Bizi Öldürtmek İstediğini Bizzat Padişahın Ağzından İşitsem İnanmam
BİZİ ÖLDÜRTMEK İSTEDİĞİNİ BİZZAT PADİŞAHIN AĞZINDAN İŞİTSEM İNANMAM ''HAKİMİYET BİLA KAYD-Ü ŞART MİLLETİNDİR 2. BÖLÜM
TBMM, 23 Nisan 1920'de aynen Mustafa Kemal Paşa'nın genelgesinde belirtildiği şekilde açıldı.
Açılışta geçici başkanlığa en yaşlı üye olması sebebiyle Sinop Mebusu Şerif Bey getirilmişti.
Saat 13.45'de gerçekleşen açılışta önce Şerif Bey bir açılış konuşması yaptı.
Kürsüye daha sonra Mustafa Kemal Paşa çıktı ve meclisin hangi organlardan teşekkül edeceğini bildirdi. İstanbul'dan gelecek olan Meclis-i Mebusan üyelerinin hangi ilin mebusu iseler aynen o ilin mebusu olarak TBMM'de de yerlerini alacaklarını söyledi.
Sonra divan katipleri Mustafa Kemal Paşa'nın önerisiyle seçildi ( Bursa Mebusu Muhittin Baha ( Pars ) ve Kütahya mebusu Cevdet)
Son olarak mebusların mazbatalarının incelenmesi için on beşer kişilik iki encümen heyeti kura ile seçildi ve en son 24 Nisan 1920'de toplanmak üzere meclis tatil edildi.
******
24 Nisan 1920'ye gelince.
O gün ilk birleşimde mazbataları incelenen mebusların mebuslukları kabul edildi. Sonra Mustafa Kemal Paşa Mondros Ateşkes Antlaşmasından Erzurum Kongresine kadar yaşanan olaylar ile ilgili bilgi verdi.
İkinci birleşimde yine Mustafa Kemal Paşa bu sefer Erzurum Kongresi ile İstanbul'un resmen işgali arasındaki yaşananları hatırlattı.
Üçüncü birleşimde İstanbul'un işgalinden TBMM'nin açılışına kadar yaşanan gelişmeleri anlattı ve dördüncü oturumun gizi olmasını teklif etti.
24 Nisan 1920'de Saat 17.30'da başlayan dördüncü ve gizli celsede Mustafa Kemal Paşa, toplam 120 Mebusun 110'unun oyunu alarak TBMM Başkanı seçildi.
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, kürsüye geldi ve çok uzun bir konuşma yaptı.
Konuşmasının konumuzla ilgili bölümünde aynen şunları söyledi:
''..................... Halife-i mukaddesimiz( Kutsal Halifemiz ) Efendimiz Hazretleri eda-yi salât için( Namaz kılmak için ) Camiye gittikleri zaman kendilerini muhafaza eden kıtaat-ı askeriye(askeri kıta) İslâm askeri değildir. İngiliz askeridir. Bu şerait-i elimeye (acıklı şartlara) duçar olmuş olan Padişahımızla hususî temas dahi mümkün olamaz.
Sureti umumiyede bir şey arzedeyim : Farzedelim ki resmî ve hususî her türlü temas mümkündür. Ne anlamak istiyoruz? Bu temastan millet; istiklâlini, tamamiyeti mülikiyesini Makam-ı Hilâfet ve Saltanatın müstakil ve masun olmasını vicdanî bir emel telâkki etmiştir. Bunun için burada çalışıyoruz ve çalışacağız. Halife-i Müsliminin bundan başka bir şey düşünmesine imkân tasavvur ediyor musunuz? Ben şahsan hiç bir şey düşünmem. Zat-i Şahanenin ağzından işitsem mutlaka bunun icbar(zorlama ) ve tazyik(Sıkıştırma)altında olduğuna hükmederim.
O halde ne işitmek istiyoruz? Daha dün okuduğumuz sâniadan( Uydurma, tuzak, hile ) ibaret olan fetva cümlenizin malûmudur. Hürriyetine, serbestisine malik olan böyle bir Halife verdirir mi?''
Mustafa Kemal Paşa'nın TBMM başkanı sıfatıyla yaptığı bu konuşmayı anlayamayacak hiç kimse yoktur sanırım. Çok açık ve net bir şekilde ''Camiye bile özgür bir şekilde gidemeyen padişahın hakkımızdaki fetvayı isteyerek imzaladığına bizzat padişahın ağzından işitsem bile inanmam. İngilizlerin zoru ile imzalamıştır. '' Diyordu.
Hemen ertesi gün (25 Nisan 1920) TBMM, bir başka şey daha dedi:
BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN MEMLEKETE BEYANNAMESİ ( GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE )
''Anadolu'nun her köşesinden gelen vekillerinizin teşkil ettiği Büyük Millet Meclisi, olanı biteni dinleyip anladıktan sonra millete hakikati söylemeye lüzum gördü.
İngilizler tarafından satın alınan ve milleti birbirine düşürmek maksadını güden bâzı hainler sizi aldatmak için türlü türlü yalanlar söylüyorlar. İzmir vilâyetinin, Antalya'nın, Adana'nın, Anteb'in ve Maraş ve Urfa havalisinin düşmanlar tarafından işgali üzerine silâhına sarılan milletdaş ve dindaşlarınızı yine size mahvettirmek için Padişah ve Halifeye isyan sözünü ortaya atıyorlar.
Millet Meclisi Halife ve Padişahımızı düşman tazyikinden kurtarmak, Anadolu'nun şunun, bunun elinde parça parça kalmasına mâni olmak, payitahtımızı yine anavatana bağlamak için çalışıyor.
Biz vekilleriniz Cenab-ı Hak ve Resul-ü Ekremi namına yemin ederiz ki Padişaha ve Halifeye isyan sözü bir yalandan ibarettir.....................Allah'ın laneti düşmana yardım eden hainlerin üzerine olsun ve tevfikı(başarısı), Halife ve Padişahımızı, millet ve vatanı kurtarmak için çalışanların üzerinden eksik olmasın.''
****
Dahası var mı? Var.
27 Nisan 1923'de Ankara'ya vasıl olan Fevzi (Çakmak) Paşa'nın aynı gün TBMM'de yaptığı konuşma var ( onu da gelecek bölümde yazacağım ) O da padişahın bir önceki bölümde bahsettiğim fetvayı İngiliz süngüsü zoruyla imzaladığını söylüyor ve Mustafa Kemal dahil hiç kimse '' Ne süngüsü, ne zorlaması paşam ! Adam kendi makamını kurtarmak için bizi feda ediyor.'' Demiyordu.
***
Yahu iyi de sadece beş ay sonra 25 Eylül 1920'de Mustafa Kemal aynı mecliste'' Hilâfet ve Saltanat makamını işgal eden zat, bu millet için hain bir adamdır'' dediğinde aynı mebuslar ayağa kalkıp alkışlamışlardı bu sözleri? Beş ay içinde değişen neydi? [
Unutmadan, 23-24-25- 27 Nisan 1920'deki Meclis de Birinci Meclisti, 25 Eylül 1920'deki meclis de I. Meclisti.. ]
Gelecek bölümde.
Bizi Öldürtmek İstediğini Bizzat Padişahın Ağzından İşitsem İnanmam başlıklı yazı Sami Biber tarafından
16.04.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.