İlknur'a  Mektup

Sevgili İlknur
Postacı sana bu mektubu verdiğinde mutlaka merak ettin ’Acaba kimden?’ diye.
Kimden olduğunu kafana takma. Bir dosttan olduğunu bil yeter.
Peki niçin yazdım bu mektubu sana?
Hemen izah edeyim:
Bu gün Cuma namazı için camiye giderken bizim evin bahçe duvarında ne görsem iyi?
Şimdi daha da meraklandın değil mi? Ama gördüğüm şeyin - her zamanki gibi ve de sanki başka yer yokmuşçasına- bizim duvar üzerinde çiftleşen kediler olmadığını söyleyebilirim.
Duvarın üstünde gördüğüm şey Sacit idi.
Dur dur heyecanlanma. Sacit Duvarın üzerine çıkmış filan değildi. Eşşeoğlu eşek, yedinci defa beyaz badana ile boyadığım duvarın üzerine sekizinci kez ’ Sana ilk kez burada aşık oldum İlknur’ Diye yazmıştı.
Heyecanlandın ve şu anda gözlerinden kalp ikonları fırlıyor biliyorum. Lakin bence hemen sevinmesen iyi olur.
Köşeyi dönünce ne görsem iyi?
Duvarın öteki köşesine de ’ Tek ihtiyacım sevgi’ Diye yazmış şerefsiz pezevenk
Şimdi biliyorum ona sövdüğüm için bana çok kızıyorsun ama devam et okumaya lütfen.
Bu Sacit aslında çok tehlikeli bir insan. Düşün bir kere, önce ’ Sana ilk kez burada aşık oldum İlknur.’ yazıyor duvara ama öte taraftan da ihtiyacı olan şeyin Sevgi denen o şıllık olduğunu itiraf etmekten geri kalmıyor duvarın öteki yüzünde. Zaten camiye giderken baktım yol üzerindeki parkta Sevgi ile aşkın şarabını nûş ediyorlardı. Hem de Cuma Cuma...Anla yani ne kadar tehlikeli olduğunu. Yani ana tekerlek Sevgi aslında. Sen stepnesin.
Sevgili İlknur
Bunları sana namusuna halel gelmesin diye yazıyorum. Yani tamam bir kaç kez namusuna Halil geldiğini biliyorum ama halel gelmesin yine de. Ne de olsa mahallemin kızısın.
Bizim Tuğrul’a pas vermedin de ne oldu? Neymiş efendim basit bir güvenlik görevlisiyle hayatını birleştirmek istemezmişsin. Lan geri zekalı ! Senin Nasa’da mühendis sandığın o Sacit var ya, bırak Nasa’da mühendis olmayı masada bir memur bile değil. Nasa’nın mühendisi olan birinin senin gibi bir angutla ne işi olur hiç düşünmüyor musun kuş beyinli?
Ama dur. Daha bitmedi.
Cuma namazını kılıp camiden çıktıktan sonra neler olduğunu da anlatayım ki bu Sacit’in nasıl bir anasının gözü olduğunu iyice anla.
Namazdan çıktıktan sonra bir minibüse atlayıp Kadıköy’e doğru gitmeye başladım. Tam olarak Uzunçayır Metrobüs durağına geldiğimde ne görsem iyi?
Köprü var ya orada. İşte o köprünün altındaki duvara yine yazmış bu Sacit ’ Sana ilk kez burada aşık oldum Ferhunde’
Tabii ki Ferhunde kim tanımıyorum. Belki sen tanırsın. Neyse... O yazının biraz ilerisine de ’ Tek istediğim neşe’ Diye yazmış.
Yani hem Ferhunde’yi hem de artık her kimse Neşe’yi birlikte idare ediyor gavat. Ferhunde olmazsa Neşe, Neşe olmazsa Ferhunde...
Şimdi diyeceksin ki ’O yazıları Sacit’in yazdığı ne malum?’
Kızım, ben otuz üç sene öğretmenlik yaptım. Yazılı kağıdı okuya okuya artık bir yazının kime ait olduğu konusunda uzman oldum. O yazılar Sacit’e ait. Bir bakışta anladım zaten. İnanmazsan atla bir minibüse kendi gözlerinle gör. Sen de bana hak vereceksin.
