Teknoloji ve dijitalleşme, kavramlarının zirveye çıktığı ve hayatın her alanını ağ gibi sardığı günümüzde geleneksel , yüzeysel ve ham hayatın yerini
siber kavramı almış bulunuyor.
Her alanda siberleşme hüküm sürüyor. Siber zorbalık, siber dolandırıcılık, siber güvenlik ve siber sevgi ve tabii ki siber mutluluk. Liste uzayıp gidiyor. Siber dünya, günümüz insanın "olmazsa olmazlar" listesinde baş sıraya yerleşmiş, bunların yokluğu bir panik meselesi haline gelmiş. Siber alemde yokum demek bile yadırganıyor.
İçinde bulunduğumuz çağ, insanın
mutluluğu siber platformlarında aradığı bir çağ. Siber dünya, olunmadığı
kadar mutlu görünmek konusunda ihtiyaç olan tüm paylaşım araçlarını sunmuş
durumda.
Siber dünyada paylaşımımıza aldığımız her like ve atladığımız her level, minik minik dopamin
salgılatarak sinsice bağımlılıklar oluşturuyor.
Ulaşılamayan her mutluluğu
sanal bir koza içinde sunan siber dünyadaki
oyunlar ,kapış kapışa gidiyor. Gençler, sanal oyundaki istediği
karaktere bürünüp, istediği pahalı arabalara biniyor, lüks restoranlarda yemek
yiyip, ulaşılmaz olan her şeye sahip oluyor. Siber mutluluk , hayali bir benlik
içlerinde büyütüyor milenyum kuşağını.
İnsanoğlu, mutlu olmak
isteyen ve her daim mutluluğu arayan bir canlı. Oysaki siber dünyadaki anlık ve mış gibi hayatlar, sahte mutluluklar peydahlıyor. Gerçekçi
olmayan güzellik standartları ve kusursuz hayatlar gibi imgeler, insanlarda
yetersizlik ve değersizlik duygularına yol açıyor. Sürekli başkalarıyla
karşılaştırma yapmak ve onların beğenilerini kazanmaya çalışmak, stresi ve
kaygıyı körüklüyor.
Öylesine derin ve öylesine
insani duygular, dijital ekranda bir “beğeni” ya da “yorum” ile tatmin edilmeye
çalışılıyor. Oysaki bu geçici mutluluk,
sürekli daha fazlasını istemeye neden oluyor. Siber dünyadaki akışkan ve
anlık ilişkiler, sürekli bir değişim ve geçicilik içinde olduğundan
samimiyeti ve gerçekliği zedeliyor. “Gösterisel duygular ‘’ bağlılığın yerini
alarak tatmin edici olmaktan uzaklaşıyor.
Siber dünyadaki yüzeysel
bağlılıklar, derin ve anlamlı ilişkilerin yerini alıyor. ‘’Araştırmalar
gösteriyor ki, sosyal medya platformları, bireylerin kendilerini ifade etme,
toplumsal kabul görme ve duygusal-düşünsel ve fiziksel boyutta onaylanma
arayışlarının merkezine yerleşmiş durumda. Özellikle genç nesiller arasında
yapılan bir araştırmaya göre, katılımcıların %67’si mutluluğun sosyal medya
üzerinden “beğeniler” ve “paylaşımlar” aracılığıyla elde edilebileceğine
inanıyor.
Aynı araştırma,
kullanıcıların %43’ünün kendilerini “daha fazla sevgi dolu ve kabul edilmiş”
hissetmek için sosyal medyayı kullandığını ortaya koyuyor. Bu istatistikler,
sosyal medya platformlarının, insan psikolojisinin derin arzularını nasıl
manipüle ettiğini gözler önüne seriyor .’’ (1)
Siber dünya, insanları
birbirine bağladığı kadar, onları yalnızlaştırarak sahte bir mutluluk algısı
yarattığı da bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Heyecan ve haz ağır basarken,
diğer yanda sorumluluk ve üretkenlik sadece dile vuruyor
Siber ortamda, girdiğimiz ve
etkileşimde bulunduğumuz her yanda, dijital ruhlarımızdan bir parça
bırakıyoruz. Hiçbir parça heder olmuyor, zira kapatılan ve ölen kişilere ait
sosyal medya hesaplarını delik deşik eden dijital zombiler var.
İnsanlar, dijital dünyanın illüzyonlarından
sıyrılarak mutluluğu siber alanda değil,
gerçek dünyada arama yolculuğuna bir an önce çıkmalıdır. Aksi halde ,
elektrikler kesildiğinde duyulacak feryatların yürekleri yakması yakındır.
1 ) www.bizvehayat.com / Yasemin Koçak Tezel
.
.