Düşlerim mi?
Hapı yuttuğumdan garantisi
Sözcüklerin cafcaflı istikameti
Bir b/ölü iki iken aşkın mahşeri
mesaisi:
Belki de vahşetin ta kendisi yaşam
Mecburi hizmetimi yapmaktan da öte
Mecburiyetten düştüm ben hüzün
denizine
Aslında aşk, diyecektim:
Aşikâr aşkın aşka düşkünlüğü
Yüz görümü bir şiirin de sevdaya
düştüğü
Ayan beyan havsalamdan firar eder
sancılar
Göğün metruk hanesi
Tekil hüviyetimin b/ağlanmışken
basireti
Hicvi olsaydım keşke gülüşlerimin
Eriyen bir buzul misali
İçime ket vuran sıcağın iniltisi
Hem rüzgârım hem de yenik
Yanık bir türküden de yok idi ötesi
İmlamdır düzgün olan
İbraz ettiklerim olsaydı keşke yalan
Bir hummalı kaçış ki kendimden
Cüret edemedim gitti
İçimde saklı o karanlık zemini
Solmadan büyümediğim kadar ihanetim
kendime
İtibar görmek adına
Eşkâli yitik bir günce
Saf tutulası o s/afiyet
Meddücezri sözcüklerin ruhumda saklı
asalet…
Bir milat,
Bir de dolan miat
Biteviye sökün eder yalnızlık;
En matbu cümledir yaratılan
farkındalık
Bir kulp iken ruhuma takılan
Bir de tamburu göğün
Asılası bir ferman,
Şahit tutulası melekler.
Aşılası bir yokuş
Kapışan yer ve gök ve ömür…
Ölümle eşleşen kürek kemiğim
Sandalımdan eksik etmediğim kadar
küreği
Kördüğüm olsa olsa
Külliyemde yaşattığım kadar mutluluğu
Taviz vermeden kendimden
Ulak bildiğim her satırı
Boca eden elbet Tanrı.
Yüz görümü matemi
Ellerimle de ufaladığım bir zahmet
Güneş sahneden çekilmeden
Güleç bir şiire meyyal
Cereyan eden yalnızlığın
Hak hukuk tanımadığı kadar cihanın
Bir nesre dönüşebilirken şiir ansızın
Bir de nesnesi elimden kayıp giderken
zamanın…