Elbet Ol Dedikçe Rabbim
Müstesna bir rengin var esen rüzgarın
dahi kıskandığı o coşkun yok mu hele…
Meallerden aşktır sana öykündüğüm ve
devamı gelen bir huzurdur bazen dizlerimin bağının çözüldüğü…
Hırpani bir aşkı kaleme alıyorum
çünkü ben dikenli bir gülüm.
Olmaması gereken hadiseleri kafaya
takıp da şakıyorsun çünkü sen meylettiğim cennetin cefakar bülbülüsün…
Bu gün değişik hisler içerisindeyim
içtiğim çayın demi mi çarptı yoksa beni?
İfa edemediğim bir şeylerin
birikintisi saklı içimde sanırım ben en çok hatta sadece kendimi ihmal ettim ve
işte ihbar ediyorum içimdeki kıpırtıları imha edemediğim bir kıyım yaşanırken
içimde ben sadece ve sadece Allah’ın huzurunda sonsuza kadar kıyama durmak
istiyorum…
Kıyamadığımsın sen.
Katlandığınsın ben.
Kat izinde severken.
Katık ettiğim hüzünse büyük ihtimalle
benim mahlasım.
Göğün tembel kuşuyum.
Temenni ettiğim güzelliklerin
büyüsünde kaskatı kesilen iblisin lanetinden firar eden azınlıkta bir ruhum var
benim sadece Rabbimin bildiği ve işte Allah’ın bildiğini zaman zaman saklıyorum
kullardan yeter ki nazar etmesinler bana ve içimdeki kıyama ve kıyamete
dokunmasınlar…
Zaruri bir yalnızlık bölüştüğüm
kalemimle ve gül kokumda saklı ölümün öncesi içine düştüğüm kaosta yeter ki
ertelesin Rabbim kaderin, son bulsun dediğini.
Ne hikmetse kuşluk vakti düştüm
yollara.
Ne hikmetse kuş misali çırpındım
acının fetva veren kollarında.
Ne hikmetse beklemeye aldım mutluluğu
pek bir revaçta iken hüzün rengini belli etmeyen düşmanıma zeytin dalı
uzattığım ve zeytin gözlerinde yalnızlığın, o zeytin dalında salınan bir
zeytindim madem ziyan etmeden yerken ekmeğimi hamt etmekle şükretmekle hâsıl
olan huzura nasıl da duacıyım.
Pekişen bir rehavet ve dipsiz bir
asalet.
Müptelasıyım sevginin ve ikame
ettiğim hayatın kim bilir kaç bininci yokuşunda yarı yolda kalmışken ansızın
ulaştım da hedefe.
Merkezindeyim İlahi Aşkın ve ruhumu
dalgalandıran o rüzgar oysaki revnak bir acıda sıra dışı bir hüzünde mağlup
geldiğim savaşta mazlum yüreğimle çıkmıştım er meydanına.
Meylettiğim yüce Rabbim.
Tasviri imkansız hayallerimin ve
umuda sarıldığım ve yerle yeksan edilmiş olsa bile hayatım ben ne enkazım ne de
lanet bir sözcük ben sadece cıngılıyım ömrün ben sadece cılkı çıkmış hayatın
asil neferiyim yürüdüğüm yolda Rabbimle buluştuğum her vakit iyi ki de O’nun
himayesindeyim…
Ruhumdaki dalgalanmalar nasıl da
mubah çünkü yalanım yok.
İnsanlarla kurduğum iletişimde hep
sessiz taraf olsam da Araf’ta kalmış o çocuk hüviyetimle şakıyorum bir bülbül
gibi aslında senin gibi çünkü sen herhangi bir bülbül değilsin bense sıradan
bir gül değilim: umudun ve hayallerin benzetmesinde sanıyorum ki yaşadığım
hayat cennet bahçesidir gerçi cehennem azabı da addedilebilen iniş çıkışları
var ama mademki ben bu yola bir kere Allah rızası için baş koydum…
Ümidin neferi.
Sözcüklerin zarafeti.
Yalnızlığın bedeli.
Tekil hanemde çoğaldığım kadar bu
yürek esintileri ile söven şeytana değil susan mazluma öykünüyorum ve bir o
kadar mazlum olma hadisesinde destek çıkıyorum yüreğimle özdeşmiş Allah ve
gönül dostlarına.
Frapan bir iklim değil bu: ayan beyan
hüzün mevsimi.
Sıradan bir gidiş değil bu yeter ki
Rabbim korusun bizi.
Her gidiş bir veda da değil aslında
dönüşü muhteşem olacak gidenlerin her bir ile de buluşacağız İnşallah diğer
cihanda.
Sözcüklerim kasvetli değil.
Bariz sevgiyim ben bariz aşkım Allah
Aşkına tapındığım ve tutunduğum kadar da gözümden düşmez asla yaşım gözümden
düşmez de insanlar ben kimim ki yargılayacağım lakin doğrudan yanayım doğru
oturduğum doğru konuştuğum tepetaklak olsam da sırtı yerde bir kaplumbağanın
kurtuluşu misali özümde saklıyım: ne bataklıktır beni cezbeden ne de riya ne de
çamur ve elimin kirini akıttığım kadar balçıkla sıvanmayan bir güneşim ben.
Latif esintisi evrenin ve sevginin.
Kulp takanlar sevgiye asla da
bulamayacaklar huzuru.
Elimine ettiğim öncem ve mazimde
saklı iken öyküm ve işte öykündüğümdür yine ve yeniden nasıl ki cevher de
kutsallık da saklı iken içimde yüzüm hep güneşe dönük bir o kadar ışıldayan bir
neferiyim ben kutsal aydınlığın yolumu aydınlattığı kadar Mevla’mın sadık kulu
sadakam ve duam ve huzurum sadece O’na doğru yürümekle eşdeğer ve işte budur
beni ayakta tutan bazen dilin kemiği olmasa da kalemin dilinde can bulan şifa
bulan bir acıyım elbet ol, dedikçe Rabbim…
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.