Yarım Çuval Un
Babam, Kemalpaşa’nın bir köyünde demircilik yapardı. Köylünün bozulan tarım aletlerini onarır, geçimini alın teriyle sağlardı. Annem, tarlalarda yevmiye ile çalışırdı. O zamanlar sekiz-dokuz yaşlarındaydım. Benden üç yaş küçük bir erkek kardeşim ve henüz kırk üç günlük bir kız kardeşim vardı. Köyde, kira ile tuttuğumuz bir evde yaşıyorduk.
Günlerden bir gün babam aniden kalp krizi geçirip hayatını kaybetti. Daha ne olup bittiğini anlayamadan annem, biri kundakta üç çocukla ortada kaldı. Babamın yedisi henüz okunmuştu ki ev sahibimiz, kira ödemediğimiz bahanesiyle çiseleyen yağmur altında eşyalarımızı kapının önüne koyuverdi. Eşyalarımız dediğim, çoğu kırık dökük birkaç sandık ve yatak…
Köy muhtarı, halimize acıyarak köyün hemen dışında, tek göz bir kulübeyi bize verdi. Annem, eskisi gibi sabah erkenden kalkar, köylülerin tarlalarında çalışmaya giderdi. Erkek kardeşim, yeni doğan kız kardeşime annemin çalıştığı tarlada, bir ağaç gölgesinde ya da bir hendekte bakardı. Annem, tarlada diğer kadınlar bir sıra bitirene kadar iki sıra sürer, sonra koşarak kardeşimin yanına gider, onu emzirirdi. Akşamları yorgun argın eve döndüğünde bile eline çekiç alır, kulübeye bir şeyler eklemeye çalışırdı.
Zamanla annemin elleriyle büyüttüğü o kulübe, iki odalı ve mutfak gibi bir bölmesi olan küçük bir eve dönüştü. Köylüler, artık anneme "Usta Fadime" diyorlardı. Gerçekten de elinden her iş gelirdi. Hatta bir dönem, babamdan kalan birkaç aletle tarım makinelerini bile tamir etmişti. Geçimimiz zordu, ama annemin azmiyle hayatta kalmayı başarıyorduk.
Bir gün, ne yaptığımı bilmeden, evden sessizce çıktım. Yakındaki köyün kahvesine gittim. Muhtarla konuşup ailemizin durumunu anlattım, bana göre bir iş istedim. Oradaki zenginlerden biri beni yanına çağırdı, baştan aşağı süzdü ve “Benimle çalışır mısın?” dedi. “Olur,” dedim. İşim, ahırdaki birkaç büyükbaş hayvanla ilgilenmek ve geceleri tarlaya giren domuzları kovalamaktı. Kabul ettim, ama bir ricam vardı:
“Annemle kardeşlerime götürmek üzere yarım çuval un verebilir misiniz?”
Muhtarın araya girmesiyle unu verdiler. Bir atın sırtında köyüme döndüm. Annem beni çok merak etmişti. Durumu anlatınca, üzülse de çaresizce kabul etti. Unu bıraktım, akşam üzeri geri döndüm.
Kaldığım yer, evin ahırına bitişik küçük bir bekar odasıydı. İçinde bir yatak, bir ocak, bir mangal vardı. İşveren adam pek insan kıymeti bilmezdi ama eşi çok iyiydi. Her öğün bana yemek gönderirdi. Geceleri, domuzlar tarlaya geldiğinde elime aldığım boş tenekeyle bağırarak koşar, korkutup kaçırmaya çalışırdım. Aslında ben de çok korkardım; çoğu zaman çardağın üstüne çıkar, oradan bağırırdım.
Kaldığım süre boyunca kazandıklarımı anneme götürür, evin ihtiyaçlarını karşılardım. İşverenin eşi de anneme çocuklarından kalan kıyafet ve yiyecek gönderirdi. Annem bir gün, kardeşlerimi de alıp kaldığım yeri görmeye geldi. O gece birlikte kaldık. Evin hanımı bize çok iyi baktı. Yıllar geçti, daha iyi bir hayat umuduyla annemle birlikte Bursa’ya göçtük.
