 

hz. ebu bekir'in tereddüdü ortadan kalktı 
kerimesi hz. aişe'yi resul-i kibriya  efendimize 
şevval ayında nişanlayıp nikahladı
ancak düğün, sonraya bırakıldı

tüm zamanların en unutulmaz yarışı ama izleyicisi yok
iki yarışmacıdan genç olanı bir çizgi çekiyor yere
bir başlangıç çizgisi
oradan koşmaya başlayacaklar
gömleğini beline bağlıyor iyice
 
tuhaf bir yarış, yenilse üzülmeyecek
sevgiyle bakıyor rakibine  
o’ teklif etti yarışmayı 
düşünebiliyor musunuz,
bir kelimesiyle binlerce insanı peşinden sürükleyen, 
bir işaretiyle ayı ikiye bölen o’
hem de bedir yolunda
diğer ucunda tüm zamanların
en önemli savaşının kendilerini beklediği o yolda 
gülümseyerek sordu

aişe seninle yarış yapalım mı
yapalım, ey Allah'ın  resulü

yarışın başlaması için göz göze gelmeleri yetiyor 
hz. peygamber ve sevgili eşi koşmaya başlıyor
o anda orada olmasalar da, milyonlarca izleyici
hz. aişe'nin kelimeleriyle 
şahit oluyor bu sevimli yarışa

insanlar,
peygamber'in bedir savaşına giderken açtığı 
bu sevgi sayfasını hayranlıkla seyrediyorlar
yarışı o’ kazanıyor
o’, yani peygamber
yarışı kaybedeninse üzüntüsü değil 
sevinci okunuyor yüzünden

kaderi onu büyük bir sorumluluğa hazırlıyor
son peygamber'in hafızası olmaya
taze bir kil tablet gibi 
o'ndan gelecek esintileri bile kaydedecek 
çok genç bir hafızaya ihtiyaç vardı çünkü
o'na ait her ayrıntıyı 
gelecek zamanlara taşıyacak 
bir silinmez hafızaya ihtiyaç vardı

gece, gündüz yanında olması gerekiyor 
bu yüzden evde, yolculukta, savaşta ve barışta 
eşi olması gerekiyordu
dokuz yıl süren evliliği boyunca öğrendiği her şeyi 
o'nun vefatından sonra 
kırk yedi yıl anlatılması lazımdı

dokuz yıl hem odasından, 
hem odasında dinliyor son peygamber'i
odasının duvarı mescid-i nebevi'ye bitişik hz. aişe'nin  
o'nun ashabına söylediği her sözü duyuyor 
odasına geldiğinde soruyor anlamadıklarını

bir gün Allah'ın sevgilisi ashabına
her kim Allah'la buluşmayı severse 
Allah da onunla buluşmayı sever
ve her kim Allah ile buluşmayı sevmezse 
Allah da onunla buluşmayı sevmez."demişti 

hz.aişe'nin, içimizde ölümü isteyen yoktur yakınmasını 
bir anahtara dönüştürerek açmıştı  manayı 
bir mümin, 
Allah'ın rahmeti, rızası ve cenneti dile getirildiğinde 
Allah'la buluşmaya bir özlem hisseder 
yüce Allah tarafından aynı özlemle karşılanır

fakat bir kafir
Allah'ın azabını, gazabını duyduğu zaman 
Allah'a kavuşacağı günden hoşlanmaz 
Cenab-ı Hak tarafından da 
aynı hoşnutsuzlukla karşılanır

yine bir başka gün
‘insanlar kıyamet günü çırılçıplak kalacaklar’ sözüne 
hayret ederek
nasıl olur 
bunlar birbirlerini görmeyecekler mi… diye 
hz. peygamber'e sormuştu
öyle dehşetli bir gündür ki kıyamet
kimsenin kimseden haberi olmaz.. cevabını almıştı

hep yanındaydı sevdiğinin
bedir'de zaferin,
uhud'da hüznün nasıl yansıdığını 
görmüştü peygamberin çehresinde
sırtında su taşırken
yaralılara bakarken hüznün ve kederin
en ince duygusunu eşinin yüzüne
nasıl yansıdığını görmüştü
müminlerin annesi

mescid-i nebevi'de mızraklarıyla 
savaş oyunları sergileyen habeşlileri
o'nun omzuna dayanarak seyrederken 
sevgilinin sevgilisiydi.

