Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Bu Pilav Çok Su Kaldırır 2 Bölüm

Bu Pilav Çok Su Kaldırır 2 Bölüm
GALATA SARAYI MEKTEB-İ SULTANÎSİ
1853 Yılında Rusya'nın Osmanlı Devletine saldırması üzerine kendi çıkarlarını tehlikede gören İngiltere, İngiltere'nin tasmasız köpeği Fransa ve İtalyan Birliğini kurma çabası içinde olan Piyemento, Osmanlı Devletine yardıma koştular ve kısaca Kırım Savaşı dediğimiz savaştan 1856 Yılında Osmanlı Devleti zaferle çıkmış oldu.
Sonra bunlar 1856'da Paris'te bir anlaşma yapıp '' Osmanlı Devleti bir Avrupa Devletidir. Toprak bütünlüğü de Avrupalı Devletlerin garantisi altındadır.'' Dediler. Yani bugün hâlâ giremediğimiz Avrupa Birliğine 1856'da girdik.
Evet, Avrupa Birliğine girdik ama Avrupa'nın bizden istedikleri vardı. Bugün nasıl ki '' Avrupa Birliğine mi girmek istiyorsunuz? O halde kokoreç, işkembe, ciğer, şırdan yemeyecek, paça çorbası içmeyeceksiniz.'' Diyorlarsa o gün de bizden başta eğitim olmak üzere bir çok alanda özellikle azınlıklar lehine ıslahat yapmamızı istiyorlardı.
Osmanlı Devleti bu şerefsizlerin iğfal etmedikleri atın önüne ot koymadığını bildiği için onlar demeden Islahat Fermanı adı verdiği bir ferman yayınlamıştı.
Yani efendim Islahat Fermanı Osmanlı Devletindeki ilk demokrasi hareketlerinden biri filan değil hasta adam Osmanlı'nın ölmemek için sarıldığı acı reçetelerden biriydi.
Evet, Osmanlı Devleti azınlıklar lehine eğitim alanında ıslahatlar yapacağını taahhüt etmişti ve Fransa '' haydi ne duruyorsun işe başla'' Diye sıkıştırıyordu.
Osmanlı Devleti '' Tamam madem'' dedi ve 1857'de Paris'te Mekteb-i Osmanî adını verdiği bir okul açıp Türkiye'den Türk ve azınlık bir sürü öğrenci gönderdi bu okula. Ancak Fransa'nın beklediği şey bu değildi. Osmanlı Devleti de Mekteb-i Osmanî'den memnun değildi. Nitekim her sene öğrencisi giderek azalan okul nihayet 1864 Yılında kapandı.
Paris'teki Mekteb-i Osmanî kapanınca Fransa 1867'de Osmanlı Devletine resmen bir nota verip '' Paris Antlaşmasının ve bizzat kendin tarafından ilan edilen Islahat Fermanının hükümlerine uy, aksi takdirde ben yapacağımı bilirim. ''anlamına gelen bir nota verdi.
Osmanlı Devleti '' Yahu ne yapalım? Bizzat sizin ülkenizde denedik olmadı?'' gibisinden bir cevap verince onlar da '' Bizim ülkemizde olmaz tabii ki. Okulu sizin ülkenizde açacağız.'' dedi ve uzatmayalım efendim, 1 Eylül 1868'de Fransa'nın zorlamasıyla Mekteb-i Sultani adı verilen ancak İstanbul'un Galata semtinde ve daha eskiden beri Galata Sarayı diye bilinen binada hizmete girdiğinden Galata Sarayı Mekteb-i Sultanisi diye anılan Fransızların da ''Le Lycée İmpérial de Galata Serai'' adını verdikleri okul hizmete açıldı.
Okulun yönetmeliğinden müfredatına kadar her şeyini Fransa hazırlamıştı. Açılış protokolüne göre okulun müdürü Fransız olacak ve öğrencilerinin yarısı Müslüman-Türk, yarısı Gayrimüslim azınlık olacaktı.
Okulun ilk müdürü Ernest Salve adındaki bir Fransız'dı ancak öğrencilerinin yarısı Türk yarısı azınlık değildi. Okul 172 Müslüman-Türk ve 237 Gayrimüslim azınlık öğrenci ile eğitim öğretime başlamıştı.
'' Bugün Osmanlı Devletinin Batıya açılan kapısı '' diye diye yumuşatılarak anlatılmaya çalışılsa da Galata Sarayı Mekteb-i Sultanisi batıya açılan bir kapı olmaktan ziyade batının bizde açtığı bir kapıydı zira biz bu kapıyı öyle güle oynaya, severek- isteyerek açmış değildik.