Sonra efendim Kadıköy’e geldim. Şöyle etrafı dolaşırken ne görsem iyi? Bizim Sacit...Elinde bir sprey boya ve tam olarak Surp Tekavor Ermeni kilisesinin önündeki duvara ’ Sana tam burada aşık oldum Bercanuş’ Diye yazdı. Tam yazıyı tamamladığında kilisenin papazı dışarı çıkınca tabanı yanmış it gibi kaçmaya başladı. Papaz efendi zavallı da ’ La havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim’ Diyerek öfkeyle o yazının üzerini tekrar badana ile kapattı. Gerçi papazın la havle çekmesine şaşırmıştım ama üzerinde durmadım. Asıl önemli olan Sacit denen itin yaptıklarıydı.
Bu sapığı daha sonra ikindi namazımı kılmak için Osmanağa camiine girerken gördüm.
Caminin kapısı önünde aynen benim Duman’a benzeyen bir kedi vardı. Sacit, kediyi görünce önce ’ Ne kadar da Müzeyyen’e benziyorsun’ dedikten sonra caminin duvarına ’Sana ilk kez burada aşık oldum Müzeyyen’ Diye yazdı. Lakin o yazıyı ’Sana ilk kez burada aşık oldum Müezzin’ olarak okuyan caminin müezzini, Sacit’i yakaladı ve ’ Vay sapık köpek vay’ diyerek evire çevire dövmeye başladı. İmam dışarı çıkıp da ’Yeter Hayrullah Efendi, abdestin bozulacak’ demeseydi gebertecekti iti.
Sonra efendim, Kadıköy'deki balıkçılar sokağından bir kilo sardalya, iki tane de palamut ( yani Norveç uskumrusu) alarak evin yolunu tuttum. Tam eve girecekken yan komşum Hayrünisa Hanım seslendi.
-Hocam az bakar mısın?
Hayrünisa Hanım seslenir de bakılmaz mı? Gözlerim Hayrünisa Hanımda öylece bakıyorum ’Ne diyecek ?’ diye.
-Buyrurun nur-u aynım.
Allah'tan kadın ’ Nur-u ayn’ ne demek bilmiyor. Yoksa şirret bir kadındır ’ Sen bana yazıyon mu lan? ’ Diye ağzımı yırtar. Neyse..Bunlar tabii ki konumuzun dışındaki olaylar.
- Hocam! Bir konuda sizin de fikrinizi almak isterim. Biliyorsunuz ben dul bir kadınım.
İçimi çeke çeke cevap verdim.
-Aaah ahhh. Bilmez miyim? Siz ne kadar dul bir kadınsanız ben de o derece dul bir erkeğim. Buyurun sizi dinliyorum.
Hayrünisa Hanım endişeyle konuşmasına devam etti.
-Hocam ! Bu Sacit var ya. İşte bu Sacit.
-Eee?
-Geçen gün face booktan bana ’ Sana ilk kez burada aşık oldum Hayrünisa’ Diye yazmış. Siz malelleliyi iyi tanırsınız. Sizce bu Sacit’in niyeti ciddi olabilir mi?
Sevgili İlknur !
Sacit’in niyeti elbette ciddi olamazdı. Hele de söz konusu Hayrünisa Hanımsa asla ciddi olamazdı. Dolayısıyla Hayrünisa Hanım’ı öylesine doldurdum ki şu an Sacit’i eline geçirse çiğ çiğ yiyecek. Yani anlayacağın Hayrünisacığımı Sacit domuzunun iğrenç dişlerinden çekip aldım çok şükür. Ama senin için hâla endişeliyim.
Akıllı ol kızım. O Sacit denen hergele g.tü başı oynayan namussuzun teki.
Haaa tüm bunları o eşşeoğlu eşek yüzünden sekizinci kez duvarı badanaladığım için yazdığımı sanıyorsan çok yanılırsın. Ekmek musaf çarpsın ki hepsi doğru.
Tüm bu yazdıklarıma rağmen hâlâ bana inanmıyorsan ona ’ Sacit ! Madem beni o kadar çok seviyorsun, benim için intihar et’ de. Bakalım intihar edecek mi? Eğer intihar edip geberirse hem sen onun seni sevdiğini öğrenmiş olursun hem de ben her ay bahçe duvarı badana etmekten kurtulmuş olurum. Ne dersin?
Selam ve sevgilerimle.
Bir Dost.
( İlknur'a Mektup başlıklı yazı Sami Biber tarafından 10.01.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu