
Müzmin bir coşku, esaretinde hüznün
devasa bir yürek iklimi adeta kardığım ve konduğum tentesi göğün
Yüz görümüne muadil hıçkıran sesi
yalnızlığın…
Göğsümü gere gere yaşıyorum, bayım
Göz ucumda saklı bir esinti
olduğunuza yabancı değilim ben
Yok sayıldığıma vakıf bir varlık
olmanın
Haşmetinde serili iken hiçliğim
Ve gergef misali işlediğim benliğim…
Hoyrattır bizim buralar
Bense alabildiğine huysuz düş görümü
mizacım
Mütereddit yolcuların asla cesaret
edemediğim kadar
Elbet duacıyım kaderime
Temennimde saklı kederi yok saymak ne
haddime?
Gönlümün tarhında seken bir kuş
misali
Belki de belki de o ağır kurşun
Yinelediğim kadar hayatı
Konduğum izafi rahle
Başım gözüm üstüne sandukamdan sökün
eden
Bilumum acı ve sökük ve hicvi yaşamın
Bense edimlerinde saklı hicranıyım
yok sayıldığımın
O devasa penceresinden kuş bakışı
seyrettiğim
Nice mizansen
Kılı kırık yaran bir tebessümle içime
saklandığım ne ki?
İçre dönük yolculuğumun müdavimi
Varsa yoksa sevgi ve hüzün, bayım:
Ve o hüzünbaz yüreğimde saklı varlığınız
kadar
Kefil olduğum maviden bir cenneti bahşeden
nasıl ki
Rabbim cesaret bulduğum kadar
sevebilmeye
Öykündüğüm ya da özendiğim biri olmadı
asla bu dünyada
Ölgün iklim ve şakıyan yağmur
Öldürdüğüm dünüm sağdıcım keder
Sapla samanı ayıramayanlara kadar
heder
Olduğum
Hani bir koşu gidip geldiğim
Şu hayat yokuşunda seken bir kaldırım
serçesi misali
Kuşlara öykündüğüm de yalan değil
hani
Kuşpalazı iklim
Düşpalası yüreğim
Hüznün detaylarında silkelediği bir
kilim olsa olsa
Ayaklarımın altına serili hüznün ve kâhinin
dirayetimi
Sınadığı kadar evrenin deliktir
kulağı
Her nasılsa gitmiş ta kulağına Sağır
Sultanın
Sizi sevdiğim kadar da basireti
b/ağlandı
Şaşkın yüreğimin
Dedim ya: demez olaydım…
Lakin ikiliyorum sözcüklerimi
Ve göğsümü gere gere yaşadığımın
ertesi
Yazdıklarımda saklı bir hasretim var
ki kendime
Mutlak coşkuma ve hüznüme
Diktiğim esvabı da veremedim hiç
kimseye
Hiçliğime öykünen nicesi
Ölü nefsimin ertesi
Düştüğüm yolda değil
Baş koyduğum umudun da yolcusu
Bir kalem ve yürek neferiyim ki
Kimliğime kimse yabancı
Yârim bildiğim kadar kalemi
Kalender meşreptir içine sığındığım o
devasa kale
Rüzgârın ses tonunda saklı şarkı gibi
Aşkın yelloz özlemine şerh düşülesi
Bir hasret ki kendime ve mutluluğa
Kucak açtığıma delalet içimde saklı
Semazen hani, hani eteklerinden
dökülen sözcüklere
Bir kisve ya da hata bulmasın hiç
kimse
Ölgün demansı sözcüklerin…
Hani, hani kürediğim mevsimin ve
şehrin
Tüten dumanı
Tütün kokan seyrinde elemin
Tutucu bir iklim misali
İçime yağdığım hasbelkader
Tetikleyen yalnızlığın iç burktuğu ne
ki?
Düşmez kalkmaz bir Allah
Mizacımın yitik tonunda saklı hoş bir
v/eda adeta
Küskünlüğüm size ve aşka
Kulluğuma biat
Şakıdığım kalem ve şu hayat
Bir imla hatası olabilirim misal
İsmime ihanet ettiğimden de fazlası
saklı içimde
İçtimada geçen ömrün nezdinde
Yakut gözlerinde sevdanın
Varsa yoksa kol kanat geren Rahmanın
Aşkına bandığım kadar inancı ve umudu
Kaybolmanın bin bir yoluna saptım
sapalı
İnşallah bulacağım da bir gün kendimi
İklimsiz seyrinde ömrün
İkilem dolu nice insan nice hikaye
Bir ben olmanın muadili iken şiirden
akan göz yaşı
Elbet sevdadır ve kutsayan bunca
acıyı
Sadece ve sadece Rabbin nezaretinde
Sadık olduğum İlahi Aşk ve hüznün
sarkacı
Kırık bir kum saati misali
Saklı olduğum saklı tuttuğum o tek
zerre…