Müslüman -Türk vatanseverleri bu okulun açılmasına Fransa'nın, Osmanlı Devleti üzerindeki nüfuzunun artacağı endişesiyle karşıydı ama işin ilginç tarafı azınlıkların hiç biri de bu okulu hayırlara vesile bir okul olarak görmüyordu. Her biri din ve ibadetin serbest olduğu bu okulda çocuklarının ahlakının bozulacağına ( yani başka dinlere ya da mezheplere kayacağından endişe ediyordu. Hatta papa bile '' Böyle bir okulda Katolik çocuklar Ortodoksluğa, Müslümanlığa kayabilir. Çok tehlikeli.'' Diyordu.
Okul aslında Müslüman- Türkler için tehlikeli bir okuldu. Ta ki II. Abdülhamit Osmanlı tahtına oturuncaya kadar...
Şimdi dikkatle takip edin.
1868- 1871 Yılları arasında Galata Sarayı Mekteb-i Sultanîsinin müdürü Fransız Ernest Salve idi. Dört yıllık sözleşmesi olmasına rağmen baskılar sonunda üç yıl görev yaptıktan sonra istifa etmişti.
Fransa '' Madem Fransız'a itiraz var o halde Türk vatandaşı ama azınlık müdür olsun.'' Deyince Adliye Müsteşarlığı da yapan Ermeni asıllı Ohannes Vahanyan ( Kısaca Vahan Efendi ) okulun ikinci müdürü olmuştur ama Adliye işlerinden pek vakit bulup da okula adımını atamadığı için değiştirilmiştir. [ Adam okula neredeyse hiç uğramamış ama görevi esnasında 150 Öğrenciyi yaramaz, söz dinlemez ve düzelmeleri imkansız olduğu gerekçesiyle okuldan atmış. Öylesine sert bir adam.]
Galata Sarayı Mekteb-i Sultanisine 1873'de Kostaki Fotiadis Paşa adlı Rum atanmıştır fakat onun görev süresi de 1874'de Sisam Beyi olarak atanınca sona ermiştir.
Galata Sarayı Mekteb-i Sultanîsinin dördüncü müdürü Rum asıllı Yuannis Sava Paşa olmuştur. İki yıl süren görevi esnasında okulda bir Mülkiye Mühendishanesi ile bir de Hukuk Mektebi kuran Sava Paşa en son olarak Girit valiliği yapmıştı.
Şimdi biraz daha dikkatle takip edin.
1876 Yılına gelince...
Bu tarih hem II. Abdülhamit'in tahta çıktığı tarihti hem de Galata Sarayı Mekteb-i Sultanîsine ilk Müslüman- Türk müdürün atandığı tarih...
Evet, II. Abdülhamit'in tahta geçtiği yıl Galata Sarayı Mekteb-i Sultanîsinin müdürlüğüne ilk kez bir Müslüman Türk olan Ali Süavi getirilmişti ve işin garibi Ali Süavi, bu okulun açılmasına -Fransız nüfuzunun arttırılacağı gerekçesiyle - en çok karşı çıkanların başında geliyorken şimdi okulun müdürü olmuştu ama bu müdürlüğü uzun sürmedi. 1877'de istifa etti.
Sonra?
Sonra bir daha bu okulun Fransız ya da bir başka devletten, ya da herhangi bir azınlıktan müdürü olmadı.
Evet, II. Abdülhamit'i tahttan indirip yerine kardeşi V. Murat'ı geçirmeye çalışırken Beşiktaş Muhafızı Yedi Sekiz Hasan Paşa tarafından öldürülen Ali Süavi gibi,
II. Abdülhamit'i öldürmeye çalışan teröriste '' Şanlı Avcı '' diyen Tevfik Fikret gibi ( 1908-1910) müdürleri oldu ama bu güne kadar Türk olmayan bir başka müdürleri olmadı. [ Tevfik Fikret bu okulun on üçüncü müdürüydü.]
Yani II. Abdülhamit'in tahta geçmesiyle okul Türkleşmeye başlamıştı.
Öylesine Türkleşmişti ki 1915'de gönüllü olarak Çanakkale Savaşları için cepheye koşup şehit olanlar sebebiyle bazı tarihçilere göre hiç mezun verememişti, bazı tarihçilere göre çok az mezun vermişti.
Sonuç olarak Galata Sarayı Mekteb-i Sultanîsi Fransızlara -onların umdukları - faydayı sağlamamış, tam tersine mesela o okulun mezunlarından olan Cevat Paşa, Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı olarak Çanakkale Savaşlarında Fransızlara da İngilizlere de kök söktürmüştü.
[ Cevat Paşa ( Cevat Çobanlı ) 1888'de henüz 18 Yaşındayken Galata Sarayı Mekteb-i Sultanîsinden mezun olmuş, sonra Harbiyeye girerek askerlik mesleğini seçmiştir. Çanakkale Savaşlarında Mustafa Kemal Paşa'nın komutanı iken Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal Paşa'nın emrine girmiştir. ]
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 10
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Bu Pilav Çok Su Kaldırır 2 Bölüm

Bu Pilav Çok Su Kaldırır 2 Bölüm

Sami  Biber Sami Biber