Kurban gittik bir meçhule,
Sırtımızda bilinmez bir yük,
Yabancı topraklarda kaldı adımlarımızın izi.
Bir gülün diline tarumar olduk,
O tatlı sözler, o narin eda,
Savurdu bizi diyar diyar, başıboş bir rüzgar.
Ahvalimizi sormaz oldu yaban eller,
Halimizden anlamaz oldu tanıdık yüzler,
Yalnızlığın soğuk nefesi sardı her yanı...
Ne çare, derman bulunmaz bu derde,
Çabaladıkça battık umutsuzluğun derinlerine,
Yüreğimiz kan revan, dinmeyen bir sızı.
Közde yandık, külde tutuştuk,
Önce aşkın ateşiyle kavrulduk,
Sonra ayrılığın külleriyle savrulduk.
Yelin savurduğu bir yaprak misali,
Kaderin acımasız ellerinde oyuncak,
Rotasız bir gemi gibi bilinmezlere doğru...
Gönül hicranla doldu taştı,
İçimizde özlem bir deniz gibi kabardı,
Gözyaşlarımız kıyıya vuran dalgalar gibi.
Yanaklarımızda kurudu tuzlu izler,
Dinmeyen bir yağmurun hatırası.
Umut bağımız erkenden koptu,
Yeşermeden solan bir fidan misali,
Hayaller yarım kaldı, düşler eksik...
Nidanur Demirci 🍁
(
Bir Gülün Dilinde Savruluş başlıklı yazı
İstisnakadın tarafından
6.05.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.