Bursa’da demiryolu mevkisinde iki göz bir ev kiraladık. Ben bir dokuma atölyesinde çalışmaya başladım. Kardeşim de okuldan kalan zamanlarda getir-götür işlerinde bana yardım ediyordu. Patronumuz iyi biriydi. Kardeşim ilkokulu bitirince aynı atölyede birlikte çalıştık. Annem yine tarlalara gider, kız kardeşim de işçilere su taşırdı. Yavaş yavaş toparlandık. Yeni bir eve taşındık. Kazandıklarımızı hep annemize verirdik. Annem acil ihtiyaçlar dışında para harcamazdı. Yıllar içinde küçük bir ev satın aldık. Ben askere gittim, Kore’ye. Döndüğümde yine dokuma işine devam ettim. O günden sonra mahalledekiler bana "Koreli" demeye başladı.
Kardeşim de askerden geldi, o da dokuma işine döndü. Annem hâlâ tarlalarda çalışıyordu, kız kardeşimse ev işleriyle meşguldü. Sonra eski evi yıkıp aynı arsaya yan yana iki ev yaptık. Tapuları annem bize verdi. Ben evlendim, birkaç yıl sonra kardeşim de. Patronumuzun da yardımıyla birkaç dokuma tezgâhı alıp kendi işimize başladık.
Kız kardeşimize de talip çıktı, onu da evlendirdik. Ama kocası ne yazık ki kumarbaz çıktı. Düzeltmeye çalıştık, başaramadık. Kaybedince kardeşimizi döverdi, biz de onu döverdik. Bir gün sarhoş halde eve gelip kavga çıkardı. Kardeşime vurduğu yumrukla kardeşim bayıldı. Kendisi de gaz lambasını alıp tuvalete giderken düştü, yangın çıktı. Evle birlikte ikisi de yanarak can verdi.
O olay hepimizi yıktı. Annem bu acıya dayanamadı, hastalandı. Doktorlara götürdük ama nafile... Bir sabah işe gitmeden önce odasına uğradım. Secdede durmuş, kıpırdamıyordu. Sessizce yaklaştım. “Anne,” dedim. Yana devrildi. Namazda vefat etmişti.
Zamanla işlerimizi ayırdık. Aynı arsada yan yana oturuyorduk. Benim dört kızım, kardeşimin üç çocuğu vardı. Derken kalp hastası olduğum anlaşıldı. Emekli oldum ama tanıyan fabrikalar çağırdığında hâlâ çalışıyordum. Emeklilik maaşı için yeni yeni bankamatik kartları dağıtılmaya başlamıştı. Bir gün damadım geldi, “Baba, yarın bana biraz para lazım,” dedi. Eşim, “Baban yarın maaşını alacak, verir,” dedi. Ben de kabul ettim.
Ama sabah erken saatlerde bankamatik kuyruğuna girmek gerekiyordu. “Ben bu gece yarısı gider paramı çekerim,” dedim. Eşim, “Kar yağıyor, ortalık buz. Bir şey olmasın,” dedi. Dinlemedim. Saat gece yarısını geçince yola çıktım. Kar hafif hafif yağıyor, zemin buz tutuyordu. Paramı çektim, dikkatle yürüyerek karşıya geçmek isterken sadece bir fren sesi duydum…
Tabutun içinden çıkarılan cenaze, yağan karın altında mezarına indirildi. Dualar edildi, herkes dağıldı. Kadın, eşinin mezarı başında ağlayarak dua etti. Karlar altında, kızlarının kolunda yavaş yavaş mezarlığı terk ederken hâlâ gözyaşlarını tutamıyordu.
Kamil Erbil


( Yarım Çuval Un başlıklı yazı kamil-erbil tarafından 2.07.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu