Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Yorgun Sıfatların Tanrısı İken Kalem

Yorgun Sıfatların Tanrısı İken Kalem







Hangi rengin mahlasıdır ruh ve hangi devasa acıda saklıdır selamet…

İçtimada kalem sözcüklerde saklı asalet ve gönlün feri fermanı da başına buyruk esen rüzgârın solgun teninde damgalı bir nefer aşkın dilinde saklı iklim işte ferman bellediğim günden bozma değil ömürden çalıntı nice nefesin seyrinde bir buse kıvamında hangi imge ise seferisi sözcüklerin saltanatı sonlanmayan hüznün gölgesinde…

Nevi şahsına münhasır iken ömür.

Nadide ruhun dokunulmazlığında saklı iken hüzün.

Tembel bir kıvanç tebessüm ehli yakarış ve işte tahakküm altında ruhun geviş getirdiği sudan bir sebep de değilken için için kaynayan sevgi.

Ruhlar âlemi.

Tokuşan kalemin asaleti.

Hücumda gün hazin olsa da sonunda hüzün ve işte göğün kanaviçesi ve işte dalgaların acı çığlığında büyüyen bir ruh gibi bir nefes ya da martının kanadında yaralı bir yama aşkın kuvözünde iken cefa saklı tutulası bir risaleye mahal veren coğrafyası sözcüklerin kanın aktığı akmadığı ne ki nasıl ki boynumuz kıldan ince Rabbin katında.

Hazandır sevecen.

Hazandır yürek yakan.

Hazandır hüzün yüklü.

Hazzında ölümün haiz olunası bir beden bir de kimya ve işte kanayan ruhun esir düştüğü olmasaydı keşke bir rivayet.

Çöreklenmiş günün yandan çarklı döngünün yangında ilk kurtarılan nasıl ki sözcüklerin sarmalında sürgün süngüsü düşmeden ömrün sür-git o arayış sürmenaj bir imge saklı yakarış ve çivisi çıkmış dünyanın değil mi ki menfaati önde giden ve işte iki âlemde aziz olması gereken yorgun yüreğin indinde yangın sonrası açan yeni günde ve de bir gül hükmünde kırılmadan dalı aşkın kırgın nidaların saltanatı ve sezilerinden ayrı düşmediğim kadar da şiirler iken aşkın yongası.

Bir renk.

Bir rakım.

Bir rivayet.

Bir de kaykılası zemin günü birlik aşkların değil ömürlük masum sevdaların dinmez iken feryadı.

Ölgün bir renk değil mi ki beyazın saf tuttuğu s/afiyet yüklü yüreğin açan her goncası nasıl ki umuda delalet.

Yorgun ırklar.

Yorgun mealler.

Yorgun imgeler.

Aşka bandığımız kadar son lokmayı kursağımızda takılı kimi deyişler.

Mübalağasız sevdiği kadar da insan münazara etmeye dayanır mı yürek?

Yâdında dünün ömürlük bir sürgün adeta yorgun vecizeler yamalı sevinçler ve kükreyen bir v/eda seferisi ruhun saf tuttuğu kadar masum kaldığından da öte mahlası yok iken şairin manidar bir şiirden sökün eden mevsimin dirayeti sorgulandığı kadar da sadık iken insan yüce Mevla’sına.

Sükûnet.

Safiyet.

Sirayet eden hakkaniyet.

Ölgün zamanların goncası yorgun sıfatların da tanrısı iken kalem…

O halde durmaya ne gerek duymadan dahi çalan gongun sesinde can bulan bir rehavet nasıl ki dokundu bam telime.

Baskın bir imgeden ötesi başı b/ağlanmış şiirin de güncesi.

Şiirsiz geçen güne nasıl ki yağmıyor rahmet ve işte maneviyatın öncüsü kısık sesinden değil hasretinden ruhun çığlığından da beslenirken şair şiirden öte yol mu vardı da bilmedi öncesinden?

En endamlı bekleyiş nasıl ki telaffuz edilen o sitayiş en çok da duygular iken önde giden nasıl ki duygular fora ömür bitmeden…

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Yorgun Sıfatların Tanrısı İken Kalem

Yorgun Sıfatların Tanrısı İken Kalem

GÜLÜM ÇAMLISOY GÜLÜM ÇAMLISOY