hz. ali, 
resulullah'ın sevgilisi diyordu ona 
Allah'ın sevgilisinin  sevgilisi diye anıyordu onu
hz. peygambere, dünyada en çok 
kimi sevdiği sorulduğunda
aişe… diye cevaplıyordu
eşlerinden sadece onun yanındayken 
vahiy geldiğini söyleyerek makamına işaret ediyordu

hz. aişe yalnız bilgisi, zekası, kavrayışı, hitabetiyle değil
ibadetleriyle de hak ediyordu bu sevgiyi
gündüzlerini oruçlu geçiriyor
gecenin en koyu anlarını
namazla aydınlatıyordu

tevazusu, kanaatkarlığı ve cömertliğiyle 
ebu bekir'in kızıydı
yoksulları himayesi ve vakarıyla 
hz. peygamber'in eşiydi hz. aişe 

tek bir kusuru vardı, kıskançlık
çok seviyordu hz. peygamber'i 
ve çok kıskanıyordu
ancak bu yangını 
kontrol altına alabilecek bir erdeme 
ve dirayete de sahipti hz.aişe

hz. peygamberin diğer eşlerinin faziletlerine dair 
hadisleri rivayet etmekte tereddüt etmiyor
hz.ali, hz. fatıma ve diğer sahabilerin faziletlerini de
ilan eden onlarca nebevi belge bırakıyordu 
gelecek zamanlara

ve güvenilir muhammed (sav)'in sonsuz güveni,
onu sırdaş yapmıştı nebi'yle 
tarihin dönüm noktalarından mekke'nin fethi
bir sır olarak sadece ona açılmış
hazırlıkların fetih için olduğu 
yalnız ona fısıldanmıştı

hz. peygambere olan düşmanlıklarını gizleyen münafıklar 
işte bu sonsuz güvene nişan almışlardı 
son peygamber'i sarsmak ve gözden düşürmek için
bir savaş dönüşünde kaybedilen inci gerdanlık 
iftira çamuruna batırılarak 
sahibine iade edilmişti

bütün zamanların en tehlikeli münafığı 
abdullah b. übey b. selul, 
müminlerin annesi'nin üzerine 
sözlerin en yalanını
zannın en kara şalını atmıştı
hz. peygamber ve hz. ebu bekir’in
içlerinde en küçük bir şüphe olmasa da 
bu çirkin dedikodulardan müteessir olmuşlardı 

bir tesadüf eseri iftiradan haberdar olan aişe annemiz 
üzüntüsünden yataklara düşmüştü 
sonunda hz. peygamberin humeyra’sı,
aiş’i, aişecik’i ,hümeyrası baba evine gitmek için
efendisinden izin istemişti
yedi kat semadan beraatı gelene kadar 
gözyaşı dökmüştü orada

nur suresi'nin on ayeti 
sadece hz. aişe'ye değil
gelecek zamanların iftira mağdurlarına da 
bir şifa olarak inmişti

Yüce Allah, 
‘Erkek ve kadın müminlerin, 
bu iftirayı işittiklerinde kendi vicdanları ile 
hüsnü zanda bulunup da, 
bu apaçık bir iftiradır.'demeleri gerekmez miydi
bu iddiayı ortaya atanlarında 
bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi 
madem ki şahitler getirip ispat edemediler, 
öyle ise onlar 
Allah katında yalancıların ta kendileridir ‘ …buyurarak
insan onuruyla oynayanları azabıyla tehdit etmişti

böylesi bir suçlamaya dayanak olacak bilgiyi 
zanların ve şüphelerin kıyıcı zehrinden kurtaran bu ayetler, 
dört muhkem şahit olmaksızın 
insanların iffetleri hakkında ileri geri konuşmayı yasaklamış, 
bu meselenin önemini, tehlikesini, 
‘bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. 
halbuki bu, Allah katında çok büyük suçtur ‘ 
İlahi buyruğuyla vurgulamıştı.

sevinç geri almıştı hüznün zapt ettiği kaleleri
hz. aişe evine, 
efendimizin tebessümü yüzüne geri dönmüştü
annemiz ardı arkası kesilmeyen sorularıyla 
yeniden gülümsetmeye başlatmıştı hayat arkadaşını

ta ki o soruyu sorana kadar
hiç uyumadan ibadetle geçirdiği bir gecenin sabahında, 
ya resululah
geçmiş ve gelecek bütün günahların bağışlandığı hal¬de 
mübarek vücuduna neden bu kadar eziyet ediyor¬sun?" 
deyivermişti
kainatın efendisinin gözlerini yaşla dolduran bu soru
yüzyılları sarsacak bir başka soruyla cevap bulmuştu
şükreden bir kul olmayayım mı… 

ve şükürle geçen bir ömür sonunda mübarek başını 
hz. aişe'nin kucağına koymuştu 
Allah'ın sevgilisi. 
yarışta yine öne geçmiş, 
sevgilisinin merhamet ve yaş dolu gözlerinin serinliğinde 
çıkmıştı o büyük yolculuğuna


redfer

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 5
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Pası Çiçek Tozuyla Silmek Adına

Pası Çiçek Tozuyla Silmek Adına

redfer redfer